Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

VAKTİYLE BİR ATSIZ VARMIŞ

11.12.2019
A+
A-

Ülkücülerin “Çay TutkusuAtsız‘dan gelmedir. Yemek yemeyi sevmeyen Atsız, çok çay içermiş. Bu bulanık sudan ne zevk alıyorsun diyene gülerek, “Çay, kainatın varoluş sebebidir azizim” cevabını verirmiş…

*

12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’da doğdu. Yazar, şair, tarihçi ve düşünce insanıdır. Cumhuriyet Döneminde Türkçülüğü savunan edebiyatçılar arasında öne çıktı ve bu konuda bizlere pek çok makale, şiir ve eser bıraktı…

Denizci asker aile geleneği onu Askeri Tıbbiye mektebine yönlendirmiş, ilk Türkçülük tohumları orada ruhuna işlemişti…

Lakin tezatlık olmuş, saatlerce Türklük şuuru hakkında sohbet ettiği, tüm maneviyatını etkileyen Türkçülüğü, onun bu okuldan atılmasına sebep olmuştu…

*

Peki O’nu diğerlerinden bir adım öne çıkaran neydi?

Atatürk onu çok etkilemişti…

Saygı olsun bu çelik atlıların Göktuğuna, Tuğu kaldırmış olan orduların Başbuğ’una” sözünü Mustafa Kemal Atatürk’e ithaf etmişti…

Dün sultanlara taptığı zannolunan bu millet, milli mevcudiyetini tehlikede görünce bir kumandanın emri altına girmiş hayatını ortaya atarak istiklalini ve istikbalini kazanmıştır.

Osmanlı‘da unutulan Türklük şuurunu her alanda ön almanın gerektiğini, yıkılmayacak Türk Devleti‘nin zeminini bunun oluşturacağına inanıyordu…

Zaman içinde seveni kadar nefret edeni de çoğalmıştı…

Fikir adamı, yol gösterici, hedef belirleyici özelliği çok kişiyi korkutuyordu…

Bir ülküyü gerçek Türk Tarihi perspektifinden değerlendirip onlarca yıl söylemlere can oldu, yüzbinlere umut oldu…

En asi gençlik yılları sürgünlerle geçse ne gam…

Asker üniforması olmadan, ruhu asker disiplinine sahip bir edebiyat öğretmeni…

Eserlerini her okuyanın hayranlıkla, aşkla bağlandığı Türklüğü maneviyatında yaşatan ülkücülerin idolü…

Geçmiş gelecek onunla harmanlanmıştı…

Kazanılmadan, emek verilmeden bir soyadım olamaz demesine rağmen Adsız koymadılar soyadını, hadi senin de Atsız olsun dediler…

Atsız değildi halbuki Adsız olarak soyadını almak istemişti…

Atsız Mecmua, Orhun Dergisi‘ni Türkçülük fikrini çoğunluğa yaymak için çıkardı…

Giderek gençler arasında seviliyor ve çevresi kalabalıklaşıyordu…

Ülkücülüğün kitabını yaşayarak yazıyordu….

Türklük ona göre öksüz kalmıştı.

Bir kemiğin ardından, saatlerce yol giden itler bile gülecek kimsesizliğimize.

Bu popülerliği ve dik duruşundan rahatsız olanlar çoğalıyordu…

*

Varolan sistem niye onu reddediyordu, yahut Atsız niye varolan sistemi reddediyordu?

İnönü’ye “Komünistlerle işbirliği yapıyorsunuz” deyince hükümetin en tepe noktasının ilgi alanına girmişti…

İnönü‘yü önce Cumhurbaşkanı olması için desteklemiş fakat sonradan Rusya‘nın kontrolüne girmesi ve halkı yoksullukla boğuşurken zenginlik içinde yaşıyor olması onu rahatsız etmişti…

İnönü en sert açıklamalarını onun için dile getiriyordu…

Politik süreçte söylemleriyle Atsız tehlike arz ediyordu.

Siyasette muhabbet hepsi yalan palavra, doğru sözü Kültegin kitabesinde ara.

İşkence ve baskıları, o idealist duruşundan eksilme olmadan atlattı…

Olma böyle sinsi çakal yahut engerek, Bozkurt gibi kartal gibi dövüşmek gerek.” demişti bir kere…

Demir parmaklıklar ona şeref madalyası oldu…

Soğuk tabutluklarda fikrini söylerken, işkencelerden yılmadı…

İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için. Ve kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için.

*

Milliyetçi Türkler onun önderliğinde 3 Mayıs 1944’te tarih yazdı…

Yeni nesile bu tarih azim oldu, hırs oldu…

Ona Irkçı dediler…

Irkçılık; kafa tasçılık yani başka bir ırkın yaşam hakkını sırf bu yüzden elinden alacak kadar saplantılı bir düşünce tarzıdır oysa…

O sadece kendi Irkının yükselmesi için fikirler üretiyordu…

Biz Avrupalı değiliz, buz gibi Asyalı’yız. Hepsinden üstün olarak birde Türküz, anladın mı Monşer?” diyerek bizi Avrupa‘nın kültürüne yamamaya çalışanlara kafa tutuyordu…

1980 darbesinde bir kez daha Taşmedreseliler tabutluklara konacak fakat aynı inançla her türlü işkenceye Atsız ruhuyla karşı koyacaklardı…

*

Zordur ülkücü olmak, hele ölene kadar ülkücü kalabilmek daha da zordur…

İşini, aşını, mevkini, paranı, eşini, dostunu kaybedersin, çocuğuna iş bulamazsın ama Türklüğünü kaybeden bunları kaybetse ne olur…

Türklük şereftir, şandır, ahlaktır…

Zordur ülkücü olmak…

Ne mutlu Türk’üm diyene demek onlar için Ne mutlu Ülkücüyüm demekle eşdeğerdir…

Erkeği,kadını yoktur; Bozkurt’tur onların adı…

Ateşten gömleği canı yansa da sırtlar ve Turan‘a yürür…

*

Hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki. Ne yazsak eksik kalırız…

Her edebiyatçının hayali, öldükten sonra ardından onun gibi eserlerinin, isminin sahiplenilmesidir…

Yüz paralık kurşunla gider hayat dediğin. Tanrı yolu uzaktır, erken kalk sıkı giyin. Yazık bütün ömrün boyunca o kadar özlediğin, güzel Kızılelma’ya varmadan öleceksin.

Hüseyin Nihal Atsız, atlıları bile atından indirecek şiirler yazan adam.

Ruhun şad olsun, Kızılelma ülkün, dün olduğu gibi bugün de Ülkü Ocaklarına ışık oluyor…

Binlercesi senin öğretilerinle Başbuğ Türkeş‘i Yolbaşçı seçti…

Ondan alınan bayrağı Türk Dünyası’nın Bilge Lideri Dr. Devlet Bahçeli taşıyor…

Milliyetçi, ülkücü Türk nesli yavaş ama emin adımlarla yılmadan siz atalarımızın verdiği manevi güçle Kızılelma‘ya yürüyor…

*

11 Ocak 1975’de Türkçü Atsız’ın ruhu Tanrı Dağı’na göçtü…

Rahmet, şükran ve hürmetle selamlıyorum…

Ruhu şad olsun…

Vaktiyle bir Atsız varmış, adıyla bin yaşasın, sonsuza kadar var olsun

Ölümünden sonra O’na yazılan şiirden kısa bir bölümle bitiriyorum…

Atsızlığı nam eden yiğitlerim atlansın,

Kor taşıyan avuçlar, pas çözsün, pusatlansın!

Yıkılsın Ergenekon, yurtlarım azatlansın!

Hainlere kargışlı, kahpe acun dar olsun!

“Vaktiyle bir Atsız varmış” var olsun!

Bozkurtlar diriliyor, ey kutlu atam Atsız,

Yolların başıdır bu, onun için pusatsız,

Bir işimiz hep yarım! yapılmıyor Kürşat’sız!

Sen ömründe bir kere, bir kere sevinirken,

Tanrı yolu uzaktır! biz sıkı giyinirken,

Ve demirdağ bir daha, bir daha delinirken,

Mezar taşımız yastık, yorganımız kar olsun,

“Vaktiyle bir atsız varmış”, var olsun!

 

 

 

LEYLA DÜZEL

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.