DOLAR 5,7477
EURO 6,3817
ALTIN 272,8
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

YSK vetolarını kaldıran AKP değil miydi?

06.12.2012
94
A+
A-

Orhan Karataş

Dağdan inen katillerle kucaklaşan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması hukukun da, demokrasinin de, imanın da, vicdanın da gereği. AKP biraz geç kalmış olsa da, sicili ile uyuşmasa da, en azından milletin gazını almak için meseleyi gündeme getirdi. Biz en başında; “eğer bu AKP ile BDP arasında yeni bir hazmettirme operasyonu için danışıklı dövüş değilse, sonu gelmez” dedik. Keşke yanılsaydık. AKP içindeki gizil BDP’liler anında harekete geçti. İtirazları gidermek için toplantılar yapıldı. Bu toplantıların öncesinde de, sonrasında da sayın başbakan uzun açıklamalarda bulundu. Şimdi bir bulunan formüle bakın, bir de sayın başbakanın sözlerine. Formül tamamen sulandırmak ve dokunulmazlıkları kaldırmamak için. Kapsamı bu yüzden genişletiyorlar. Nasıl olsa bu kadar çok dokunulmazlık dosyası bu meclisten geçmez. Böylece, “biz getirdik, ama meclisten geçmedi” diyecekler. Ama sayın başbakanı dinlerseniz, bütün bunlar bir başka ülkede yaşanıyor zannederseniz.

Yolu siz açtınız

Hiç şaşırmadık. Çünkü bu formül AKP’nin siciline çok uygundur. Aksi olsaydı, bu dosyalar ilk haliyle meclise getirilseydi, şaşardık. Seçimlerin hemen öncesinde bu milletvekillerinin bazılarını YSK aynı gerekçeyle veto etti. Sonra ne oldu? AKP devreye girdi, formül bulundu. Aylarca bitmeyen mahkemeler birkaç saat içinde sonuçlandı. Kararlar değiştirildi ve veto edilen adaylara milletvekili olma yolu açıldı. Bunları milletvekili yaparken ettikleri yemine bağlı kalmalarını, bu ülkeni bölünmez bütünlüğünden yana olmalarını mı bekliyordunuz? Siz yolu açtınız, onlar da varlık sebeplerinin gereğini yaptılar. Ayrıca, onların dağdan inen eli kanlı katillerle kucaklaşmasıyla, Kandil’den inen katillerle aynı masada etrafında oturup pazarlık etmek arasında ne fark var?

İtiraflar

Sayın başbakan bütün bunları yok sayarak BDP’ye yükleniyor. BDP’nin ne olduğu, neye ve kime hizmet ettiği belli de, böyle bir sicilin sahiplerinin BDP’yi eleştirmesi ne kadar inandırıcı olabilir? Kendi içinizdekileri ne yapacaksınız? BDP’lilerden ne farkları var? Nitekim, yüklenirken bile aslında itiraflarda bulunuyor. “Hakkari’de mitinge gideceğim, vatandaşım sokağa çıkamıyor, perdelerin arasından bakıyor. Terörü bir yöntem olarak görenleri hoş göremeyiz.” Diyor. Bu sözler AKP ile geçen 10 yılda ülkenin ne hallere getirildiğinin itirafı değilse nedir? Vatandaşın sokağa çıkamadığı bir ülke kimin eseridir?

Çareyi siz üreteceksiniz

Diğer meselelerle ilgili söylenenler de farklı değil. Muhalefeti eleştirirken, “Hangi çareyi söylediler? Eleştirmekten başka hangi çıkış için ne gösterdiler, bir yol haritaları var mı?” diye soruyor. Muhalefetten çare bekleyen bir iktidar dünyanın neresinde görülmüş? Çareyi siz üreteceksiniz sayın başbakan. Demokrasiler böyle işler. İktidar çare üretir, muhalefet eleştirir. Siz 10 yıllık iktidarınızda bu ülkenin halledilmiş tek bir tane sorununu gösterin. İkincisini sormuyoruz, tek bir şey gösterin ki, bu milletin hayrına, bu ülkenin faydasına sonuçlanmış olsun. Nitekim 10 yıllık icraat olarak saydıklarınızın tamamı eksik ve tek taraflı.

Borçlar ne olacak?

Fazla uzağa gitmeden son bir haftanın rekorları ilan ettiklerinize bakalım. “Borsa 7 kat artarak 75 bin barajını aştı” diyorsunuz. O borsada oynayan, tatlı karlar elde edenler kimlerdir? Bu ülkenin milyonları mı, nereden gelip nereye gittiği malum bir avuç mutlu azınlık mı? “Merkez Bankası rezervleri 117 milyar doları aştı. Biz 27 milyar dolarla aldık. IMF borcumuz 1 milyar doların altına düştü.” Diye övünüyorsunuz. Ne güzel. Bir de borcumuzun nereleri aştığını, cari açığın nerelere ulaştığını, neden dünyanın en pahalı petrolünü tüketmek zorunda kaldığımızı açıklasanız. Patlayan kredi kartı borçlarını, defalarca katlanan ödenmemiş çek ve senetleri, toplumun cinnet halini nereye koyuyorsunuz? Üstelik, bu ülkenin 80 yıllık bütün birikimlerinin satılmasına, bu kadar ağır vergi ve zamlara rağmen. Batık bankaların ANAP ve DYP’nin eseri olduğunu zerre kadar vicdanı olan herkes bilir. O kadronun bir çoğu şu anda sizin partinizde. Hem de önemli yerlerdeler.

Ya ithalat ?

İhracatın 36 milyar dolardan 150 milyar dolara doğru gittiğini söylüyorsunuz. Bir de ithalatın nereden nereye geldiğini, ihracat dediğiniz şeyin ithalata dayalı ve kağıt üzerinde kaldığı için altının nasıl boş olduğunu anlatsanız. Olağanüstü halin ne zaman kaldırıldığını tarihleriyle defalarca açıkladık. Buna rağmen hala kendinizin kaldırdığını söylüyorsunuz ki, aslında sadece bu kadarı diğer söyledikleriniz için bir ölçü olmaya fazlasıyla yeterlidir. İtibar, saygınlık, bölgesel ve küresel düzeyde rol oynama işine isterseniz hiç girmeyelim. Zira, Türkiye’nin düşürüldüğü durumlar orta yerdedir. En yakın komşularımızla bile savaşın eşiğine geldik. Daha dün Financıal Tımes’in yazdıkları sizi ne kadar etkiliyor bilmiyorum, ama bu ülkenin bir vatandaşı olarak bizi kahrediyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.