DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur

Ülkeye üfürülmesi böyle birşey!

06.06.2014
62
A+
A-

Adamın birinin, altını ıslatan bir oğlu varmış. Doktor doktor gezmiş ama nafile… Çocuk belli yaşa gelmiş ama altını ıslatmaya devam ediyor. Adam çaresiz tabi… Ne duysa çare diye sarılıyor. Bir gün ona çocuğunu, nefesi kuvvetli birine okutulması önerilir. Neyse, buna da tamam der ve çıkar yola.
Araştırır, kim var kim yok diye…
Adı çok duyulmuş birine nihayet ulaşır. Bakar, adam da laf çok. Güya ölüye üflese, diriltir. İkna olur, neyse hediyesini bi güzel öder! Çocuk üflenir ve dönerler evlerine. Akşam olur çocuğun yatma saati gelir. Çocuk yatağına geçer uyur. Sabah olunca gözler çocuğun yatağında…
Ancak o da ne!
Okunmadan önce sadece yatağı ıslatan çocuk, okunduktan sonra yatağın içine etmiş. Yani büyüğünü yapmış. Adam bir anlam veremez tabi. Bu kadar ünlü hoca bu mu diye, kendi kendine konuşur. Çakma hoca’ya tekrar gider ama hoca olayı hiç üstüne almıyor. Nerdeyse adama sizde kimsiniz diyecek. Adam dönmüş “kör-naçar!” evine.
Adam aklına şükretsin yine de, akıllıymış. Ya gidip çocuğu tekrar, tekrar okutsaydı ne olurdu. Veya çakma hocanın “bidaha, bidaha” numaralarına kansaydı. O zaman çocuk, dünyanın içine ederdi alimallah!
Ehliyet çok önemli!
“Çare” diye insan öyle önüne çıkan her ‘çakma’ya, kanca takmamalı bence!
Sonra bedelini ağır öder. Hele birde boyuna posuna heveslenip “bidaha, bidaha” dolduruşlarına kapılırsanız, yolunuzu kaybedersiniz. Denizde mi yürüyorsunuz, karada mı? Şaşırır kalırsınız.
Deniz- kara dedim de aklıma geldi. Sahi, neydi o öyle Üsküdar’ın hali?
Deniz mi yükselmişti yoksa kara mı alçalmıştı pek anlamadım. Üsküdar’da, insanlar resmen deniz üzerinde yürüdüler. Sadece insanlar değil arabalar bile denizde yüzdü. Karada gemilerin yürütülmesi tarihte kaldı. Asıl, denizde yüzen arabalar çağ atlatan büyük bir olay!
Üsküdar’a kim üfürmüş olabilir acaba? Kim üfürmüşse kuvvetli üfürmüş, belli!
Gerçi yirmi yıldır İstanbul’a bi üfüren var zaten. On yıldan fazla oldu, tüm Türkiye’ye üfürüyorlar. Doğusuna ayrı, batısına ayrı üfürüyorlar. Doğuya üfürdüler, doğu adeta uçtu. Yol yok ki, bir şehirden diğer bir şehre gidelim. İstanbul’da yüzen minibüslerden sonra muhtemelen doğuda da uçan minibüs ve otobüsler göreceğiz!
15 yaşında çocuklar bile dağa çıkmışlar. Anneler ağlıyor, “onlar daha çocuk” diye… Sanki sorun sadece onların çocuk olması. Bir kısım basın konuya, bu tarz yaklaşıyor. Olayları böyle şeyinden koklamakta, üfürükçü alışkanlığı olsa gerek. Merak ediyorum, bu işi nasıl çözecekler. Çocukların yaşını mı büyütecekler yoksa çocukları kayıttan mı düşecekler. Bekleyip görelim.
Ülkeye üfürülmesi böyle bir şey!
Doğusunun da içine edilir, batısının da. Orta da ülke diye bir şey kalmaz!
Çünkü üfleyenlerin nefesleri yerli değil. Çünkü okuyanların ağızları milli değil. Allah’ın ayetleri diye, şeytan ayetleri okunuyor. Ayrılık sesleri çıkıyor. Görünürde kardeşlikten söz ediliyor ama kalleşlik türküleri çağrılıyor.

Yusuf KARACA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.