DOLAR 5,7280
EURO 6,3051
ALTIN 275,9
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

ZULÜM – KORKU SARMALI

24.12.2014
85
A+
A-

Zulüm; korkunun en belirgin işareti, korkakların da en çok bilinen silahıdır. Bu gerçek, tarih boyunca hiç değişmemiştir. Ama değişmeyen bir gerçek daha vardır ki o da bu silahın her zaman geri teptiğidir. Değişmeyen her iki gerçeği zalimler iyi bilirler ve bu yüzden de takatlerinin son raddesine kadar kullanırlar, bir gün geri tepmesinden korktukları bu silahı. Hafızalarımızı biraz zorlarsak; 12 Eylül darbesinin ardından yaşananları, darbecilerin kendi yaptırdıkları Anayasa ile kendi geleceklerini nasıl teminat altına almak gayretine düştüklerini göz önüne getirirsek, sözünü ettiğimiz “Zulüm- Korku” sarmalını daha net görebiliriz. 1982 Darbe Anayasasının meşhur “Geçici 15. Maddesi”, 12 Eylül Zalimlerinin adeta korkaklık itiraflarıdır.
Esas itibarıyla bugün izlediğimiz manzara da 12 Eylül Darbecilerinin kapıldığı telaştan, yaşadıkları gelecek endişesinden çok da farklı değildir. Onlar, kendilerini Anayasal teminatla koruyabileceklerini düşünmüşlerdi. Şimdikiler Anayasal teminatı pek yeterli bulmuyor olacaklar ki; yasa değişiklikleriyle yetinmeyip, yasa uygulayıcıları üzerinde de yoğun bir kadrolaşma gayreti içerisine düşmüşlerdir. Ancak görünen o ki; attıkları her yanlış adım, geride bıraktıkları hasarı biraz daha arttırdığı için, geleceğe yönelik korkuları da o ölçüde büyümektedir.
Yapılan bir takım operasyonlara, bu operasyonlarla ilgili yazılıp, çizilenlere çok da fazla takılıp kalmamak lazım. Şayet birileri, dün “Hoca Efendi” hatta “Muhterem Hoca Efendi” dediklerine bugün “Şarlatan” diyorlarsa, burada durup düşünmek lazım. Aynı şekilde; daha dört yıl evvel “Mümkün olsa mezardakileri bile kaldırıp, referandumda ‘EVET’ dedirtmek gerek” diyecek kadar birilerine muhabbet duyanların, bugün aynı kişilere “Firavun” benzetmesi yapmaları da bir o kadar düşündürücüdür.
Aslında, her iki cenahında son bir yıl içerisinde literatürümüze kazandırdıkları veciz(!) ifadeleri sıralamaya kalksak, sayfalar yetmez. Malûm; “Hafıza-î beşer nisyan ile malûldür.” demişler. Biz de unutulmaması bakımından bir kaçını burada hatırlatalım istiyoruz o veciz ifadelerin. Geçen yıl bu zamanlar ülke gündemine bomba gibi düşen 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından; “Ne istediniz de vermedik ulan nankörler!” diye haykıranların, o nankörleri “İninize gireceğiz ininize!..” diye tehdit ettiklerini sanırım herkes hatırlıyordur. Bu tehditler karşısında beri taraftan yükselen; “Birlikte ne güzel işler yaptık. Şimdi neden bu düşmanlık…” serzenişleri, on yıl boyunca birlikte tutulan işlerin bir ikrarı gibiydi sanki.
Son günlerde AKP sözcülerinin “Biz yapmadık, onlar yaptı.” diye bas bas bağırarak, sıyrılmaya çalıştıkları, özellikle hedefinde Türk Silahlı Kuvvetleri olan türlü kumpasların, ortak tutulan işlerin en başında geldiğini herkes biliyor aslında. Bir dönem “Kozmik oda” operasyonlarını anlatarak ekranlarda boy gösterenlerin, işler sarpa sarınca “Paralel yapı saflığımızdan yararlanmış…” deme utanmazlığına düşmelerinin de farkında herkes. Belki de bu farkındalıktır, iktidar sahiplerinin geleceğe yönelik korkularını arttıran. Geride kalan 12 yıllık dönemde, vicdanları sızlatan haksızlıklara ve hukuksuzluklara ait birçok fotoğraf karesi var hafızalarımızda. O fotoğraf karelerinin oluşmasında müşterek pay sahibi olan taraflardan biri olan iktidarın, yapılan zulmün faturasını tümüyle diğer ortağına yıkma gayretiyle giriştiği yeni kanunsuzluklar, kapıldıkları korkunun dışavurumundan başka bir şey değildir.
Son gelişmelerin ardından çok komik bulduğum bir açıklamayı sizlerle paylaşarak, sözü bağlamak istiyorum. İktidar adına 14 Aralık operasyonuna yönelik ilk açıklamayı yapan AKP Gurup Başkanvekili Ahmet Aydın diyor ki:
“Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde kurallar bellidir. Yargının bu süreç içinde nasıl davranacağı çok açık ve nettir. Yargı, kendi kuralları içinde bu süreci yürütür. Bağımsız ve tarafsız yargının vermiş olduğu karara sonuçta hepimiz saygı duyarız. Soruşturma yürütülüyor.”.
Ben çok güldüm bu açıklamaya. Eminim siz de…

Zihni AÇBA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.