DOLAR 5,7260
EURO 6,3413
ALTIN 276,9
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Ya zam rekorları ne olacak?

15.02.2013
62
A+
A-

Orhan Karataş

Hükümet sözcüleri Türk ekonomisinin içinde bulunduğu hazin durumu milletten saklamaya çalışırken, IMF’ye olan borcun sıfıra yaklaştığı gibi bir perdenin arkasına saklanmaya uğraşırlar. Türkiye’nin borçlarını sıfırlaması, dışa bağımlılığın azalması, milli gelirin artması, refahın yükselmesi hiç şüphesiz en çok bizi sevindirir. Bunu sağlayacak hükümetlere de ancak teşekkür edebiliriz. Ancak, ne yazık ki, her alanda olduğu gibi ekonomide de büyük bir yanıltma, karartma ve kandırmayla karşı karşıyayız. Millete anlatılanlarla yaşananlar taban tabana zıttır. Bunu biz söylemiyoruz, devletin resmi rakamları ortaya koyuyor.

Sorunsuz bir ülke teslim edildi

Her şeyden önce AKP’nin 10 yılı aşkın bir süredir ve tek başına iktidar olduğu unutulmamalıdır. Bir başka partiyle kıyaslama yapabilmek için aynı iktidar süresinin o partilere de verilmesi gerekir. Kaldı ki, AKP’ye terörden ekonomiye, dış politikadan güvenliğe varıncaya kadar istisnasız her alanda sorunsuz bir ülke devredilmiştir. Ekonomide yıllarca hiçbir şey yapmadıklarını, kendilerine bırakılanı devam ettirdiklerini kendi bakanları itiraf etmiştir. Bu da yetmemiş AKP’nin iktidarı döneminde dünya konjonktürü tarihte görülmemiş biçimde olumlu gitmiştir. Buna devletin elinde avucunda ne varsa yok fiyatına satılmasını, şartlar gereği akan ve ucu bucağı belli olmayan yabancı sermayeyi de eklemek gerekiyor.

Yüksek rant

Bütün bunlara rağmen 10 yılın sonunda durum son derece sıkıntılıdır ve ekonomi imdat sinyalleri vermektedir. Şu anda ekonomiyi ayakta tutan tek şey nereden gelip nereye gittiği belli olmayan, ancak yüksek rant sağladığı kesin olan 150 milyar dolar civarındaki sıcak paradır. Zaten bu parayla AKP’yi kontrolde tutuyor ve istediklerini yaptırıyorlar. Zerre kadar kontrolden çıkması durumunda bir gecede her şeyin alt-üst olacağını en iyi AKP kurmayları biliyorlar. Rakamlara boğmak istemem, ama ne olduğunu anlayabilmek için devletin açıkladığı bazı göstergeleri kullanmak zorundayım.

Rakamlar tersini söylüyor

AKP’nin masa başında yaptığı düzenlemelerle her şeyi tersine çevirme ustalığı bile gerçekleri gizlemeye yetmiyor. Milli geliri trajikomik hesaplamalarla uçurmuş olmak, enflasyonu dinamit ve masa topu fiyatlarıyla dizginlemek, cari açığı, işsizliği kalem oyunlarıyla düşürmek belki kağıt üzerinde sonuç veriyor, ama gerçek hayatta yaşanan zorlukları değiştirmiyor. IMF’ye borcu sıfırladığını söyleyen AKP eğer zerre kadar samimiyse 2012 sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam kamu borcunu 3 kat arttırarak 530 milyara çıkardığı gerçeğini de bu millete anlatmalıdır. Aynı şekilde cari açık 0,6 milyar dolardan 60 milyar dolara yükselmiş, masa başı düzenlemeleri bile felaketi gizlemeye yetmemiştir.

Sosyal patlama riski

Ayrıntılarda çok daha vahim şeyler ortaya çıkıyor. Dünyanın en pahalı benzinini tüketen ülkeyiz. Doğalgaz ve elektrik başta olmak üzere iğneden ipliğe kadar her şeye düzenli olarak gelen zamlar ve katlanan vergiler insanımızı canından bezdirmiştir. Hükümetin yıllık enflasyon oranı diye bu millete yutturduğu rakamları vatandaşın günlük harcamalarında aylık olarak yaşıyor. Kredi kartı borçlarındaki büyük patlamanın bir sosyal felaketi de beraberinde getirdiğini hükümetin bakanları itiraf etmek zorunda kalıyor. Özellikle son aylarda esnaf perişan durumdadır ve kapanan iş yeri, çıkarılan işçi sayılarında bir felaket yaşanmaktadır. Tedbir alınmaması ve bu gidişatın bir süre daha devam etmesi durumunda, şu anda hiç hesapta olmayan sarsıntıların yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

Gerçekler

Türkiye bir taraftan bölücü ihanetin girdabında kıvranırken, diğer taraftan büyük ve derin bir ekonomik felakete doğru hızla yol almaktadır. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’de partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada bu duruma özellikle dikkat çekmiş ve şunları söylemiştir: “Ekonomide artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Tüketim ve ithalata dayalı sanal büyüme açmazı ülkemizi ağır dış borçların altına iterek milli geleceğimizi ve bağımsızlığımızı tehdit eder hale gelmiştir. Kişi başına düşen borç miktarı hızla artış göstermiş, kredi kartı borcu yükselmiş ve bankalar insanımızın yarınlarına ipotek koymuştur. AKP yönetimindeki Türkiye’de 1 milyonu aşkın kardeşimiz açtır, nüfusumuzun dörtte biri yoksuldur. AKP ile gelir dağılımındaki adaletsizlik artmış, imtiyazlı yandaş fırsatçı ve talancılar doğmuştur. Esnafımız dükkânlarını, mağazalarını kapamaktadır. Küçük ve orta boy işletmelere kilit vurulmakta, vergi mükellefi sayısı azalmaktadır. Küçük sanayicimiz ağır vergiler altında can çekişmektedir. Vadesinde ödenemeyen çek ve senetlerde patlama vardır. AKP Türkiye’sinde dünyanın en pahalı benzini satılmakta, dünyanın en yüksek telefon vergisi alınmaktadır. İşsizlik devasa boyutlara ulaşmıştır. AKP’nin sahte rakamlarına rağmen sokaktaki her üç kişiden biri işsizdir. Sözde kredi kullanımı adı altında konut fiyatları katlanarak artmıştır. Milyonlarca dar gelirli için ev almak hayal olmuştur. Cari açık büyümeden taviz verilerek güç bela engellenmeye çalışılmaktadır. Pazar ekonomisi bahanesi ile AKP çiftçimizi ezmeye devam etmektedir. Üretici canının telaşına düşmüştür. Ürünü ya tarlada çürümüştür, ya da aracıya, tefeciye, komisyoncuya yok pahasına satılmıştır. AKP ile her geçen yıl, çiftçimiz bir litre mazot ve bir torba gübre alabilmek için daha fazla buğday, tütün, üzüm, mısır satmak zorunda kalmıştır. Girdi maliyetlerinin artması hayvan ve süt üreticisini yoksulluğa sürüklemiş, sürü sayısı her geçen gün azalmıştır. Türkiye dünyanın en pahalı borçlanan ülkesi olmuş, ihtiyaç sahipleri, enflasyonun çok üstünde faizle borca batmıştır.”

İçi boş övünmeler bütün bu gerçekleri değiştirmiyor. 10 yılda gelinen nokta içler acısıdır. Türkiye, her alanda olduğu gibi ekonomide de büyük ve derin çıkmaza sürüklenmiş ve bir felaketin eşiğine getirilmiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.