DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

ÜLKÜCÜ GÜNDEM

ÜLKÜCÜ GÜNDEM
06.08.2019
3.170
A+
A-

Geçtiğimiz hafta Ülkücü-Milliyetçi Harekette en büyük kırılmaya sebep olan İyi Partinin 4. Kurultayı gerçekleştirildi.

Bu Kururltay’ın yapılış nedeni, öncesi ve sonrası çeşitli tartışma ve gelişmeleri de beraberinde getirdi.

Kuruluşundan buyana henüz iki yıl(Kuruluş tarihi:25 Ekim 2017) olmamasına rağmen 1’i Olağan 4. tanesi Olağanüstü olmak üzere 5. Kurultayın yapılması son derece manidardır.

Sık Kurultay yapma konusunda gelen eleştirileri Genel Başkan Akşener’in kürsüden“Biz kendi delegesinin iradesinden köşe bucak kaçanlardan değiliz. Biz delegenin imzasını yok saymak için iktidara yanaşanlardan hiç değiliz. Biz koltuğumuzu korumak uğruna kırk takla atanlardan da değiliz. Biz Türkiye için vaat ettiği demokrasiyi kendi partisinden esirgeyecek kadar şuursuz hiç değiliz. Bizde böyle. Böyle olmaya da devam edecek. Tanıştırayım; bunun adı demokrasi” şeklinde karşılık vermesi hiç de ikna edici değildir.

Ortada aldatmacadan öteye demokrasi falan yoktur. Ortada olan demokrasinin ismen telaffuz edilerek Akşener’in gücünün tahkim edildiği bir tribüne oynanan tiyatro vardır. Gerçi ortada spor salonu değil makul büyüklükte bir salon vardır.

Bu sözler, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi ve MHP’ni hedef alıp tartışmaya çekme dışında bir anlam ifade etmemektedir.

Türk siyasetinde bin düşünüp bir konuşmasıyla da özel bir yer edinmiş olan Devlet Bahçeli, söz konusu kurultaydan birkaç gün önce sosyal medya hesabından yaptığı davetle Siyasi kulisleri heyecanlandırdı.

Söz konusu paylaşımdaki “Fiziken orada, fikren aramızda bulunan dava arkadaşlarımın müştereken karar alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüşün tarihi sorumluluğunu yerine getirmeleri halisane ve samimi beklentimdir.” şeklindeki çağrısı hem MHP’lilerde, hem de İyi Partiye giden Ülkücüler arasında tartışmalara neden oldu.

Her şart altında, ne pahasına olursa olsun uğruna ölümü göze aldıkları davasını ve partisini terk etmeyenler, büyük bölümü taciz, hakaret, yalan ve dolanla davadan koparılmış olanlar bir tarafa fitne çıkarıp ihaneti organize edenlerin dönüşünden kaygıya düşmüşlerdir.

Buna mukabil hiçbir surette Bahçeli liderliğindeki Ülkücü-Milliyetçi Hareketi içlerine sindiremeyenler ise ülkücülerin kucaklaşmasını nasıl önleyeceklerinin arayışı içinde olmuşlardır.

Hareketin Liderinin mahşere kadar affetmeyeceğini ilan ettiği Akşener ve şürekası paniklemiş ve çok bilinen kutuplaştırıcı dili kullanarak statükoyu koruma yoluna gitmişlerdir.

Bir parti genel başkanının ağzına almaması gereken, terbiye sınırlarını aşan, tabiri caizse öptüğü eli ısırmasından bile daha aşağı “Bir kişiye, beş kişi saldıran haydutlardan, ne milliyetçi olur ne de adam olur. Siyasetçi yetiştireceğine, haydut yetiştiren zihniyetten, ne milliyetçi olur ne de adam olur. Biz, kendi delegesinin iradesinden köşe bucak kaçanlardan değiliz. Biz, delegenin imzasını yok saymak için iktidara yanaşanlardan değiliz. Biz, koltuğumuzu korumak uğruna, kırk takla atanlardan da değiliz” olan sözleri kavga çıkarmak için sarf edilmiş sözlerdir.

Beklenen ise durumu muhafazadır.

Bu sözleri incelediğimizde bayanın( bu ifade konuşmalarında kadın kimliğine sık sık vurgu yapması nedeniyle kullanılmıştır.)her kelimesi çelişkilerini ortaya koymaktadır.

Partisinin 4. olağanüstü kurultayının demokrasiyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını her akıl sahibi görmektedir. Sözde her üyenin aday olabileceği GİK için delegenin en az yüzde elli artı birinin imzası şartı ve kendisinin oluşturduğu sözde çarşaf liste ve ekibi tarafından dağıtılan anahtar liste oynanan tiyatronun açık delilidir.

Cumhur İttifakının fikir babası ve kurucu ortağı MHP liderini AKP’ye yanaşmakla suçlarken, son belediye seçimlerinde kendi partisi tüm illerde sıfır çektiğini, CHP ve HDPKK sayesinde meclise girdiğini unutmuş gözükmektedir.

Tüm yaşananlara baktığımızda,

Meral Akşener;

Kendisine ikbal kapılarını açan Devlet Bahçeli’ye karşı yaptıklarıyla nankör,

Yola çıktığı yoldaşlarını yolda bırakacak karakteriyle vefasız,

Fetö toplantılarında kanlı ihanetin başına yaptığı övgülere rağmen bu gün söyledikleriyle inkarcı,

Dün köprü olsa üzerinden geçmem dediklerine bugün hakaret edebilmesiyle samimiyetsiz,

Terörist bölücü PKK severler karşısında dik duruş gösteren arkadaşını azletmesi talebini kolayca uygulamasıyla itaatkar ve teslmiyetçidir.

Böyle bir siyasi kimliğe taşıyan biriyle mücadele edip mukabele ederken kullanılacak dile dikkat edilmesinde zaruret vardır. Meral Akşener’e aynı üslup ile karşılık vermek onun ülkücüleri ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı değirmenine su taşımak olacaktır.

Onun yerine eğer isteniyorsa samimi ülkücülerin dönüşüne uygun zemin hazırlamak, onlara değer verildiğini göstermek umulur ki faydalı sonuç doğuracaktır.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.