DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ HAREKETTE İSTİŞARE

ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ HAREKETTE İSTİŞARE
3.321
A+
A-

“Onların işleri, kendi aralarında istişare iledir.” (Şûrâ/38)

İstişare, kelime anlamı olarak bir konu hakkında birine danışmak olarak tanımlanabilir veya kısaca danışma denilebilir.
Yeri, göğü, tüm evreni yaradan Cenabı Allah Peygamber Efendimize(s.a.v) kutsal kitabımızda şöyle buyurmaktadır; (Yapacağın) işlerde onlarla (müminlerle)  istişare et. (Bir işe) azmettiğin zaman da, artık Allah’a tevekkül et. Muhakkak ki Allah, kendine tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân/159)

İstişare, Kuranı Kerime konu edilecek kadar insanlık için önemli bir toplumsal mekanizmadır.
Bu konudaki en güzel örnekleri bizzat peygamberimiz efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v) vermiştir.
O, her olayda vahiy yoluyla bilgilendirilmiş olmasına rağmen her işini istişare ile görmeye dikkat etmiştir.

İstişareyi kendi fikirlerini ümmetine kabul ettirmek için değil kanaatlerine aykırı olsa bile istişare sonunda öne çıkan fikirlere uymayı tercih etmiştir.
Bir örnek vermek gerekirse kendisi Uhud için bulundukları yerde kalarak savunma savaşını tercih etmesine rağmen ashabının Medine dışında düşmanı karşılama fikrine uymuştur.

İstişare, fikrine müracaat edilen kişilere değer verildiğini göstermesi bakımından kararın oluşmasına katkı verenlerin uygulamada da istekli ve gayretli davranması gibi doğal bir sonuç ortaya çıkarır.
Dinimizin bu kadar önem verdiği istişare toplum hayatımızın her alanında da etkisini geniş olarak göstermektedir.

Gönüllülük temelinde belli amaç uğruna insanları bir araya getiren siyasi partiler için de istişare başarının mutlak anahtarıdır.
Siyasi partiler, belli bir düşünceye sahip kişilerin fikirlerini devlet ve millet hayatına hakim kılmak için kurdukları organizasyonlardır.
Esas itibariyle siyasi partiler başarıya giden yolun başında birbirine kuvvetli bağlarla bağlı olan katılımcılarıyla beraberken, iktidar olurken ancak toplumun çoğunluğunu ikna ederek başarı sağlamış olurlar.

Netice olarak siyasi partiler için başarıya giden yol, önce istişare, ikna ve son olarak katılımla genişleme şeklinde ilerler.

Ülkemizde tartışmasız iktidar olmayı beceren siyasi partilerin de aynı yolu izlediğini görmekteyiz.
Bazı siyasi partiler için başarı sadece iktidar olmak değildir.
MHP gibi siyasi partiler için fikirlerinin ülke yönetimini etkilemesi de kimi zaman başarı olarak görülebilmektedir.
Ancak fikirleriyle iktidarları etkileyebilmek için de kitlelerle belli oranlarda olsa bile buluşmak gerekebilmektedir.

ÜLKÜCÜ-MİLLİYETÇİ HAREKETTE İSTİŞARE

Ülkücü-Milliyetçi Hareket, ilhamını Türk Milletinin zengin tarihinden alan fikirlerin temelinde evrensel değerleri ve Türk Milletinin cihanşümul devlet olma hedefini esas olan bir hareket olarak ortaya çıkmıştır.
Partileşmesini ise Milliyetçi Hareket Partisinin 1969 senesinde kurulmasıyla tamamlamıştır.
Adana’da yapılan 1. Kurultaydan itibaren Türk Milletiyle buluşma sürecini içinde bulunulan imkan ve şartlara göre şölen, kamp, divanlar tertip etmek suretiyle ülküdaşların arasındaki bağların güçlendirilmesine dikkat edilmiştir.

Yapılan bu toplantılar tüm hareket mensupları arasında düşünce, duygu ve hareket birliğinin tesis edilmesini kolaylaştırmıştır.
Bunların yanı sıra hareketin merkezi sevk ve idaresinden sorumlu olanlara en uçta bulunan dava adamlarının fikirlerinin de yol haritasının belirlenmesinde muazzam katkılarda bulunmuştur.
Özellikle Türk Milliyetçiliği fikrinin devletimizin ana karakteri olmasını sağlamak üzere yapılan faaliyetler sürecinde birer birer çoğalma döneminde geniş istişare çalışmaları da ihmal edilmemiştir.

Şimdilerde gizli bilgi toplama sonucunda belirlenen parti ve ocak yöneticileri 1980 öncesi geniş katılımlı ve tüm katılımcıların görüşlerinin muhakkak değerlendirilmesiyle çıkan sonuç istikametinde yapılırdı.
Ne yazık ki 1999–2002 koalisyon hükümeti döneminde parti içinde yaşanan disiplinsiz hareketler MHP’ni zaafa uğratmış, hareketin ülkeyi yönetme konusunda millet gözünde şüpheye düşmesine neden olmuştur.
Lider Devlet Bahçeli’nin isabetli karar ve uygulamaları neticesinde MHP 2007 yılında yapılan seçimlerle milletin tekrar umudu haline gelmeyi başarmıştır.
Kurulduğu günden beri MHP’nin Türk siyasetinde güçlü bir şekilde var olması içte ve dışta Devlet, Millet düşmanlarını rahatsız etmiş, parti daima gizli, açık saldırılara maruz kalmıştır.
Bu saldırıları, rahmetli Başbuğ ve Lider Bahçeli’nin isabetli ve kararlı duruşlarının yanında dava adamlarının tavizsiz, disiplinli destekleri sayesinde bertaraf etmek mümkün olmuştur.
Amerikan emperyalizminin yerli işbirlikçisi FETÖ ihanet şebekesinin her türlü devlet imkanlarını da kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği saldırılarda Ülkücülerin ortak iradesiyle etkisiz hale getirilmiştir.
1 Kasım 2015 yılında Akşener’in milletvekili adayı yapılmaması sonrasında yaşanan parti içi muhalefet hareketi MHP’den mümkün olan en büyük parçayı koparma zihniyetiyle sürdürülmüş ve nihayetinde yeni bir parti olarak ortaya çıkmıştır.
Her ne kadar daha büyük bir projenin parçası olarak ortaya çıkmış olsa da bu türden bölünmelerin parti içi iletişim/istişare eksikliğinden güç alarak daha etkili hale geldiğini tespit etmek durumundayız.
Başlangıçta neredeyse Ülkücü-Milliyetçi Hareketi ortadan çatlatacak kadar büyük olan bu bölünme, dava adamları ile yapılacak istişarelerle her şart altında bir arada yola devam etme konusunda ikna edilebilmiş olsa bu kadar yıpratıcı olmayabilirdi.

Ülkücü-Milliyetçi hareket, bir disiplin hareketi olmakla birlikte karar alma safhasında istişareci bir karakter göstererek, mensupları arasındaki iletişimi en üst seviyede tutmak zorundadır.
Kararların oluşturulmasında istişareci yol takip edilirken ancak yürürlüğe konmasında buyurgan bir yol takip edilmesi anlaşılabilir bir durumdur.
Bu anlayışı tersine çevirecek tutum ve uygulamalar ilk anda sonuca tesir etmemiş görülse bile bir süre sonra mutlak kayıpla biteceği akıldan çıkarılmamalıdır.

İçinde bulunduğumuz çağda ortaya çıkan yen iletişim imkanları ve kamuoyu oluşturma araçlarının yaratacağı kuvvetli saldırıları bertaraf etmenin yegane yolu ülkücü-milliyetçi toplumun bireyleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesine ve bağlantının açık tutulmasına bağlıdır.

Geldiğimiz nokta itibariyle Büyük Türkiye hedefine yürüyüşün başarılı bir şekilde sürdürülmesi için en uçtaki isminin önünde veya sonunda hiçbir unvanı olmayan ülkücülere bile önemli olduğunun hissettirilmesi gerekmektedir.
Son zamanlarda ülkemizin maruz kaldığı büyük tehditlerle mücadelede Ülkücü-Milliyetçi hareketin birliği ve uyumu daha büyük önem arz etmektedir.
Bir süredir yeterince yapılmayan veya sadece tepe kurum ve kurullarla sınırlı tutulan danışma mekanizmaları her kademede sürekli ve fonksiyonel halde tutulmalıdır.
Kısa aralıklarla yapılan istişarelerde bilgilendirme ile yetinilmeyip herkesin fikrinin özgürce ifade ettiği ve değerlendirilmesi sağlanmalı, meşveret anlamına uygun olarak yapılmalıdır.
Bu surette başarının yanı sıra, umulur ki Cenabı Allah’ın istişare konusundaki emrinin yerine getirilmesiyle rıza-i ilahiye de mazhar olmak mümkün olacaktır.

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.