DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

Ülke Ne Halde

10.10.2013
54
A+
A-

Fikri Atılbaz

İnsanlar son 10 yılın Türkiye’sinde yaşadıklarına ve yaşananlara bakınca çok karamsar oluyor. Tabi bu kişi baktığını aynı zamanda görüyorsa, konu hakkında araştırıyor, sorular sorup düşünüyorsa iktidar-ı AKP döneminde nereden nereye geldiğimizi görüyor ve nereye gittiğimize dair düşüncesi, öngörüsü oluyor.

Şu an Türkiye’ye kapkaranlık bir tablo hakimdir. Ekonomik açıdan bir karmaşanın, açlığın hüküm sürdüğü, parasızlığın doğurduğu ahlaksızlığın kol gezdiği, geçim sıkıntısının hemen her ailede yaşandığı, anlaşmalı ve anlaşmasız boşanmaların anlaşılmaz bir şekilde arttığı bir Türkiye.

Milliyetçi Hareket Partisinin Lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği gibi:

“30 milyona yakın insanımızın barınacağı kendine ait bir evi yoktur.

30 milyona yakın insanımız evinde ısınma sorunu yaşamaktadır.

27 milyona yakın inşamız yeni giysi dahi alamamaktadır.

46,5 milyon insanımız taksit ödemeleri içinde kıvranmakta, ayrıca konut alımı ve konut masrafları dışındaki borçlarla cebelleşmektedir.

47 milyona yakın insanımız beklenmedik ve aniden çıkan harcamaları karşılamaktan ve üstesinden gelmekten uzaktır.

76 milyonluk nüfusun 65 milyonu evinden uzakta bir haftalık tatil yapmaktan ve 60 milyonu da eskimiş, yıpranmış mobilyalarını yenilemekten mahrumdur.”

Böyle ekonomik göstergeye sahip bir ülkenin güllük gülistanlık olması mümkün mü? Ekonomik tükenmişlik almış başını gidiyor, ülkenin en alttaki yüzde 20’si ile, en üstteki yüzde 20’si arasında 8 kat fark var. Bu bitmişliğin, tükenmişliğin göstergesi değilse, nedir? Bu ülkede zengin olanlar kimlerdir?

Çiftçimiz perişan bir haldedir. Toprakları ipotek altında her an elinden çıkma kaygısıyla yaşamaktadır. İnsanımızın tükenmişliği had safhadadır. Kredi batağında olan insanımız, ne yapacağını bilemez bir haldedir. Anlayacağınız, yaşamakta olduğunuz üzere ekonomik açıdan tam bir tükenmişliğin içindeyiz.

Ülkenin siyasi tablosu zaten belli… Hemen her hafta bir yerde PKK’lı teröristlere şehitlik açılan Güneydoğu Bölgemizde bu sefer de devletin Valisi kurdele keserek Şehitlik açılışı yapıyor. Hastane müdürü tweet atarak, başka yollardan çalışanlarını Adana’daki AKP mitingine çağırıyor, kamuda çalışanlar barkotlarla miting alanında olmaya zorlanıyor. Memleket devlet sistemiyle değil, AKP istemleriyle tam bir sultanlık gibi yönetilmektedir.

Hükümetin başı, AKP Genel Başkanı Erdoğan “Demokratikleşme paketi” açarken, kılık kıyafetten çok çektiklerini söyleyen iktidar mensupları milletin giyim kuşamı hakkında eleştiriler yapıp, beki de işten atılmasına sebep oluyor. Kimseye karışmıyoruz diyorlar; ama bu kıyafet böylede olmaz ki diyorlar. Hep diyorlar, ömür geçiyor, ülke her geçen gün batağın içine giriyor onlar hala konuşuyor.

Korkumuz odur ki, çok yakında giyim kuşam polisi birimi kurulabilir. Düşünce suçu polisi birimi kurulabilir. “Sen ne yapıyorsun burada? Yine hükümet hakkında kötü şeyler düşünüyordun demi?” diyerek oturduğunuz yerden alınabilir, yolunuz kesilebilir. Özel yaşam sınırı diye bir şey kalmadı. Telefonlar dinlemede, yatak odaları kayıt altında, insanlar izlenmekte… bütün bunlaın yanında düşünce suçu polisi birimi olması gayet normal. Olur mu olmaz mı onu bilmem; ama yaşadıklarımız bana George Orwell’in 1984 isimli romanını hatırlatıyor. Ve insan ürküyor.

Memlekette büyük bir “güç bende artık” savaşı yaşandığını, bunun da Erdoğan’la, Gülen arasında geçtiğini devamlı bir şekilde gündeme getirmiştik. Yalçın Doğan yazısında ortaya koyduklarıyla düşüncemizin doğruluğunu ortaya koydu. Hükümetin başı bir aracı vasıtasıyla Gülen’e haber yollamış; “Söyle, ben iktidarı kimseyle paylaşmam, bürokrasiden elini eteğini çeksin”

Sağlıcakla kalın!

“Varlığım, Türk varlına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.