Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

ZAM YAĞMURU HALKI BEZDİRİYOR

ZAM YAĞMURU HALKI BEZDİRİYOR
15.05.2020
A+
A-

Son açıklamalar ışığında ne yazık ki Korona virüs salgınının neden olduğu hayatımızı derinden etkileyen tedbirlerden tamamen vazgeçilme ihtimali ortadan kalkmış gözükmektedir.

Korona sürecinde salgının yarattığı tehdit boyutunun anlaşılmasıyla, bilim kurulu üyelerinin verdiği bilgilerden hareketle, ülkemizdeki korona virüslü vaka sayısının

200–400 Bin kişi arasında olabileceğini, ölümle neticelenen vaka sayısının ise en iyimser % 2,5 oranıyla 5000–10000 ölümlü kayıp olabileceğini öngörmüştüm.

Bu gün itibariyle ölümlü vaka sayısı oranı % 3’e yaklaşmış, ölüm ise 4007 sayısına ulaşmış durumdadır.

Türkiye’nin korona tablosunu dünya örnekleriyle kıyaslayarak değerlendirdiğimizde, salgının yakın bir gelecekte tamamen ortadan kalkması bir tarafa tekrar yükselişe geçme riski yüksek oranda mevcuttur.

Tüm başarılı sonuçlara rağmen en azından maske ve fiziki mesafe gibi tedbirlerin daha uzunca bir süre devam etmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Gelinen noktada anlaşılan o dur ki, hayatımızı kısıtlayan çok zorlu bu sürecin daha devam edeceğidir.

Millet olarak bize düşen, gerçeği tüm çıplaklığıyla görmek, durumun ciddiyetini bilerek gelişmeleri değerlendirmektir.

2020 yılbaşından bu yana sağlık başta olmak üzere ekonomik ve sosyal tüm alanlarda büyük kayıplar söz konusudur.

Özellikle gıda ürünleri ve tüketim mallarında her gün değişen etiketlerle gözüken fiyat artışları yoğun olarak göze çarpmaktadır.

Söz konusu fiyatları incelediğimizde zamların, çoğunlukla üretici fiyatlarının artışından kaynaklanmayıp aracıların vurgunculuk arzularından kaynaklandığına şahit olmaktayız.

Bizlere düşen yaşananlara rağmen günlük yaşantımızın aldığı hasarların bilincinde, sahip olduğumuz imkanlar dahilinde dayanışma içinde olmaktır.

Durumu fırsata çevirmeye kalkanlara fırsat verilmemesi, bu aşağılık yaklaşımı ortaya koyanların gereken karşılığı bulmasının hukuk içinde kalarak temini hayati öneme sahiptir.

Vahşi kapitalizmin “bırakınız yapsınlar” mantığı yerine, kontrollü bir piyasa sisteminin gerekli yasal düzenlemelere kavuşturularak hakim kılınması, giderek yaygınlaşma eğilimi gösteren zamların önlenmesi için şarttır.

Geçerli yasal alt yapı olmadan Rekabet Kurumu ve belediye zabıtalarıyla piyasanın denetim altına alınarak zamların önlenmesi mümkün olamayacaktır.

Türkiye’yi yönetenler gıda ürünlerindeki fiyat artışlarına yoğunlaşması ve piyasanın ipini ele alması zorunluluktur.

Aksi halde çok ciddi ekonomik ve sosyal olaylarla huzur ve güvenliğimiz tehlikeye düşecektir.

Böyle bir tablo uzun süredir millet olarak maruz kaldığımız dış ve iç tehditlerin milletimiz ve devletimiz aleyhine neticelenmesi ihtimalini yükseltecektir.

Allah korusun, işte o zaman alınacak tüm güvenlik tedbirlerine rağmen yazar kasaların fırlatıldığı, intihar vakalarının arttığı, protesto seslerinin yükseldiği bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olabilecektir.

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.