Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Gök Gürültülü

TÜRKİYE YENİ ALPERENLERİNİ BEKLİYOR

TÜRKİYE YENİ ALPERENLERİNİ BEKLİYOR
02.04.2020
A+
A-

Türkiye giderek derinleşen büyük bir kutuplaşmayı yaşamakta…

Toplum hayatımızda derin fay hatları yaratan bu kutuplaşma bir arada yaşama irademizi aşındırmaktadır.

İçinde bulunduğumuz belki de insanlık tarihinin en büyük evrensel salgın hastalığının yaşandığı süreçte hız kesmeden toplumsal kutuplaşma devam etmektedir.

Olaylara bakışta, sürekli ayrı düşme, düşünce ve söylemlerde ortak bir paydada buluşma imkanını da ortadan kaldırmaktadır.

Milletimizin büyük çoğunluğu bu derin çatlağın iki tarafında kamplaşmış durumdadır.

Bir tarafta hükümetin aldığı her kararı sorgusuz destekleyenler, diğer tarafta hükümet tarafından yürürlüğe konulan her karara karşı çıkanlar…

Adeta akıl, mantık ve denge ülkemizi terk etmiş gibi aklı mantığı ve orta yolu temsil edenlerin sayısı her gün daha da azalmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taraftarlarının söylediklerine bakacak olursak,

Türkiye;

ABD, Rusya ve Çin’in ardından dünyanın üçüncü beşinci süper gücü,

Dünyanın teknoloji devleri arasında yer almakta,

Ortadoğu’nun en sevilen ve güçlü devleti,

Türk Devletlerinin ilham kaynağı

Osmanlının yeni adı,

Dünyadaki tüm mazlumların hamisi

Dünyanın en zengin, en güçlü ülkesi vs. şeklinde sıralama yapmak mümkündür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı her karar ve uygulamaya karşı çıkmayı alışkanlık haline getirmiş muhalefetin öne sürdüğü iddialara bakacak olursak,

Türkiye;

Özgürlüklerin düşmanı,

Şeriat kurallarına göre yönetilmek istenen ülke,

Erdoğan taraftarlarına devlet kaynakları yandaşlara peşkeş çekilmekte,

Sanayi iflas etmiş,

Tarımsal üretim tamamen durmuş,

İşsizlik dünya rekoru kırmış,

Yoksullar açlıktan ölmekte,

Hastaları kabul edecek hastane bulunamamakta,

Korona virüsten en çok ölenler Ülkemizde,

Korona ölümlerinde hükümet halktan bilgi saklamakta,

Hükümet ve onun yönetimindeki kurumların açıkladığı tüm gösterge ve rakamlar tamamıyla uydurma ve yalan,

Hukuk adalet ve güvenlik tamamen ortadan kalkmış durumda,

Başkanlık konutu S–400 sistemleriyle korunmakta,

Konutun bodrumlarındaki döviz ve altınlar Erdoğan tarafından halkın iradesini satın almakta kullanılmakta

iddialarından tutun da daha akla hayale gelmeyecek “köpek, bebek davası”na benzer onlarca konu başlığının varlığına şahit olmaktayız.

İki tarafında iddiaları ve inandıklarında doğruluk payı olmakla birlikte yanlış tarafı çok daha fazladır.

 

Çatışma ve kutuplaşmanın toplumda zemin bulması huzur ve barış ortamı için çok büyük bir tehlikedir.

Ancak bu büyük tehlikeye rağmen yeni taraftarlar kazanmaktan çok mevcut taraftarları muhafaza etmenin, bloklar arasındaki geçişleri önlemenin en kestirme ve garantili yolu da kutuplaşmayı güçlendiren, tahkim eden ötekileştirici, tümden retçi söylemlerdir.

Ne yazık ki bu gün Türkiye’de yaşanan durum tam anlamıyla budur.

Yaşanmakta olan toplumsal çatışma gerçeğini kabul eder, bununla yaşamaya rıza gösterirsek, bir arada yaşama irademiz aşınacak ve bir süre sonra ise ortadan kalkacaktır.

Türkiye’nin

Duygular yerine mantığı,

Çatışma yerine uzlaşmayı,

Hepsi benim olsun yerine paylaşmayı,

Kavga yerine barışı tavsiye edecek ve uygulamaya koyacak yeni bir akla ihtiyacı vardır.

Doğru yapılanı takdir, yanlışı tenkit edecek bu akıl Ülkücü-Milliyetçi Hareketin temelinde mevcuttur.

Türkiye’nin Türk Milliyetçilerinin bu yaklaşımına ihtiyacı bu gün itibariyle hayati öneme sahiptir.

Ülkücü-Milliyetçi Hareket, içinde bulunduğumuz her bakımdan tarihi süreçte ülkemizin kaderi üzerinde daha fazla inisiyatif almak durumundadır.

Türk Milliyetçiliği hareketi tam bir seferberlik anlayışı içinde toplum hayatının merkezinde tüm unsurlarıyla faaliyette bulunmalı, doğruya doğru, yanlışa yanlış deme sorumluğunu yerine getirmelidir.

Milletimizin tüm fertlerini ortak idealler etrafında toplamak ve Türkiye’yi bu badireden sağ salim çıkarmak için ihtiyacımız olan bilge Alperen tavrıdır.

Bu tavrı ortaya koyarak karşılık beklemeden Türkiye’yi çağlar üzerine sıçratacak yegane kadro Türk Milliyetçisi Ülkücülerdir.

 

 Ahmet Orhan

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.