DOLAR 5,7131
EURO 6,3023
ALTIN 275,8
BIST 102.769
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

ÜLKÜCÜ HASSASİYET VE BAYRAK YARIŞI

28.09.2012
118
A+
A-

Kurultay yaklaştıkça edilen laflara, kırılan bardaklara, devrilen çamlara bakınca bir ülkücü olarak üzülmemek, kahrolmamak mümkün değil. Katkım olur mu, dikkate alan olur mu bilmem, fakat yazdığım her cümleyi en az üç kere ülkücü terazisinde tartıp buraya koyduğumu bilesiniz.
***

Mevcuda karşı olabilirsiniz, başarısız bulabilirsiniz, değişmesini isteyebilirsiniz… Bunlar her ülkücünün şahsi düşüncesidir ve hürmete layıktır. Fakat karşı olduğunuzdan daha uygun birini o koltuğa oturtmalısınız ki, ülkücü hareket daha vahim durumlara düşmesin.
Ben şu anda etrafında oluşan halkaların büyük çoğunluğunun

Koray Bey’i sevdiklerinden değil Devlet Bey karşıtlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Şimdi herkes elini vicdanına koyup bu konuyu bir kez düşünsün. Hakikaten sizi Koray Bey’i desteklemeye iten şeyin bu işi hakkıyla yapacak donanıma sahip olduğu mu, yoksa sizin Devlet Bey’e olan karşıtlığınız mı? İyi düşünün çünkü ülkücü hareketi, şikâyetçi olduğunuz mevcut durumdan çok daha vahim durumlara düşürme ihtimaliniz var.

Şu anda elbette her ülkücü gibi benim de
memnuniyetsizliklerim, şikâyetlerim var. Hayatımda iki kere hayal kırıklığına uğradım. Birincisi “öpmek istediğimiz elin tokadı 12 Eylül”, ikincisi 57. Hükümet dönemi. Birincisi cismimizin, ikincisi ruhumuzun üstünden silindir gibi geçti. Tabiri caizse her ikisinin de teker izlerini halen sırtımda taşıyorum, binlerce ülkücü gibi.
Daha önce de söylemiştim, ülkücüler her devrin mağduru ve mazlumudur. Fakat “madem ülkücüyüz, o zaman devlete de küsülmez, partiye de” dedik ve hak bildiğimiz yolda devam ettik, edeceğiz.

Soruyu tekrarlayalım. Koray Bey’i hakikaten sevdiğinizden, donanımlı bulduğunuzdan mı etrafındasınız, yoksa sizi buna iten sebep sadece Devlet Bey karşıtlığınız mı? Her ülkücü bu soruya vicdanında cevaplamalı ve sadece şu anı değil geleceği de düşünerek cevap vermelidir.

Ben Koray Bey’e neden karşıyım?

Bazı şaşkınlar gibi, karşıtlığımın altını doldurmak için ipe sapa gelmez isnatlarda bulunacak değilim. Yüce divanda yargılanmış olmasını eleştirip suçlu muamelesi yapılması, hele hele bunu bir ülkücünün yapması saçmalığın daniskasıdır. Yüce divanda yargılanan Koray Bey değil MHP idi ve çok şükür oybirliği ile aklandık. Bana göre 57. Hükümetin tek başarısı afet konutları meselesidir. Ki bu başarı Devlet Bey’in büyük desteği ve Koray Bey’in gayretli çalışmasıyla elde edilmiştir. Bu başarı her ülkücü için bir övünç kaynağıdır. Ayrıca; suçlu olsaydı, Devlet Bey davet edip liste başı yapmazdı.

“Eee öyleyse Koray Aydın’ın genel başkanlığına neden karşısın” diye soracaksınız tabii.

Lafı eğip bükmeden direk söyleyeyim o zaman.
Donanım eksikliği bir yana ben Koray Bey’in concon karizmasının bu iş için uygun olmadığını düşünmekteyim. Koray Bey ve benzeri “Müktesep milletvekillerimizde” ülkücü hassasiyet yoktur. Ben bu tür ülkücülere mösyö veya monşer diyorum. Allah daha çok versin Koray Bey yetiştiği sosyo-ekonomik çevre asabiyle, istese de bazı ülkücü hassasiyetlere sahip olamaz. Ülkücü hassasiyet ancak yaşayarak elde edilebilecek haslettir. 57. Hükümet’te görev alan yetkililerimizin çoğundaki eksiklik Ülkücü Hassasiyetlerinin olmayışı idi. Elbette hepsi ülkücü idi fakat birçoğunun “olanaklı, olasılıklı” cümleler kurup demeçler vermeleri “ülkücü hassasiyetlerinin” olmadığına küçük bir örnektir. Türk Milliyetçiliği şuuruna sahip olmak demek, öncelikle Türkçeye sadakat şuuru taşımak demektir. Ülkücü olmakla ülkücü hassasiyetlere sahip olmak arasındaki farkı sanırım biraz olsun anlatabildim.

Bunu geleneksel milliyetçilik ve şuurlu milliyetçilik şeklinde ilmi bir şekilde de sınıflandırabiliriz. Sokaktaki sıradan insanların geleneksel milliyetçi duyguda olması yeterlidir. Fakat memleketi ülkücüler adına yönetmeye talip olanın şuurlu milliyetçi (Yani Ülkücü hassasiyetlere sahip) olmasını beklemek sanırım hakkımızdır.
Mevzuumuza dönersek; mesela Koray Bey’in ülkücülük tarihine dair anlatacağı tek bir anısı bile yoktur. Bu, tabii ki Koray Bey’in suçu değildir. Haa, illa bunların olması mı gerekir diyorsanız, eh siz de haklısınız. Fakat unutmayın “Ülkücünün halinden ancak ülkücü hassasiyet sahibi olanlar anlar.”

80’den sonra ülkücü camiayı temsilen Bakan olan, Milletvekili olan kişiler elbette ülkücü idi fakat çoğunun gelmiş oldukları sosyal ve ekonomik çevre onların “ülkücü hassayiyet”e sahip olmalarına engeldi ve bu yüzden pek çok sıkıntı yaşanmıştır. Hatta diyebilirim ki ülkücü taban ile parti yetkilileri arasında yaşanan sıkıntılar ve kopukluların da asıl sebebi işte budur.

Eğer MHP genel başkanlığı, ülkücülerin ekseriyetinin geldiği sosyo-ekonomik çevre ile taban tabana zıt bir çevreden gelen Koray Bey gibi bir ülkücüye kaldı ise, işte o zaman ülkücü hareket hakikaten şapkasını önüne koyup düşünsün. “Biz bu kadar mı zavallı bir duruma düştük” diye.
Ben derim ki, illa değiştireceksek hakikaten ülkücülerin ekseriyetinin geldiği sosyo-ekonomik çevreden gelen bir ülkücüyü getirelim. Olmazsa olmaz şartımız “Ocaklı olmalıdır ve mümkünse ülkücü fikriyat hakkında slogan atmadan en az üç cümle kurabilmelidir”.

Şimdi bunların hangisi var Koray Bey’de?

Koray Bey elbette ülkücüdür, fakat “ülkücü hassasiyeti” yoktur.

Gezilerini basından izliyorum. Ülkücü fikriyat hakkında slogan atmadan daha tek cümlesine rastlamadım. “Ülkücüleri partiye hâkim kılacağım, partide demokrasi işleyecek” lafları çok güzel de bunu yapacak irade ve samimiyet var mı acaba kendisinde? Mesela son seçimlerde Trabzonlu ülküdaşlarımız kendisini istememesine rağmen Genel Merkez’in direktifleriyle birinci sıradan aday yapılması antidemokratik bir uygulama değil miydi de hiç itiraz etmeden kabul etti? Koray Bey uzun zaman partinin en yetkili organlarında görev yaptı, bakanlık yaptı. Kaç tane ülkücünün elinden tutup görev yaptığı yerlerde hâkim kıldı ki şimdi genel başkan olunca partiye ülkücüleri hâkim kılacak?

Devlet Bey’in Milletvekili aday tespitindeki kriterleri nedir bilemem ama Koray Aydın’ın Trabzon’dan liste başı yapılması esasen “isabetsiz uygulamalarına” önemli bir örnektir diyebiliriz. Koray Bey aday yapılarak Trabzon’daki MHP oylarını mı artırmıştır, yoksa zaten seçilmesi garanti olan bir MHP milletvekili kontenjanını mı doldurmuştur, takdirlerinize bırakıyorum.

Esasen MHP’nin içinde bulunduğu çıkmazlardan biri de işte bu “Ülkücü Hassasiyetlere sahip olmayan kadroların” yetkili organlarda çokça bulunmasıdır. Koray Bey gibi “ülkücü harekete hiçbir şey vermeden yıllarca en önemli görevlerde bulunmuş birisinin” her seferinde gerek parti yönetimi tarafından gerekse bazı akıldaneler tarafından “Kurtarıcı” gibi “göreve çağrılması” MHP’nin içinde bulunduğu çelişkilere en önemli örnektir. Dar bir kadronun dönüşümlü olarak milletvekili yapılması, ülkücü harekete hiçbir katkısı olmayanların ısrarla göreve getirilip liste başı yapılması, geniş bir liyakatlı kadroya sahip ülkücülere şans tanınmaması… MHP’nin çelişkileridir.

Mevcut durumdan her ülkücü gibi ben de şikâyetçiyim. Sadece şikâyetçi değil aynı zamanda muzdaripim. Ülkemizin bölünme aşamasına geldiği şu dönemde MHP’nin anarşiste, bölücüye; meclisi de ülkeyi de dar edecek güçte ve donanımda olmaması hepimizi üzmektedir elbette. Fakat şu anda hiç olmazsa parti var gücüyle “oynanan oyunda ülkücüleri meze yaptırmamak” adına müthiş bir performans göstermektedir.
Koray Bey’de o performansı bile gösterecek kabiliyet yoktur. Hatta “ülkücüleri meze yaptırmamak” gibi bir düşüncesi de olamaz. Çünkü dediğim gibi yetiştiği sosyal çevre de, sahip olduğu ekonomik durum da Koray Bey’in “ülkücü hassasiyetlere” sahip olmasına engeldir.

Koray Bey, siz de şunu bilin ki, etrafınızda toplanan kişiler sizi o makama uygun görmüyorlar. Hepsinin ortak vasfı mevcuda tepkidir. Eğer aksi olsaydı biri de çıkar “Koray Beyin Liderlik vasıflarından” bahsederdi. Dikkat ederseniz hepsi de “Koray Bey Genel Başkan adayı” diye lafa girip mevcudun yanlışlarını dile getirmektedir. İyi de Koray Bey hangi özelliği sebebiyle o yanlışları giderecek, biraz da ondan bahsetsenize?

Eğer kendisinde en ufak bir liderlik vasfı olsaydı bunu anlar hareket içinde gereksiz bir polemiğe yol açmazdı.
Kazanmasının mümkün olmadığı bir yarışa girip gereksiz bir fitne ve fesada sebep olması bile Koray Bey’in liyakatsizliğine örnek değil midir?

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım diyorum. Başka da bir şey demiyorum.

Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.

Not: Ülkücü ülkücünün öz kardeşidir. Karşı olmanın şehvetine kapılıp karşıdakine yakışıksız laflar ederek öz kardeşlerimizi incitmek hiç de doğru olmasa gerek. Doğru bildiklerimizi kıvırmadan doğrudan ifade edersek sanırım hem kimseyi incitmemiş oluruz hem de muradımızı beyan etmiş oluruz. Bunun bir bayrak yarışı, bir hizmet yarışı olarak görülüp ona göre davranılması hepimizin hayrınadır. TTKvY

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.