ÜNİVERSİTE SEVİNCİ VE HAYAT PAHALILIĞI

ÜNİVERSİTE SEVİNCİ VE HAYAT PAHALILIĞI
21.09.2021
A+
A-

Türk toplumu için günlük yaşantısını etkileyen çevresel ve dönemsel olaylar vardır.
Bu dönemlerin başında her şeyden çok önem verdiğimiz çocuklarımızın tatil sonrası okula başladıkları günler gelir.
Genellikle toplumumuzun alt ve orta gelir grupları için yüksek harcamaların yapıldığı günler sevinç yerine zamlar nedeniyle gergin geçer.
Milli gelirden yüksek pay alanlar için zamların kıymeti olmasa bile bahsi geçen düşük gelir sahipleri açısından zamlar kaygı vericidir.
Sonbaharın ilk günlerinde yaşananlar çiftçi işçi memur işçi ve emekli için gerçekten çok zordur.
Eli ekmek tuttuğunda Türk Milletine ve ailesine faydalı insan olmasını beklediğiniz evladınız üniversiteyi kazanıştır..
Her anne baba için bu durum mutluluk vericidir.
Ancak sevinciniz saman alevi gibi bir anda söner..
Sevinç yerini korku ve derin bir kaygıya bırakır.
Türkiye’de genellikle ailesinden uzakta okuması gereken evlatlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasında ne yurt ne de maddi destekler yeterli seviyededir.
Hele hele ümitleri bağladığınız devlet yurdunun çıkmaması sizi paniğe sevk edecektir.
Yeri gelmişken bir olayı sizlerle paylaşayım.
Günlük bulabildiği boya işleriyle ailesine bakmak durumunda olan bir hemşerimden dün aldığım bir telefonda kızının ülkemizin en önde gelen üniversitelerinden birini kazandığını memnuniyetle öğrendim.
Sözlerinde sevinç ve gururun dışında bir endişenin olduğunu anlamak benim için hiç de zor olmadı.
Kendisini tebrik ederek hayırlı olsun deyişimin ardından sezinleyişimin haklı olduğu gerçeği ortaya çıktı.
Başarılı kızımız yaz tatillerinde sigortalı bir işte çalıştığı için yurt çıkmadığını, özel yurtların ise kendilerinin karşılamasının mümkün olmadığı kadar pahalı olduğunu söyleyerek benden yardım istedi.
Çocuğunun barınma problemini çözemezse o ünlü üniversiteye gönderemeyeceğini ifade etti.
Konunun çözümü için bir hal yolu bulmaya çalışacağımı ifade ederek kendisini rahatlatmaya çalıştım.

2021 yılının sonbaharı ve 2022 yılı dar gelirli vatandaşlarımız için zor geçeceği anlaşılmaktadır.
Makro ekonomik göstergelerde yüksek kalkınma hızı ve milli gelir artışı olduğu ifade edilmekle birlikte geniş toplum kesimlerinin sıkıntı çektiği su götürmez bir gerçekliktir.
İhracatımızın bir önceki yılın baz etkisiyle % 21 seviyesinde artması önemli ve güzel bir gelişmedir.
Milli gelirimizin 1,5 Katrilyona yaklaşmış olması da heyecan vericidir.
Tüm bu güzel haberler vatandaşın hayat pahalılığı gerçeğini ne yazık ki değiştirememektedir.
Fiyatlardaki olağan dışı artışların olduğunu Cumhurbaşkanı da kabul etmiş ve önüne geçileceği sözünü vermiştir.
Marketlerdeki 100-150 liralık alışverişler anacak 300-350 liraya yapılır hale gelmiş durumdadır.
Yaş meyve ve sebzede, tarla ve bahçe fiyatlarıyla market fiyatları arasında % 300’e varan farklar söz konusudur.
Bu bakımdan makas iyice açılmıştır.
Düne kadar sofraların vazgeçilmezi domates tarlada 80 kuruşken tezgahta 3 liraya satılmıştır.
Bu gün ise tezgahta 6-7 liraya yer bulabilmektedir.
Benzer fiyat farklarını neredeyse tüm meyve ve sebze için de söyleyebiliriz.
Nohut, fasulye ve pirinçte durum daha da kötüdür.
Bir kilo bulgur, bir kilo unun fiyatı 5-6 liralara ulaşmış.
Söz konusu fiyat artışlarının karşılanması mümkün değildir.
Günlük hayat için yeme içme kadar zaruri olan elektrik, su, ulaşım gibi diğer harcamaların da en az %40 arttığını göz önüne aldığımızda tablo vatandaşımız için çok ağırlaşmaktadır.
Türkiye, geride kaldığını düşündüğümüz zam furyasıyla karşı karşıyadır.
Bu furyanın yalnızca ekonomik gerekçelerle açıklanması mümkün değildir.
Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, sermayenin halkı canından bezdirecek ekonomik saldırısı altındadır.
Bu öngörüyü güçlendirecek önemli işaretler vardır.
Otomotiv fabrikaları kapanmasın, işçileri işsiz kalmasın diye 50–60 Bin lira seviyesinde yapılan ÖTV indirimleri araba satın almak isteyen vatandaşa yansımamış, para babaları araçları satın alarak açık, kapalı garajlara doldurmuşlardır.
Araba bile karaborsaya düşürülmüş veya gelecek fiyat artışı sonrası satış yapmak üzere pusuya yatılmıştır.

Hükümetin göz yumması ve kısıtlayıcı yasal düzenleme yapması nedeniyle Ülkemizin perakende sektörünün büyük kısmını ele geçiren zincir marketler haftalık zamlarla milleti bıktırmış, servetlerine servet katmaya devam etmektedirler.
Hükümet tarafından derhal kuvvetli ve caydırıcı tedbirler alınarak piyasanın kontrol altına alınamaması halinde ülkemizde kargaşa kaçınılmazdır.
Sadece daha çok kar hırsıyla hareket eden bu kesimi vergi, ceza vs. gibi geçici gözdağıyla hizaya sokmak yeterli olamaz, yeniden benzer durumların yaşanmasını önlemez.
Daha ciddi yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Elbette piyasadaki yukarı doğru hareketlilik ekonomi sorumlularının yanında zabıta ve ülke güvenliği açısından da dikkatle takip edilmeli lüzum eden tedbirler süratle alınmalıdır.

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.