DOLAR 5,7378
EURO 6,3564
ALTIN 278,2
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Yalan, Talan İfşaatları Devam Ediyor

27.03.2014
65
A+
A-

Yatak odası kasetlerinin de başbakanın bilgisi ve onayıyla servis edildiğini ortaya koyan yeni bir ses kaydı yayınlandı. Başbakan daha öncekiler gibi derhal inkar edip, küfür ve hakaretlerle karşı atak başlattı. Ancak bu durum ortadaki vahameti de, zerre kadar aklı olan herkesin sorduğu yığınla soruyu da ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Birbirinizi tamamlıyorsunuz

Bu ses kaydı olmasa da, AKP’nin işin içinde olabileceğini şüphelerini arttıran bir çok gelişme ve cevap arayan yüzlerce soru var. Bunların en başında da, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasına yol açan kasetlerle ilgili, neden hiçbir şey yapılmadığı ve sorumluların ortaya çıkarılmadığı sorusu geliyor.

Çok iyi biliyoruz ki, istenirse bu görüntüleri çekenler de, talimatı verenler de, yayınlayanlar da kolayca bulunur ve cezalandırılır. Bu yapılmamıştır. Yapılmadığı gibi bu görüntüler seçim meydanlarında bizzat başbakan tarafından kullanılmış ve “ne özeli, genel bunlar genel” denilerek, oya dönüştürülmek için her türlü çaba gösterilmiştir.

Şimdi çıkıp, “yahu bunları internet sitelerinden ben kaldırttım” demek, ne bu gerçeği değiştirir, ne de ortadaki iddiaların cevabı olur. Görüntüleri yayınlandıktan sonra, yani maksat hasıl olduktan sonra kaldırttınız, ama siyaset malzemesi yapmaktan da geri durmadınız. Yatak odalarına kamera yerleştirenlerin asıl niyetleri de zaten bu değil miydi? Birbirinizi nasıl tamamladığınızın bundan daha net, daha kesin ispatı olabilir mi?

Başbakan nereden biliyor?

İkinci soru şudur: Dün Yıldıray Çiçek kardeşim de yazdı. Bu kasetlerden neden herkesten önce başbakanın haberi oluyor? Hemen hemen her mitingde, her konuşmasında, 11 yıllık ortağı Pensilvanya’ya göndermeler yaparken, birilerinin kasetleri olduğunu söyleyip, şantaj yapıldığını iddia ediyor sayın başbakan. 25 Aralık’da yeni kayıtların ortaya çıkabileceği ve bunların neler olabileceğiyle ilgili söylentileri ciddiye alıp, seçim kürsülerine taşıyan da bizzat sayın başbakandır.

Başbakan kimin hakkında ve ne tür kasetler olduğunu nereden biliyor? Mesela AKP’nin iç yüzünü ortaya koyan açıklamalar yapan eski bakanı İdris Naim Şahin’in kasetleri olduğu için istifa ettiğini ilan etti. Bu değerlendirmelerden sonra, “Pensilvanya’da kaset üretim fabrikası kuruldu” demek, ne kadar inandırıcı olabilir? Yapılan açıklamalara bakılırsa bu fabrikaların birlikte kurulduğu kendiliğinden ortaya çıkmıyor mu?

Yargıyı neden işletmiyorsunuz?

Üçüncü bir soru daha var. Başbakan kendinden emin olduğu konularda hemen meydan okuyor ve aksini ortaya koyarak iddiayı çürütüyor. Olması gereken de budur. Akıl da, siyaset de, hukuk da, vicdan da bunu gerektirir. Peki aynı şeyi evinde istiflenen ve sıfırlanması için oğlu Bilal’e talimat verdiği iddiaları için niye yapmıyor? Götürürsünüz kayıtları bir teknik kurula, yarım saat içinde size sonucu verir. Böylece bunların hem montaj olduğunu ispatlar ve kafalardaki soru işaretlerini bitirirsiniz, nem de alır seçim meydanlarında kullanırsınız. Niye yapmıyorsunuz?

Aynı soru yayınlanan Deniz Baykal görüntülerinin bizzat başbakan tarafından servis ettirildiği iddialarıyla ilgili de geçerlidir. Hakaret etmek ve “sitelerden ben kaldırttım” diyerek, işin üzerini örtmeye çabalamak yerine, böyle bir şey olmadığını, bu ses kaydının montaj olduğunu belgelersiniz ve bir daha da kimse ağzını açamaz. Tam tersine telaşla hakaret yağdırıyor ve ön almaya çabalıyorsunuz.

Ortalığa saçılanlar

AKP’nin iktidarda kalmak için kendi içinde kurduğu dehşet dengesi bozulmuş ve birbirlerini karşılıklı olarak ifşa etmeye başlamışlardır. Birlerini çok iyi tanıdıkları ve 11 yıldır bu yollarda birlikte yürüdükleri için, ne çıkacağını, hangi kayıtların servis edileceğini de biliyorlar. Nitekim, ortalığa çok vahim, çok sarsıcı şeyler dökülmüştür.

Bebek katiliyle kurulan şerefli ilişkilerin sonunda bu caniye nasıl teslim olduklarından tutun, milyar dolarların evlerde istiflenmesine; devlet ihalelerinin nasıl ve hangi yüzdeler karşılığında dağıtıldığından kara para aklama düzenlerine; rüşvet ve yolsuzluk dümenlerinden medyayı ele geçirme ve susturma taktiklerine; milletin anasına avradına küfredilmesinden ayakkabı kutularına kadar her biri diğerinden daha ağır, daha vahim onlarca şey ortalığa saçılmıştır.

Bunların bir kısmının doğru olduğunu bizzat başbakan itiraf etmek zorunda kalmıştır. İnkar edilenlerle ilgili de tutarlı hiçbir şey ortaya konulamamıştır. Her kayıt mutlaka soruşturulmaya ve yargı takibine muhtaçtır. Akıl da, vicdan da, siyaset de, ahlak da, demokrasi de, hukuk da bunu söylüyor. Bu değerlerin zerresinin olduğu her hangi bir ülkede şimdiye kadar bir çok dava açılmış olurdu. Bu kadar ağır suçlamalarla karşı karşıya olanlar, telaşla inkar etmek, yargı üzerinde baskı kurmak, medyayı susturmak ve milletin aklıyla alay etmek yerine kenara çekilip gerçeklerin ortaya çıkmasını beklerdi.

Bu kirden kurtulmak gerekiyor

Böyle bir kirin üzerine, haklı ve faydalı bir düzen kurulamaz. Yatak odalarını dahi siyaset malzemesi yapan bir iktidardan ne kendine, ne ülkeye, ne de oy verenlere bir fayda gelmez. Sayın başbakanın değimiyle ahlaksızlık kazansa da kaybetmiştir. Bu kayıp sadece kendileriyle de sınırlı değildir. Ülkeye kaybettiriyorlar ve ağır bedeller ödetiyorlar.

Hiç kimse bu kiri, “yol yapıldı, köprü yapıldı, Marmaray yapıldı, ülke uçtu, gelişti, zenginleştik, kömür makarna sahibi olduk” diyerek, meşrulaştıramaz. Buna hiç kimsenin hakkı yok. Ortalığa saçılanların sadece birisi doğru olsa dahi yeterlidir. Buna sebep olanlar da, onay verenler de her iki cihanda sorumludurlar. “Allah” diyen, “Müslümanım” diyen, “ülkemi seviyorum” diyen, “bayrak inmesin, ezan susmasın” diyen, hiç kimse bu düzenin devam etmesine onay veremez.

ORHAN KARATAŞ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.