SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

TÜRK’ÜN REJİMİ: CUMHURİYET!

Bu haber 29 Ekim 2018 - 12:39 'de eklendi ve 3.253 kez görüntülendi.

1973’te Cumhuriyetimizin 50. yılını kutluyoruz…

Hükümet, bütün vilayetlerde güzel kutlama çalışmalarına girişmişti… Meselâ Burdur’u hatırlıyorum.

Varolsun, Türk milliyetçisi Burdur Valisi Ömer Naci Bozkurt Bey, şehrin göbeğine bir Kültür Park Projesi hazırlatmış ve Türkiye’de ilk defa Prof. Dr. Nejat Diyarbekirli, “Millî Abideler Zinciri Projesi”ni gerçekleştirmişti.

Heykeltraş Yavuz Görkey’le birlikte “Mete Han, Bozkurt, Kültigin Yazıtı”nın heykellerini Kültür Park’a dikmişlerdi… Türkiye’de ilkti…

Ne yazık ki, hani Bozkurt bakışlı Atatürk’ün 1936’da Kahramanmaraş Kalesi’ne yaptırdığı “Sancak Tutan Bozkurt” heykelinin başına gelenler, projedeki bazı heykellerin de başına geldi…

Daha sonraki dönemde iktidara gelen CHP’nin valisi Bozkurt heykelini kaldırttı. Bir daha da o heykeli gören olmadı ne hikmetse…

Ne tecellidir ki, MHP’li Tefenni Belediye Başkanı Ümit Alagöz, yıllar sonra 2018’de yine Burdur’un Tefenni İlçesinde işlek bir kavşağa “Sancak Tutan Bozkurt” heykelini dikme cesareti gösteriyordu! Yine Türkiye’de bir ilkti!

            Türk milliyetçiliğinin 95. yıla armağanı…

*

Bu hatırayı niye yazdım, açıklayayım:

Bugün Cumhuriyetimizin 95. yılını kutluyoruz…

Türkiye Cumhuriyeti, çekilen birçok acının sonrasında kuruldu.

Çünkü Atatürk’ün “Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet olan Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir” sözü tarihî bir hakikatti.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilân ederek “Hâkimiyeti kayıtsız şartsız Türk milletine” bırakıyordu. Milletine güvenmişti başından sonuna kadar…

Bugünün Türküm demeyi ırkçılık sayan adamlarının aksine “Benim yaradılışımda bir fevkalâdelik varsa, o da Türk olarak dünyaya gelmemdir” diyebilen liderdi.

O güzel adam, o kadar büyük bir Ülkücü idi ki, milletinin tarihiyle, kültürü ve sanatıyla gurur duyuyordu.

İlk paralara “Bozkurt”u koydurdu, kamu kuruluşlarının amblemlerine “Bozkurt”u işletti, kuruluşlara Türk tarihinden isimler verdi. Meselâ Petrol Ofisi’nin logosu “Kurt başı”ydı, Türk Ocakları’nın amblemi “kurt başı”ydı. Ankara-Ulus’taki anıtın kaidelerinde kurt başı vardır. Sümerbank, Etibank onun hatırasıdır…

*

“Cumhuriyet”, “cumhur”un yani milletin, halkın kendi seçilmişleri vasıtasıyla kendini yönettiği bir rejim… Bu sistemde “Hâkimiyet, kayıtsız, şartsız milletindir!”

Heybelerinde malzeme kalmayınca sözde bazı devrimbazların(!) düğünlerde bile çaldırdığı, 1933’te Cumhuriyet’in 10. Yılı için yazılan marş, aslında “çılgın Türk”ün marşı idi…

“Cumhuriyet inkılâpları”yla on yılda Türkiye’nin eğitimde, sağlıkta, kadın haklarında, hukukta, sanayileşmede elde ettiği başarının hikâyesiydi “10. Yıl Marşı”

Gazi Mustafa Kemal’in, Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır” vecizesi, “Türk”e güvenin bir tespittir…

Ama demişti ki Gazi Mustafa Kemal:

“Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Bunu yüreklere yerleştirmek için elverişli olan hiçbir durumu kaçırmayınız.”

Şimdi “Andımız”ı tekrar okullarımıza geri döndürmek bu vasiyete uymuyor mu?

Andımız’ı yazan Dr. Reşit Galip’i Millî Eğitim Bakanı yapan da Gazi Mustafa Kemal’di…

O’nun tek ümidi Türk gençliği idi…

Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

Ve demişti ki: “Bilelim ki millî benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.”

Bu bir vasiyetti…

Sonraki yıllarda ülke defalarca uçurumun eşiğinden dönerken vasiyetine uyup Türkiye Cumhuriyeti için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan O’nun gençliği hep var oldu…

Millîydiler, yerliydiler, bu toprağın karayağız çocuklarıydılar…

“Ne mutlu Türk’üm diyene!”nin anlamını kavramış…

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir” düsturuyla yürüyen…

Ziya Gökalp’ten Atatürk ve Alparslan Türkeş’e uzanan zincirin halkaları olan Ülkücü-Milliyetçi Türk Gençliği

Türk milliyetçiliğinin “9 Işık Doktrini”ndeki ilkelerden biri de “Cumhuriyetçilik”

Atatürk’ün yolundaki Ülkücü Hareket’in lideri Devlet Bahçeli şunları söylüyor:

“Cumhuriyet, taht ve taç meselesi olmayıp; tarih ve talih konusudur. Tarih yol vermiş, talih yüzümüze gülmüş, hezimetten Cumhuriyet çıkmıştır. Türk milleti azmetmiş, sabretmiş, mücadele etmiş, can ve kan vermiş; nihayetinde yazdığı bağımsızlık destanından Cumhuriyet’i çıkarmıştır.”

*

Atatürk, “Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya da muktedir olmalıdır.” demişti ya, layık olamadık…

Cumhuriyetin değerlerine, kazançlarına sahip çıkamadık…

2014’te Cumhuriyetin 91. Yılında yayınladığı mesajda MHP Lideri Bahçeli, yaklaşan tehlikeye şöyle dikkat çekmişti:

“91 yıllık Cumhuriyet ağır bir saldırı altındadır. Dün yabancı güçlerin oyuncağı ve kölesi olan bir avuç elit şanlı imparatorluğumuzu nasıl batırmışsa, bugün de terör örgütleriyle çözülmeyi konuşan yine bir avuç kimliksiz ve köksüz sima, millî ve üniter devlete aynı şekilde kast etmek üzeredir.”

O’nun uyarılarına rağmen “15 Temmuz 2016 hain kalkışması” göz göre geldi…

Oysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır! En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” demişti, yobazlığın, gericiliğin, din tacirliğinin kucağına attılar memleketi…

“Bizim dinimiz en makul ve en tabiî bir dindir ve ancak bundan do­layıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, il­me ve mantığa uyması lâzımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur” demişti Atatürk ve uyarmıştı:

“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan insanlar saf ve masum hal­kımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiği­miz bu kimselerdir.”

*

Etrafımız cadı kazanı ve bağımsızlığımıza göz koyan çok…

Atatürk ne demişti: “Yurtta sulh, cihanda sulh!” ama “Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.”

“Cumhuriyet, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller ister” sözleri bugün çok daha büyük önem kazanıyor.

Hürriyet aşkı, “millî dil” ile gelişir… Bu milletin millî dili Türkçe’dir… Bilim ve sanatın muhteşem dilidir… On bin yıllık, bir yazı dilidir Türkçe… Yabancı boyunduruğundan kurtarılması yolunda Türk Dil Kurumu’nu kuran da Atatürk’tür…

Ne acıdır ki dilimiz de İngilizce ve Arapça istilası altında…

Bu Büyük Ülkücü’nün yolundaki Ülkücü Türk gençliği, Türkçe’nin, Türk dünyasının, Turan’ın, Kızılelma’nın ümididir…

Çünkü  “Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.”

Etrafınıza bakınız, “Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalmaya mahkûm” değiller mi?

Ve tarihte hep erkeğinin yanında eşit olmuş Türk kadınına söyledikleri:

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

“Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.”

*

Cumhuriyet, ekonomik bağımsızlık demektir.

Sanayileşmedir, kalkınmadır, refahtır…

“Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.” diyor Atatürk…

Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.”

Çalışmak, başarılı olmak zorundayız…

MHP Lideri Bahçeli’nin, “Aziz Atatürk umut olmuş milleti kavramış, ufuk olmuş geleceği kurgulamış, güç olmuş vatanı kurtarmış, ülkü olmuş Cumhuriyeti kurmuştur. Harap olmuş bir ülkeyi, yorgun düşmüş bir milleti yeniden kuvvet haline getirmek onun marifeti, onun muzafferliği olmuştur” diye tarif ettiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına layık olmak mecburiyetimiz var…

Türk dünyasının, İslâm âleminin ve hatta insanlığın bize ihtiyacı var…

29 Ekim 2023’te muhteşem bir “Yüzüncü Yıl Marşı” yazmak için yol göstermiş Ata:

“Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur!”

Bayramınız kutlu olsun!

Mustafa ÖNDER

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.