Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Parçalı Bulutlu

Türkiye’de korona virüs salgının kritik hafta

Türkiye’de korona virüs salgının kritik hafta
30.03.2020
A+
A-
ÇOK KRİTİK BİR DÖNEMDEYİZ
Bilim Kurulu üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “Çok kritik bir dönemdeyiz. Hastalığın ‘peak’ noktası yani en üst seviyeye ulaşması an meselesi. Bu nedenle önümüzdeki 5 gün hayli önemli. Hastalığı kontrol etmek için tedbirleri daha sıkı almazsak bu noktadan sonra virüsün yayılmasının kontrol edilebilmesi daha güç hale gelebilir” diyor.
Ceyhan, vaka sayısının ne zaman maksimum düzeye çıkacağının hiçbir ülke tarafından kesin olarak bilinemeyeceğini belirterek şu örneği veriyor: “Hiç tedbir almadık diyelim, okullar, işyerleri, kafeler açık. O zaman yaklaşık 2 buçuk ayda bu hastalık nüfusun yarısına yani 40 milyon kişiye bulaşırdı. Diyelim ki tüm tedbirler yüzde yüz uygulanıyor. Kimse çok zorunlu haller dışında sokağa çıkmıyor. Virüs ne yapacak? Bulaşacak insan bulamayacağı için ortadan kaybolacak.”
İKİ ÖRNEĞİN ARASINDAYIZ
Prof. Dr. Ceyhan, Güney Kore örneğini hatırlatarak sosyal izolasyonun tam sağlanması ve kimsenin evden çıkmaması halinde salgının 2 ay içinde bitebileceğini söylüyor ve ekliyor: “Biz, verdiğim 2 örneğin arasında bir yerdeyiz. Maalesef insanların yarısı kurallara uymadı (iş nedeniyle dışarı çıkmak zorunda kalanları kastetmiyorum). Halen de kurallara uymayanlar var. İki arada durduğumuz için de salgının ne zaman biteceğini söylemek çok zor. Sokağa çıkma yasağı ya da sıkıyönetim ilan etmeden de alınacak sıkı tedbir ve denetimlerle bu iş çözülebilir. Ama insanların bilinçlenmesi şart. Yoksa ufuk karanlık.”
YAZ GELİNCE SALGIN BİTMEYECEK
Prof. Dr. Ceyhan hava sıcaklığı arttıkça (haziran-temmuz gibi) virüsün kendi kendine yok olacağı algısının ise yanlış olduğunu söylüyor. Ceyhan “Bu salgının bitmesinin hava sıcaklığı ile ilgisi olmayacak. Ya şansınıza virüs bir mutasyona uğrayacak, bulaşma özelliğini kaybedecek ya da siz işi şansa bırakmayacak tüm önlemlerinizi alacaksınız” diyor.
İtalya’dan, İspanya’dan daha kötü duruma gelecek ülkeler olduğunu söyleyen Ceyhan’a ‘Biz o ülkelerden biri miyiz?’ diye soruyorum. Cevabı net: “Bu, tamamen insanların alınan önlemlere ne kadar uyacağına bağlı. İtalya ve İspanya hiç önlem almamış ülkeler değil ama bakın insanlar kurallara uymadı ve ne oldu? İpin ucunu kaçırdığınız zaman nereye gideceği belli olmaz. Sonra alınacak önlemler de pek işe yaramaz. Hep şunu düşünmek lazım. 1 gün sonra bu salgını kontrol etmek bugünden sonra daha zor olacak. Öbür gün yarından daha zor olacak. Vaka sayısı arttıkça iş zorlaşıyor. 2 bin kişiyi toplumdan izole etmek başka 10 bin kişiyi başka.”
3 FARKLI SENARYODA NE OLACAK
Dr. Güvenç Koçkaya ve ekibi koronavirüsün bugüne kadarki yayılım hızına ve alınan önlemlere bakarak ‘Ne olacak?’ sorusuna cevap niteliğinde
3 farklı senaryo hazırladı.
‘SOSYAL İZOLASYON’ SAĞLANAMAZSA
Herkesin sokakta olduğu (sosyal izolasyon kurallarına uyulmaması durumu): Vaka sayısı haziran sonunda 3.5 milyonu aşabilir. 184 bin 213 ölüm gözlenebilir. Dahası vaka artışı devam edebilir.
‘KISITLI TEDBİR’ UYGULANIRSA
Kısıtlı tedbirlerin uygulanması (4 gün evde oturdum, 1 gün balığa, 2 gün komşuya çaya gittim durumu): 183 bin 922 vaka ve 9 bin 143 ölüm yaşanabilir. Vaka artışı mayıs sonunda kontrol altına alınabilir.
 ’ETKİN MÜCADELE’ MODELİNE GEÇİLİRSE
Yasaklara uyulması hali (herkesin kendi OHAL’ini ilan etmesi ve tam izolasyona geçmesi durumu): Vaka sayısı en fazla 52 binde kalabilir. 2 bin 616 ölüm gözlenebilir. Vaka artışı etkin önlemlerin devam ettirilmesi ile nisan sonunda kontrol altına alınabilir.
Sonuç: Dr. Güvenç Koçkaya, salgının en az zararla atlatılabilmesi için vatandaşlara ciddi sorumluluk düştüğünü vurguluyor. Koçkaya, “Türkiye özelinde modellenen senaryolarda temel değişkenin sosyal izolasyon olduğu görülüyor. Yani hastalığın nasıl seyredeceği bizim kurallara ne kadar bağlı kaldığımızla doğru orantılı olacak” diyor.
SALGIN YÜKSELME DÖNEMİNDE
Bilim Kurulu üyesi ve KTÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü “İçinde bulunduğumuz haftalar çok kritik. Zira, salgın yükselme trendinde. Vaka sayılarındaki artışı görüyorsunuz. Bu dönemde bulaşmayı azaltacak tedbirler alınmaz, alınanlara da uyulmaz ise vaka sayılarında patlama olabilir. Bu dönemi az hasarlı atlatmak için biraz dişimizi sıkacağız. Sosyal izolasyon şart” diyor. Peki virüsün böylesine hızlı yayıldığı bu dönemde ne yapmak gerekli? Özlü şöyle anlatıyor: “Sosyal izolasyon kurallarına uyarsak salgının hızı yavaşlar. Tam anlamıyla kurallara uymaktan bahsediyorum. Dışarı asla çıkmayacaksınız, içeri de kimseyi almayacaksınız. Konu, komşu, akraba, eş, dost ‘Gelin oturalım, bir çay içelim’ derse bir anlamı yok. Ev halkı dışında başkalarıyla temas yasak. Bana gelen duyumlar üzerine size bir örnek vereyim. Bir hanım haftalardır evdeyim diyerek komşusuna kahve içmeye gidiyor. Komşusunun oğlu da işten izinli olduğu için İstanbul’dan memleketine gideli 1-2 gün olmuş. Beraber oturmuşlar. Sonra o komşunun oğlu pozitif çıktı. Şimdi 2 ailede karantinada. Önümüzdeki 1-2 hafta herkes kurallara uysa pat diye salgının yayılma hızı düşer. Toplumun nasıl davranacağını bilmediğimiz için ‘Salgın şu ay biter’ diyemiyoruz
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.