SON DAKİKA

ÜÇAYLARLAR VE REGÂİB KANDİLİ

Bu haber 07 Mart 2019 - 10:59 'de eklendi ve 1.038 kez görüntülendi.

Halk arasında üç aylar olarak bilinen, Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Rahman, Rahim ve keremi bol olan Rabbimizin biz Müslümanlara ikram ettiği pek bereketli ve feyizli bir zaman dilimidir.

Nasıl ki mekânlar içerisinde farklı mekânlar varsa zamanlar içerisinde de farklı zamanlar vardır. Cuma günü Müminlerin haftalık bayramıdır. Geceler içinde Kadir gecesi 364 günden, aylar içinde Üç Aylar diğer aylardan, Üç Aylar içerisinde de Ramazan ayı diğer iki aydan daha hayırlıdır. Hicri takvime göre Recep ayının ilk Perşembeyi Cumaya bağlayan gecesi Regaip kandilidir. Recep “Eşhur-u hurum/Haram aylar” denen her türlü savaşın ve vuruşmanın yasak sayıldığı Araplarca saygı ve hürmet gösterilen ayardan biridir. Bu haram aylar Zilkâde, Zilhicce , Muharrem ve Recep aylarıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz: “Recep Allah’ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurmuşlardır.  Ayrıca Peygamber Efendimiz Recep ayına girince. “Allahümme bârik lenâ fî recebe ve şabana ve beliğ ramazana. Ey Allahım, Recep ve Şabanı bize mübarek kıl; bizi Ramazan’a eriştir.” diye dua ederlerdi. (A. b. Hanbel, “Müsned”, 1, 259)

Recep ayı, Regaip kandilinden sonra ayrıca Miraç Kandili ile şereflendirilmiş bir aydır. Receb’in 27. gecesi Miraç, Şabanın 15. gecesi ise Beraat Kandilidir. Ramazanın 27. gecesini de bizzat Kur’an-ı Kerim’de  “leyletü’l kadri hayrün min elfi şehr (O Kadir gecesi ki bin aydan daha hayırlıdır.)“ denen, Kadir gecesidir.

Recep ayı Cahiliye devri Arpaları’nca da kutsal sayılır, bu ay girer girmez, Araplar arasındaki kavgalar, savaşlar, baskın ve çapulculuk gibi kötü şeyler yasaklanırdı. Birbirleriyle dövüşen, ömürlerini kabile savaşları ve kan davaları ile geçiren Araplar Recep ayına girer girmez silahlarını bırakır ve zırhlarını çıkarırlardı. Hatta babasının katilini öldürmek üzere atına binen ve onu takibe çıkan bir adam bile Recep ayı girer girmez, babasının katiliyle karşılaşsa bile onu görmezlikten gelirdi. Recep ayının hürmetine ona saldırmaz, bu işi Ramazan sonuna bırakırdı. Herkes bu ayda kendisini emniyette ve huzurda hissederdi. Üzerimize İslam güneşi doğduktan sonra bu aylara izzet ve ikram daha da artırıldı.

Farklı mekânlar ve farklı zamanlar farklı insan, farklı Müslüman olmak isteyenler içindir. Bunun bilimcinde olmak ve bu farklı zamanları farklı şekilde değerlendirip feyiz ve bereketinden yararlanmak gerekir. “Recep“ kelime olarak “tercip“ mastarından türemiştir ki tazim-saygı ve hürmet manalarına gelir. Bu aya, bu ayda tövbe edenlere rahmet yağdığı ve ibadet işleyenlere nûr indiği için “ ÂSAP “ adı da verilir.

REGÂİP KANDİLİ

 

Recep ayının ilk perşembeyi Cumaya bağlayan gecesi “Regâip Kandili“ dir. Regâib, kelime olarak, rağbet olunan, değer verilen şey ve büyük ikram anlamlarına gelir.

Regâib gecesine halk arasında mübarek günlerin ilki olması bakımından “İlk Namaz” da denir. Rivayetlere göre Peygamber Efendimize ilk vahiy gelmeden önce Hira mağarasında bulunduğu sırada bu gecede Allah’a nasıl ibadet edeceği rüyasında gösterilmiştir. Ayrıca Peygamber efendimizin bu gecede anne rahmine düştüğü rivayet edilmiştir.

Cenâb-ı Hakk hem farklı mekanlar hem de farklı zamanlar yaratmıştır. İşte bu farklı zamanlardan birisi de Regaib gecesidir. Yine Beraat kandili, Kadir gecesi, Mevlit Kandili, Miraç kandili, Cuma günleri, Arafe günleri gibi günler mübarek günlerdendir.

Deylemi’nin rivayetine göre Hz. Aişe (r.) şöyle buyurmuştur: “Peygamberimizi ‘Allah şu dört gece de rahmet yağdırır; Kurban bayramı gecesi, Ramazan bayramı gecesi; Şaban ayının on beşinci gecesi (Beraat kandili) ve Recep ayının birinci gecesi (yani Regaip kandili)’ buyururken işittim.” (İ.Gazali, Mükâfeşet’ül Kulûb/552 )

Peygamberimiz (s.) şöyle buyuruyor:

Beş gece vardır ki, Allah o geceler içinde kendisine yapılan duaları mutlaka kabul eder: Receb’in ilk gecesi, Şaban’ın onbeşinci gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.” (İ.Gazali, Mükâfeşet’ül Kulûb, 553)

Bu mübarek gecede tövbe ve istiğfar etmek, nafile ve kaza namazlarımızı kılmak, Kur’an okumak, komşularımızı, aile fertlerimizi sevindirmek, büyüklerimizi ziyaret etmek veya uzakta iseler telefonla arayarak onların kandillerini kutlayarak geçirmekte; ayrıca sadaka vermekte büyük faydalar vardır. Bilhassa fakirleri, kimsesizleri, yaşlıları sevindirmeye azami gayret göstermek gerekir.

 

 

2-RECEP AYINDA NAMAZ KILMAK VE ORUÇ TUTMAK (1)

Sevgili Peygamber Efendimizin Şaban-ı Şerife de özel bir önem vermişlerdir.  Rasûl-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (s.) Efendimiz Şaban ayının faziletine şu hadisi-i şerifleriyle işaret etmişlerdir: “Şaban ayı, Recep ile Ramazan ayı arasında, insanların kıymetinden gaflete düştükleri bir aydır. Hâlbuki o, amellerin Allah’a yükseltildiği bir aydır. Ben de amelimin Allah Teâlâ’ya oruçlu olduğum halde yükseltilmesini isterim.” (Nesaî, Sıyam, 70; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, nr. 9858; Beyhakî, Şuabu’l-İman, nr. 3540)

Zeyd b. Eslem (r.) anlatıyor: Rasûlullah Efendimize (s.) sadece Recep ayında oruç tutan bir topluluktan bahsedildi. Bunun üzerine Efendimiz:

Onlar Şaban ayında neredeler?” diye ikaz ederek, üç ayların hepsinin ayrı ayrı önemli olduğunu, birinde çok amel edip de diğerinin terk edilmemesi gerektiğini tavsiye etmişlerdir.” (Abdürrezzak, el-Musannef, Hadis no: 7858)

 

Recep ayı içinde otuz rekât namaz kılınır. Bu otuz rekâtın on rekâtı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekâtı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekâtı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekâtta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlâs suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekâtlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur.

Selman-ı Farisi (r.) şöyle anlatmıştır: Rasulullah (s.) Recep ayının hilalini görünce, Selman-ı Farisi (r.) e hitaben buyurdular ki: “Ey Selman, erkek ve kadın müminlerden biri, Recep’de otuz rekat namaz kılsa, her rekatında bir Fatiha , üç İhlas ve üç Kafirun surelerini okusa , Allah Teala onun günahlarını siler ve ona ayın tamamında oruç tutmuş gibi sevap verir. O kimse gelecek yıla kadar namazlarını (bırakmadan) kılanlardan olur. Her gün için Bedir şehitlerinden bir şehidin ameli miktarı ameli yükseltilir. Recep ayında tuttuğu bir gün oruç için bir senelik, iki gün tuttuğu oruç için iki senelik günah, yedi gün tuttuğu oruç için cehennemin yedi kapısı o kişiye kapatılır, sekiz gün tuttuğu oruç için Cennetin sekiz kapısı o kişiye açılır, onbeş gün tuttuğu oruç ise o kişiye sema ve gök arasında nurdan bir merdiven hâsıl olur ecirleri oldukça yüksek olur. . Eğer Recep ayının tamamını oruçlu geçirir ve bu namazı kılarsa, Allah onu Cehennemden kurtarır, Cennete nail eder ve orada Hakk’ın yakınında olur. Bunu bana Cebrail (a.) bildirdi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed! Bu namaz sizinle müşrikler ve münafıklar arasında bir alamettir Çünkü münafıklar bu namazı kılmazlar.’ Bu namaz her iki rekâtta bir selam verilerek kılınır on rekât bitince dua edilir.

Selman (r)  der ki: “Ya Rasullallah! Bu namazı nasıl ve ne zaman kılmalıyım? “Ya Selman! Recebin başında on rekât kılarsın. Her rekatta bir Fatiha, üç İhlas ve üç Kafirun sürelerini okursun. Selam verdiğinde ellerini kaldırıp ; ‘’ La ilahe illallahu vahdehu laşerikelehLehülmülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün la yemütü , biyedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir.”  Der ve ellerini yüzüne sürersin Ayın ortasında on rekât daha kılar ve onun da her rekâtında bir Fatiha, üç İhlas ve üç Kafirun surelerini okursun. Selam verince iki elini semaya kaldırır ve: “La ilahe illallahu vahdehu laşerikelehLehülmülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün la yemütü , biyedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir İlahen vahiden ferden sameden vitren ve lem yettehız sahibeten vela veleda” deyip ellerini yüzüne sürersin Ayın sonunda da , on rekat kılar , her rekatta bir Fatiha , üç İhlas ve üç Kafirun surelerini okur , selam verdiğinde ellerini kaldırıp: ‘ La ilahe illallahu vahdehu laşerikelehLehülmülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün la yemütü , biyedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihittahiriyne vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” diye dua edersin Bu duanın sonunda dilediğini Allah –azze ve celle-‘den iste Duan kabul edecektir. Allah Teala seninle Cehennem arasında yetmiş hendek hasıl eder, her hendeğin arası, yer ile gök arası mesafe kadardır. Cehennemden afv beratı yazılır sırattan geçmene yol verilir. (Abdülkadir Geylani, Gunyetüttâlibin,550)

Bunun yanında illâki yukarıda anlatıldığı gibi namaz kılınır, başka türlü kılınmaz diye bir kural da yoktur. Kişi nasıl kolayına geliyorsa şartlarına ve tadili erkâna uymak kaydıyla dilediği şekilde ve dilediği kadar nafile namaz kılabilir.

Abdullah ibn Abbas (r.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.) bazı yıllar Recep ayında öyle oruç tutardı ki biz, ‘Galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak)’ derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, ‘(Galiba) bu ayda hiç oruç tutmayacak’ derdik.” (Beyhakî, Şuabü’l-İman, Hadis no: 3799)

Küçük yaştan itibaren Efendimiz’in (s.) yanında olan Enes b. Mâlik (r.) de şöyle anlatır: Rasûlullah’ın (s.) şöyle dediğini işittim: “Cennet’te Recep isimli bir nehir vardır. Sütten daha beyaz ve baldan daha tatlıdır. Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa Allah Teâlâ o kimseye bu nehirden su içirecektir.” (Beyhakî, Sünen, Fedâilü’l-Evkât, Hadis no: 8; Şuabu’l-İman, Hadis no: 3800; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, Hadis no: 24260)

MUHARREM GÜNAY SIDDIKOĞLU

Muharrem Günay Sıddıkoğlum.g.siddikoglu@gmail.com
1956 yılında Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiştir. Muharrem GÜNAY Afyonkarahisar ilinin Merkez Değirmendere köyünde ilkokulu bitirdikten sonra Bolvadin’de İmâm Hatip Okulu’na başlamış; 1976 yılında Afyon İmâm Hatip Lisesi’nden, 1978 yılında Afyon Eğitim Enstitüsü’nden, 1997 yılında 2 artı 2 eğitimini tamamlayarak AKÜ Uşak Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuştur. Henüz İmâm Hatip okulunda öğrenci iken imam ve hatiplik görevlerinde bulunmuştur. 1979 yılında öğretmenliğe başlayan Muharrem Günay 1989 ve 1990 yıllarında MEB tarafından açılan hizmet içi eğitim kurslarına katılarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olmuştur. Muharrem GÜNAY 1980 İhtilali’nden sonra Afyonkarahisar’ın ilk Ülkü Ocağı başkanıdır. Kamu Çalışanları Vakfı’nın ve Türk Eğitim Sen’in kurucu üyeleri arasında yer almıştır. Merhum Başbuğumuzun cezaevinden çıkışından sonra Afyonkarahisar’a gelişlerinde Ankara yolunda karşılamada bulunan on bir kişiden biridir. Türk Ocağı Mehter takımının kurucuları içerisinde yer almış ve mehter başılık yapmıştır. Muharrem GÜNAY 1975 yılından itibaren yapılmış olan tüm seçimlere gönüllü olarak katılmış, başta seçim komisyonu üyeliği ve konuşmacı olarak çok yönlü hizmetlerde bulunmuş, Bolvadin’in Kurucovasın’ndan İhsaniye’nin Saracovasına, Şuhut’un Karaadilli Karacaören’inden Çay’ın Sütçe Karacöreni’ne kadar tüm köy ve kasabaları seçim çalışmalarında en az ikişer sefer turlamıştır. Yurt dışında ve yurt genelinde çok sayıda seminer ve konferans vermiştir. . Muharrem Günay 2004 yılında emekli olduktan sonra 2008 ile 2012 yılları arasında Almanya Türk Federasyonu bünyesinde din görevlisi olarak çalışmıştır. Bu süre içerisinde Almanya Türk Federasyonu için 365 günlük duvar takvimini hazırlamıştır. Bu takvim Avrupa’daki Türk federasyonlarınca kullanılmaktadır. 1994 yılında ORTADOĞU gazetesinde yazı yazmaya başlayan Muharrem GÜNAY, bu gazetede “SIDDIKOĞLU” mahlasını kullanarak M. GÜNAY SIDDIKOĞLU adıyla 25 yıldır yazı yazmaya devam etmektedir. Muharrem GÜNAY aynı zamanda Afyonkarahisar’da yayımlanmakta olan KOCATEPE gazetesinde de 1994 yılından beri aralıksız günlük yazı yazmaktadır. Ülkücü yazar olarak “Hükümet politikasını eleştirmek ve siyasi yazı yazmak” suçlaması ile bir kaç kez soruşturma geçirmiş ve 90’lı yıllarda üç defa bulunduğu görev yerinden bir başka yere sürgün edilmiştir. YAYIMLANMIŞ ESERLERİ Muharrem GÜNAY’ın “Devlet ve Hayat Felsefemiz Dünya Barışı” adlı kitabı 2004 yılında Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kültür hizmeti olarak Geçit Yayınları tarafından yayımlanmış, “Namazı İkâme Etmek” ve “Mü’min Nasıl Olmalı” “Türk’ü Sevmek İmandandır” adlı kitapları 2014 yılında Ülkücü Yazarlar Derneği (ÜLKÜ-YAZ) tarafından elektronik kitap olarak, “Namaz ve Namazı İkâme etmek” adlı kitabı ise 2017 yılında Afyonkarahisar Belediyesi tarafından yayımlanmıştır. “Mü’min Nasıl Olmalı” adlı kitabın 1. cildi ise Afyonkarahisar Belediyesi tarafından basılacak olup kitap baskı safhasındadır. Aynı kitabın 2. cildi ise tamamlanmak üzeredir. “Asâkir-i İslam “ adlı kitabı ise İhsaniye Belediyesi tarafından bastırılacaktır. İşitme Engelliler okulunda 6 yıl idarecilik yapan Muharrem GÜNAY, Özürlü ve engelli vatandaşlarımız tarafından da sevilen ve tanınan bir şahsiyettir. Muharrem GÜNAY, yıllarca Değirmendere Spor Kulübü’nün başkanlığını yapmış olup spor camiası tarafından da çok iyi tanınmaktadır. Ülkücü Yazarlar Derneği ÜLKÜYAZ’ın Denetleme Kurulu üyesi olan Muharrem GÜNAY, çok başarılı bir eğitimci olup 4 yıldır Özel Ayza Koleji’nde okul müdürü olarak çalışmaktadır. 27. Dönem MHP Afyonkarahisar Milletvekili 3 sıra adayı olan Muharrem Günay evli ve üç çocuk babasıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.