DOLAR 5,6972
EURO 6,2724
ALTIN 280,5
BIST 101.847
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Çok Bulutlu

Türkiye Sahipsiz Değildir

15.10.2014
93
A+
A-

Bu ülkede yaşayan insaf ve vicdan sahibi her vatandaş, tarihin en zor ve sıkıntılı döneminden geçtiğimizi kabul eder ve söyler. İçerden ve dışarıdan amansız bir kuşatmaya alındık. Terör örgütlerinin cirit attığı, ihanetin isyana dönüştüğü, bütün dünyanın uzak durduğu bir ülke durumundayız. Kardeşliğin zirve yapması gereken mübarek bayramımızda, zirve yapan ihanet oldu. Hala masal anlatıyor, hala kurdukları medya düzeni bütün bu vahametleri iyi şeyler olarak göstermeye çabalıyorlar.

Bu perişanlıktan kurtulabilmek, bu ihanet dönemine son vermek için, olan biteni millete doğru anlatmak ve Türkiye’nin sahipsiz olmadığını göstermek gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli yaptığı konuşmalarda, çok hayati tespitler yapmakla, uyarılarda bulunmakla kalmıyor, Türk milliyetçileri ve ülkücüler var oldukça ihanetin asla beklediği sonucu alamayacağını da gösteriyor. MHP grup toplantısında yaptığı konuşmanın tamamı haber sayfalarımızda yer almaktadır. Biz de, bazı sözlerin altını bir defa daha çizmeyi bir görev sayıyoruz.

HİÇBİR MEŞUM EYLEM KARŞILIKSIZ KALMAMALI

Söyler misiniz bana, “Kobani düşerse Ankara düşer” diyenlerin Yunan işgal kuvvetlerinden ne farkı vardır? Askeri taşlayan, polise tokat atan, devlete söven, millete hakaretler yağdıran omurgasızların milli mücadelenin kutlu bir eseri olan Gazi Meclis’te bulunmaları en başta demokrasiye ihanettir. Hiçbir meşum eylem ve girişimin karşılıksız bırakılmamasını, aksi halde doğabilecek sonuçların telafi edilemeyecek boyutlara ulaşabileceğini muhataplarına önemle duyuruyorum. Türkiye’nin sahipsiz olduğunu kimse düşünmesin. Gizlenemeyecek kadar ortadadır ki, AKP’nin çözüm ortakları, AKP’nin çözüm kadrosu Kobani afyonuyla kudurmuş, Kobani aşısıyla çılgına dönmüştür.

HERKES ELİNİ VİCDANINA KOYUP DÜŞÜNMELİ

Bayrak yakılıyorsa, bayrak saldırı ve hakaret görüyorsa sağduyulu ve vatansever kardeşlerimin ellerini vicdanlarına koyup düşünme zamanı gelmiş demektir. Bayrak namustur, bayrak şereftir, bayrak onurdur; namustan, şereften ve onurdan haberi olmayanların bayrağı sevmesi, bayrağı savunması, bayrak için dertlenmesi akla ziyandır. PKK’yla yürütülen pazarlıklarda ipliği pazara çıkanların, 17-25 Aralık’ta kirli çamaşırları villalardan taşanların Türk milletinin safında ve yanında durması hayal mahsulü bir beklentidir. Bugüne kadar Türkiye kaybetmiş, Erdoğan ve bölücü lobi kazanmıştır. AKP-CHP-PKK-HDP-PYD ve küresel örgütler Türkiye’nin aleyhine, Türklüğün zararına, milletin felaketine olacak şekilde halka halka dizilip birbirilerini doyururken, yalnızca Milliyetçi Hareket Partisi hakkın, adaletin, doğrunun, milli olmanın ve Ankara’nın hizasında durmuştur.

TARİFİ OLMAYAN REZİLLİK

2 Ekim’de kabul edilen Tezkere’ye HDP’yle birlikte hayır diyen CHP birden bire Kobani için yeni bir Tezkere’den bahsetmeye başlamıştır. Türkiye’nin, IŞİD’e karşı PKK-PYD’nin hesabına savaşmasını dillendirenlerin ya şuurları kapalı, ya zihinleri bulanık ya da milli hafızaları tamamen siliktir. Bize göre, Mehmetçiğe kurşun sıkanların, Kobani için merhamet dilenciliğine, vicdan seferine çıkması yüzsüzlüğün doruğudur. Ölümler sadece Kobani’de yaşanmadı. İşgal ve vahşet bir tek Kobani’de görülmedi. Kerkük’te, Musul’da, Tuzhurmatu’da, Telafer’de, Suriye’nin muhtelif kentlerinde nehir gibi akan Türkmen kanına sırt dönenlerin, Arap katliamına yüz çevirenlerin sırf Kobani için ayağa kalkması tarifi olmayan rezilliktir.

SIKIYSA IŞİD’İN KARŞISINA ÇIKIN

Türkiye’de terör estirenlere ve bunları destekleyen odaklara sesleniyorum; kendinize güveniyorsanız, sıkıysa, yüreğiniz yetiyorsa IŞİD’in karşısına çıkında görelim. Bingöl’de polise pusu kurduran, kurulmasına seyirci kalan, emzikli bebekleri kurşuna dizen, dağlarda fitne kazanı kaynatan, sokakları savaş alanına çeviren hainler, insanlık düşmanları size söylüyorum; Kobani’de IŞİD terörü sizi bekliyor, ne duruyorsunuz, ne korkuyorsunuz? Kobani için koridor açılması, silah yardımı yapılması, buna sıcak bakılması vatana ihanet olacaktır. Bazı medya organlarında, Irak’ın kuzeyindeki peşmerge yönetiminin Kobani’deki PYD-YPG militanlarına silah ve cephane yardımı yaptığı belirtilmiştir. Bu silah ve mühimmat Kobani’ye nasıl ve hangi kanaldan ulaşmıştır? Coğrafi şartlardan dolayı bölgeye peşmergelerini gönderemediğini açıklayan Barzani yönetimi, silahları nereden temin etmiş, kim ya da kimler vasıtasıyla Kobani’ye ulaştırmıştır? Başbakan Davutoğlu bu muammayı açıklığa kavuşturmalıdır.

FOTOKOPİ BAŞBAKAN

Ülkemiz, Kobani’den kaçan yaklaşık 200 bin kişiye gerekli insani yardım ve katkıyı zaten vermektedir. Hal böyleyken, Kobani’ye giden araçların adresi kimlerdir? AKP Hükümeti, adı konulmamış bir koridor açarak, teröristler ülke huzurumuzu hedef alırken pazarlıklar yoluyla PYD-PKK’ya yardıma ikna mı edilmiştir? Türkiye’ye silah çekmiş, Türk milletine düşmanlık yapmış ve TSK’nın da terörist dediği bir örgütü meşru görmek AKP’nin bölücü fıtratına göre normaldir. Normal olmayan Başbakan Davutoğlu’nun bu kadar pervasızlığıdır. Fotokopi Başbakan’ın ağzından çıkanı kulağı duymuş mudur? PYD’yi meşru görmek, PKK’yı meşrulaştırmak demektir. PYD’yi meşru görmek şehide, şühedaya küfür etmektir. Ne acıdır ki, Hükümet’te milli gururun kırıntısı bile kalmamıştır.

ÇÖZÜM İSİMLİ İHANET SERÜVENİ BİTMİŞTİR

Çözüm ve barış isimli ihanet serüveni çoktan bitmiş, PKK, AKP’den alacağını faiziyle tahsil etmiştir. Olan bitenler ahlaksız bir pazarlık sürecinin ara duraklarıdır. Hükümet tüm mesaisini, tüm enerjisini, tüm dikkatini Esad’a çevirmiş durumdadır. Şimdi gündemi, ne idüğü belirsiz Suriyeli ılımlı muhalefetin eğitilmesi konusu almıştır. Suriye yönetimi tarafından terörist diye suçlanan grupları Türkiye’de nasıl eğitecektir? Elinde silah tutanların neresi ılımlı, neresi soğuk nasıl bilinecektir? Sayın Başbakan neyi eğitiyor, neyi donatıyorsunuz? ABD’nin tuzağına düştüğünüzü görmüyor musunuz? IŞİD-PKK-PYD’nin ikinci plana indiğini fark etmiyor musunuz? Türkiye’yi yöneten zevatın ABD’nin maşası olmaya talip olması, Kürdistan’ın kurulması için sorumluluk üstlenmesi nesillerinden bile çıkmayacak kara bir leke olacaktır.

ERDOĞAN KENDİNİ NE ZANNEDİYOR?

Türk milleti, 10 Ağustos’ta tiran mı, yoksa Cumhurbaşkanı mı seçmiştir? Recep Tayyip Erdoğan sınırını bilmeli, makamının saygınlığını ve polemikler üstü konumunu vakarla taşımalıdır. Anlaşılmaktadır ki, Erdoğan hala siyaset yapmakta, tarafgirliği sürdürmede kararlıdır. Ancak, şeref ve namus üzerine edilen yemine ne olacaktır? Cumhurbaşkanı, yemini çiğnerse, hadi şereften geçtik de, namustan nasıl bahsedecektir? Cumhurbaşkanı siyasi partilerle kavga edemez. Cumhurbaşkanı “bu makamda böyle konuşmak istemezdim” uydurmasıyla önüne gelene atıp tutamaz. Erdoğan Cumhurbaşkanı ise, devlet geleneklerine ve Anayasa’ya uymakla yükümlüdür. Yoksa beş yıl kendisi için çok zor geçecek, belki de yarı yolda tökezleyip düşecektir.

Orhan Karataş

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.