DOLAR 5,7497
EURO 6,3888
ALTIN 272,7
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Ülkü Ocakları… Hayırlı Olsun

13.12.2012
66
A+
A-

Şükrü Alnıaçık
Ülkü Ocakları Genel Başkanlığına atanan “Olcay Kılavuz” kardeşimize üstün ve kutlu başarılar dileyerek bugünkü köşemizi Ocaklı Ülkücülerin öteden beri üzerinde kafa yorduğumuz bazı problemlerine ayırmayı uygun buluyoruz.

Ülkücü Hareket, derin örtülü ödeneklerden veya yabancı vakıf fonlarından değil, mütevazı imkanlarıyla, Anadolu’nun bağrından çıkmış bir harekettir. Bu nedenle Ülkücülerin temel ekonomik meseleleriçözülmedikçe başarılı projelere imza atmak mümkün görünmemektedir.

Yetişme ve şahsi geleceğini kurma çağında kutsal milli amaçlara yönelen Ocaklıların, 30- 35 yaşlarına kadar memleket meselesiyle meşgul olduktan sonra genellikle sahipsiz kalması ise derhal çözüm aranması gereken “acil” bir meseledir. Ülkücülük, ikbal ve menfaat vaat eden değil, çilelerle dolu bir yoldur. Bundan şüphemiz ve şikâyetimiz yoktur, lakin ekonomik sıkıntılar, Ülkü yolunun aydınlanmasına mani olduğu zaman çerçevesinin dışına çıkarak bir “yol problemi” halini almaktadır.

Türkler, zaten Tanzimat’tan beri askerlik ve memuriyet sahasında ilerlemeyi tercih ederek serbest ticareti azınlıklara bırakmışlardı. Ülkücülerin vatan savunması kültürüyle yeniden askerileşmesi ve gönüllü olarak siyaset çilesi çekmesi, Ülkücü kitlenin dünya işlerine ve paraya olan ilgisini azaltmıştır.

Ülkücülerin birlikte ölüme gittiklerine göre, güvene dayalı ekonomik organizasyonlara girişmeleri de mümkündür. Memleket meselesine harcanan enerjinin örgütlü bir şekilde ekonomiye aktarılması halinde ortaya mucizelerin çıkacağına inanıyoruz. Hareketin Anadolu kaplanları gibi bir “Anadolu Bozkurtları” hamlesine ihtiyacı vardır. Bu konu, Ülküdaşlarımızın çözüme yönelik yorumlarına açıktır.

Ocaklarda kısıtlı ödenek meselesi ve mevcut ödeneğin disiplinli kullanımı, Ülkücülük için sadece ekonomik açıdan değil, ahlaki ve siyasi yönlerden de önemlidir. Ocakların geçimi ve Ülkücü faaliyetin finansmanı konusu şansa ve bireysel tercihlere bırakılamaz.

Temel ideolojik sorun olarak ortaya koyacağımız olgu ise, “gençlerin ideolojiye olan ilgisizliği ve bundan kaynaklanan bilgi eksikliği”dir. Bu olguyu ortaya çıkaran temel sorun ise, sorumlu yöneticiler üzerinde yıllardır etkili olan motivasyon eksikliğidir.

Soğuk savaş yıllarında “ateist-kızıl tehlike” karşısında olabildiğince “tarihi ve dini” motiflerle süslenen Ülkücü ideolojinin “Liberal İslamcı tehlike” karşısında “ulusal-cumhuriyetçi” motiflere itibar göstermesi, dışarıda ve içeride yanlış anlamalara sebebiyet vermekte ve bir “özden uzaklaşma” olarak algılanmaktadır.

Bu yanlış algının giderilmesi için bir “manifesto” hazırlanması ve değişmez ideolojik temeller ile esneklik gerektiren parti siyaseti arasına net bir çizgi çekilmesi, acil bir ihtiyaçtır. Ülkücülerin, 1970’lerdeki ideolojik yeminleri neyi öngörüyorsa ona sadık kalmaları hiç kimse tarafından yadırganmamalıdır. Ancak, çağın gereklerine göre çalıştaylarla yapılacak bir vizyongüncellemesinin gereklerini yerine getirmek de her Ülkücünün görevi olmalıdır.

İletişim çeşitliliğinin ve hızının arttığı çağımızda, yüzlerce “Ülkücü” köşe, sütun ve blog yazarının varlığı dikkate alınarak, Ülkücü hedefler net bir şekilde güncellenmedikçe “sapma ve özden uzaklaşma” tartışmalarının önünü almak mümkün değildir. Aslında Ülkücülükte bir sapma veya kırılma yoktur. Refleks öncelikleri sıralaması vardır.

1) Marksist Kürtçü terörün yoğun olduğu bölgelerde 1977 model Türkçü-İslami duyarlılık artmıştır. 2) Batıdaki kent merkezlerinde AKP-Cemaat tehdidi karşısında Çağdaş Cumhuriyetçi kaygılar ön plana çıkmıştır.3) Genel olarak fonlanmış vakıflarla yürütülen liberal-kapitalist saldırılar karşısında da Milliyetçi-Halkçı, hatta kısmen Devletçi hassasiyet yükselmiştir.

Bu denetimsiz ve göreceli pratik, Ülkücü ideolojide bir sapma, kırılma olduğu izlenimi vermektedir. Oysa Ülkü Ocakları’nın resmi sitesinden de takip edilebileceği gibi, Türk-İslam Ülküsü, ilk günkü heyecanıyla yaşatılmaktadır. Ne var ki okuma alışkanlığı ve eğitim disiplini sağlanamadığı için haklı kaygıların önü alınamamaktadır.

Ülkücüler, 15 yıl süren kanlı bir saha mücadelesinden sonra 12 Eylül travmasını yaşamış, ardından da yeni ve çetin bir demokratik mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda kalmışlardır. Bölücü terör karşısında kardeşlik sınavını sükûnetle veren Ülkücüler, 2002’den sora da siyasi rakiplerinin psikolojik saldırılarına, “kalıcı iktidar” ve devleti dönüştürme hamlelerine maruz kalmışlardır.

Ülkücü hareket, Türk Milletinin kültürel kabiliyetlerine de bağlı olarak askeri disiplini sayesinde başarılı olmuş bir harekettir. “Fikirde hür emirde robot” klişesi, öyle elinin tersiyle itilecek boş bir slogan değildir. Bir siyasi düşünce hareketinin başarılı olabilmesi için iyi bir örgütlenme, sağlam bir eğitim ve güçlü bir disiplin “kesinlikle” gereklidir. Bunun için de mensupların, liderin dikkatine ve yöneticilerin adaletine kesin teslimiyetini sağlayacak sarsılmaz bir “güven” duygusuna ihtiyaç vardır.

Bugün Ülkücü Hareketin en büyük avantajı, Sayın Genel Başkanın “ocaklı”olması ve evlatları, kardeşleri gibi sevdiği ocaklılara “güven” vermesidir.

Bu duygu ve düşüncelerle Ülkü Ocakları Genel Başkanlığına asaleten atanan Olcay Kılavuz kardeşimize “hayırlı olsun” diyor, başarılarının devamını diliyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.