DOLAR 5,7463
EURO 6,3555
ALTIN 271,1
BIST 105.380
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Ülke bölünürken”safmışım”mı diyeceksiniz

04.03.2014
62
A+
A-

Türkiye Cumhuriyeti devletinin 11 yıldır yalan, talan ve ihanet düzeniyle yönetilmesinin ağır ve acı sonuçlarını istisnasız her alanda görüyoruz. Böyle bir düzenin beraberinde huzursuzluk, çatışma, bölünme, zulüm, acı, gözyaşı getirmesi kaçınılmazdır. Nitekim, bugün ülkede bir devlet krizi aşaması çoktan geçilmiştir ve ağır bir kaos yaşanmaya başlamıştır.

Tablo

Uzaydan birisi gelse ve “Türkiye’de nasıl bir düzen var, neler oluyor, hükümet ne yapıyor” diye, tarafsız gözle yukarıdan baksa, göreceği manzara şudur: Hukuk yok edilmiş ve iktidarın arka bahçesine dönüştürülmüş. Medya sansürü darbe dönemlerini bile geride bırakmış. Yanaşma ve beslemelerin yalanı akıllara durgunluk verecek seviyelere ulaşmış. İhanet çığırından çıkmış ve ülkenin bir bölümü fiilen bölünmüş. 40 bin kişinin katili bir cani yattığı yerden talimatlar yağdırıyor ve ülkenin gündemini belirliyor. Savurduğu tehditler hükümet tarafından emir kabul edilip anında yerine getiriliyor ve bu durumu millete “çözüm” diye yutturuyorlar. Herkes dinleniyor, takip ediliyor ve fişleniyor. Ülkenin etrafı ateş çemberi ile sarılmış. Bütün komşularıyla sorunlu, kavgalı. İtibar, saygınlık, ağırlık, ciddiyet yok olmuş ve dünyada alay konusu hale düşürülmüş. Sokaklar kaynıyor. Büyük şehirlerin meydanlarında polis birlikleri, TOMA araçları devriye geziyor.

Bütün dünya şaşkınlıkla izliyor

Bu gördükleri karşısında şaşkınlığa düşüyor ve biraz daha yakından bakmak ihtiyacı hissediyor: Hükümetin 4 bakanı yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla görevlerini bırakmış. Çocuklarının evlerinden para kasaları, para sayma makineleri çıkmış. Ayakkabı kutularında milyon dolarlar istiflenmiş. İstifa eden bakan, “ne yaptıysam başbakanın bilgisi dahilinde yaptım. Ben istifa ediyorsam, başbakan da istifa etsin” diyor. Bu bakanın ne demek istediği, ortaya çıkan ses kayıtlarıyla anlaşılıyor. Başbakan ve oğlu arasında geçen konuşma tüyler ürpertiyor. Kaynağı belli olmayan paraları saklamaya çabalıyorlar. Hısım akrabaya dağıtmakla bitmiyor. 30 milyon Euro’dan çerez gibi bahsediliyor. Bu toz duman içinde nasıl bir talan düzeni kurulduğunu belgeleyen yeni ses kayıtları çıkıyor. Bütün dünya bu olup bitenleri şaşkınlıkla ve ibretle izlerken, sorumular, “montaj ve dublaj” masalları anlatarak durumu geçiştirmeye çalışıyorlar. Yargının iktidar partisinin arka bahçesine dönüştürülmesi ilk meyvelerini veriyor ve yolsuzluk ve rüşvet suçundan içeride olanların tamamı sokağa salınıyor. Buna karşılık ömrünü ülkenin varlığını ve birliğini korumaya adamış, Genelkurmay Başkanlığı yapmış, İmralı’daki caniyi paketleyip getirmiş komutanlar, “terör örgütü kurmak ve yönetmek” gibi akıllara durgunluk veren suçlamalarla hapishaneye tıkılmış. Bu iddiaların asılsız olduğunu, komutanlar için bir kumpas kurulduğunu iktidar mensupları itiraf ettikleri halde, hırsızlar sokağa salınırken, komutanlar içerde kalmaya devam ediyor.

Ne var ne yok?

Daha ilk bakışta görünen bunlardır. Hukuk yok, adalet yok, yargı yok, medya yok, vicdan yok, ahlak yok, inanç yok, huzur yok, ümit yok, demokrasi yok ve hatta insanlık yok. Bunların yerine, yalan var, iftira var, karalama var, ayrıştırma var, kayırma var, besleme var, hırsızlık var, soygun var, rüşvet var, bölme var, çatışma var, baskı var, zulüm var, takip var, tehdit var, insan aklıyla alay etme sınırsız biçimde var ve ihanet var.

Yetersizlik itirafı

Bu tablo bir kaosu gösteriyor. Böyle devam edemez. Bunun böyle devam edemeyeceğini iktidar yetkililerinin yaptığı açıklamalar da ortaya koyuyor. Bülünt Arınç, yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla tutuklananların tahliyesinin vicdanları yaraladığını söylüyor. Başbakan, güya bu talan düzenini savunmaya çalışırken, “safmışım, her desteği verdim” diyor. Bir ülkenin başbakanının saf olmak gibi bir hakkı yoktur. Bu bir yetersizlik itirafıdır. Kim bilir bu saflığınızla daha kimlere neler verdiniz? Başka hiçbir şeye gerek kalmadan, sadece bu sözünüzün gereği bile o koltuğu bir an önce terk etmektir. Ülke bölündükten sonra da çıkıp, “safmışım, İmralı canisine inandım, her istediklerini verdim” mi diyeceksiniz?

Toplum çürür, devlet çöker

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de İzmir konuşmasında ülkenin durumuna ve gidişata dair çok önemli tespitler yapmış ve şunları söylemiştir: “Böyle devam ederse toplum çürür, devlet çöker. Yolsuzluk ve rüşvet ateştir. Demokrasiyi yok edip diktatör olma hevesine kapılanlar, itirazları bastırmak için zulüm düzeni kurar. Sonra da o ülkenin başına gelmedik kalmaz. Etrafımıza bakın, Libya’ya Tunus’a, Suriye’ye Ukrayna’ya bakın, bu heveste olanların ülkelerini ne hale getirdiklerini göreceksiniz.”

Bu düzen değişmeli

Sayın Bahçeli’nin uyarıları dikkate alınmalıdır. 30 Mart mahalli seçim olma sınırlarını çoktan aşmıştır. Bu karanlık tablonun, artık bütün dünyada kabul edilen ve hiçbir tartışma götürmeyen yalan, talan ve ihanet düzeninin mutlaka değişmesi gerekmektedir. AKP’ye oy vermenin makul, kabul edilebilir, anlaşılır hiçbir gerekçesi kalmamıştır. İnsaf, vicdan, ahlak ve iman sahibi hiç kimse kendi saplantıları, küçük ve güdük menfaatleri için ülkenin kaosa sürüklenmesine, bir iç çatışma yaşamasına ve bölünmesine gidecek yolun açık kalmasına onay veremez.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.