DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Hafif Sağanak

Üzmeyin Bülent Arınç’ı fena ağlar

11.02.2015
73
A+
A-

Ne demişti Tayyip Erdoğan… “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin davacısı bir gençlikten bahsediyorum” demişti.

Dindar’dan değil…
Kindar’dan bahsediyordu.

Necip Fazıl’ın gençliğe hitabesi’nden alıntıydı.
Peki, bu cümlenin devamında neler diyordu Necip Fazıl?

“Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik… Halka değil, hakka inanan, meclisinin duvarında ‘hakimiyet hakkındır’ düsturuna hasret çeken bir gençlik” diyordu.

Bu hitabeyi 1975’te yazmıştı. Devletin son 50 senesini, yani 1920’den sonrasını “işgal ordularının bile yapamayacağı cinayet, öldürücü küfür” diye tarif ediyordu.

Türkçe’yi kurbağa dili’ne benzetiyor, “yeni kurbağa diliyle bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak, mukaddes emaneti ne yaptınız diye meydana çıkacak bir gençlik” diyordu.

“Kapitaliste ‘Allah buyruğunu ve resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın’ ihtarını edecek bir gençlik” diyordu.

“Komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, fuhuş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri silkip atabilecek bir gençlik” diyordu.

“Genç adam! Senden beklediğim, manevi babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koymandır” diyordu.

Türkçe mealiyle özetlersek… Özlemini çektiği gençlik, “kindar, demokrasiye inanmayan, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’i reddeden, devlet yönetiminde şeriat isteyen, Cumhuriyet’i dinsizlik olarak nitelendiren, Türkçe’yi aşağılayan, işdünyasını din’le tehdit eden, laik eğitimi zehirli gören, yandaş olmayan medyaya fuhuşçu damgası yapıştıran, neticede, dava taşını gediğine koyana kadar mücadele eden bir gençlik”ti.

Peki, Necip Fazıl’ın “dava taşını gediğine koyma” lafını nereden hatırlıyoruz?
Onu da Tayyip Erdoğan söylemişti.
Andımız’ı yasakladığı gün… “Bu dava iğneyle kuyu kazılarak bugünlere ulaştı, dava taşını gediğine koyana kadar mücadele edeceğiz” demişti.

Herşey gayet net.

Ve, şimdi “giderayak” ne diyor Bülent Arınç… “Yüzde 50 oy alıyoruz ama, geriye kalan yüzde 50 bize nefretle bakıyor, Türkiye böyle yönetilemez” diyor.

İyi de… Tayyip Erdoğan bağıra bağıra “kindar” gençlik isterken, Bülent Arınç neredeydi? Uranüs’te miydi? Toplumu senden-benden diye bölerlerken, Bülent Arınç muhalefet partisi milletvekili miydi? İmam hatip’e gitmeyenlere “satanist” diyen kimdi? Abdullah Gül’e “dindar cumhurbaşkanı” diyerek, gelmiş geçmiş tüm cumhurbaşkanlarına “dinsiz” imasında bulunan kimdi? 10’uncu Yıl Marşı’nı duymak istemeyen, Vardar Ovası türküsüne bile tahammül edemeyen kimdi?

Rüzgar ektiniz.
Fırtına biçeceksiniz.

Tek davamız var bu ülkede, ilelebet payidar, Mustafa Kemal Cumhuriyeti…
Ve, bu davanın taşını gediğinden çıkaracak adam, anasından doğmadı henüz.

Yılmaz ÖZDİL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.