UŞİ (LOZAN) ANTLAŞMASI…

12.02.2021
A+
A-

UŞİ (LOZAN) ANTLAŞMASI…

     Lozan bir zafermidir adlı makalemden sonra, şimdi de daha önceki bir dönemde (18 Ekim 1918) imzalanan Uşi (Lozan) antlaşmasının gerçek hikayesini siz okuyucularımla paylaşacağım.

     Türk halkı arasında Ege denizde ki 12 adanın Lozan (1923) da verildiği bilgisi bir şehir efsanesi olarak anlatılmaktadır. Bu adalar Trablusgarp savaşı sonrası maalesef elimizden çıkmışlardır.

     Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş senedi olan Lozan Barış görüşmeleri Kasım 1922 yılında Kurtuluş savaşının galibi olan Türk delegasyonun Lozan’a davet edilmesiyle başlamıştır.

     Lozan Barış antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde antlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya TBMM hükümetinin yanı sıra İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve ilerleyen yıllarda kurulacak olan Yugoslavya’nın temelini oluşturan Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı imza attı.

     Tüm tarafların kendi iç onay süreçlerini tamamladığını bildirmesiyle birlikte antlaşma 6 Ağustos 1924’te yürürlüğe girdi. Ve böylece Lozan görüşmelerinin süreciyle ilgili bütün mevzuatın sonuçlandığının tescili onaylanmış oldu. Lozan Barış görüşmelerinde 12 ada ile ilgili hiç bir madde masaya yatırılmamış ve 1912 yılında ki 5.000.000 kilometre kare olan Osmanlı Devleti’nin toprakları 15 Mayıs 1919 yılında Yunanlıların izmir’e çıkmasıyla ile başlayan işgallerle topraklarımız, 350.000 kilometre kareye düşmüştü?

     Lozan Antlaşmasının 2023 yılında geçersiz olacağı yönünde bir takım iddialar zaman zaman ortaya atılmaktadır. Ancak Lozan, süresi olmayan, kalıcı uluslararası anlaşmalar arasında yer alıyor. Tabi ki kimse yarının ne olacağının garantisini veremez. Fakat kurtuluş mücadelesi vermiş bu necip Türk milletinin gerçekleştirmiş olduğu milli mücadelesini tarih altın harflerle yazmıştır. Bu top yekün bir savunmadır ve inançla ve imanla düşman bozguna uğratılarak bertaraf edilerek Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur.

     Bir çok cephede düşmanla savaşan Osmanlı Devleti o günlerde İttahaat ve Terakki yönetimi de kan kaybetmeye devam ediyordu. Doğru dürüst politika geliştiremeyen devrin iktidarı yapılan saldırıları milliyetçi akım hareketlerini karşılayacak bir irade ortaya koyamamıştır. Balkanlarda ki topraklarımız bir bir Devletimizden koparken çare üretemeyen Osmanlı Türk Devleti Fransızların, Cezayir’de İtalyanların Libya ve Trablusgab’ta ki işgallere engel olamamıştır. İtalyanlar özellikle Kuzey Afrika’yı işgal etmesi sonucu yerel halka ve Müslümanlara büyük zalimlikler yaparak buraları Osmanlı Devletinin elinden aldılar.

     İşte Lozan dediğimiz Uşi (18 Ekim 1912) antlaşması da bu savaşların sonucunda güçsüz Osmanlı Devletinin imzalamak zorunda kaldığı fakat bazı yandaş kişilerin Lozan Barış görüşmelerinde 12 adanın kaybedilmesi ve bir çok topraklarımızın elimizden çıkmasına vesile olmuştur. Tarihi vesikalar ve antlaşmalar ortadadır. Cumhuriyeti ve onun kurucu liderini, tüm unsurlarını itibarsızlaştırmak için Lozan Barış antlaşması tekrar, tekrar gündeme getirilmektedir. İşte tarihi delilleriyle Lozan da ki Uşi kasabasında gerçekleştiren ve Egede ki 12 adanın elimizden çıkma hikayesi böyle gerçekleşmiştir. Ve bu adalar bir daha asla geri dönmeyecek şekilde elimizden çıkmıştır. İkinci Dünya savaşı sonrası davet edildiğimiz barış görüşmelerine o gün ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenler katılmayarak tarihi bir fırsatı da kaçırmılardır.

     12 adalar konusu 18 Ekim 1912 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentindeki Uşi (Ouchy) kasabasında, Osmanlı Devleti ile İtalyanlar arasında yapılan bir antlaşmadır. Bu savaş  İtalya – Türk savaşı olarakta tarihte bilinmektedir. Libya ve çevresi, 12 Ada Osmanlı’nın ellinden çıkmıtır. Uşi Antlaşmasının sonucunda yapılan antlaşmaya göre:

1- Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya verilecek.

2- Rodos ve On İki Ada, Balkan Savaşlarının sonuna kadar geçici olarak İtalya’ya bırakılacak.

3- Trablusgarp ve Bingazi’deki Müslümanlar dini yönden Osmanlı halifesine bağlı olacak.

3- İtalya, kapitülasyonların kaldırılması konusunda Osmanlı Devleti’ne yardımcı olacak.

     Tarihin gerçekleri ve 12 adanın Türk tarafının elinden çıkma hikayesinin bütün hakikatı böyledir. Haksızlık ve karalama kampanyası yapılmadan, bütün tarihi vesikaların ve belgelerinin incelenmesi sonucunda gerçek değerlendirmelerde bulunularak, iftira ve karalama kampanyası yapmayarak, yalnızca gerçek hakikatı anlatmak çok doğru bir  yöntem olacaktır.

Ali KARACA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.