Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Gök Gürültülü

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 100.YILINA YAKIŞAN BİR ÜLKE OLDU MU?

22.04.2020
A+
A-

 

Cumhuriyet 100.yılına girerken benimde 100. Köşe yazımı henüz aşmam, kalbimdeki Türkiye sevdasındandır…

Tüm yazılarım Türkler ve Türkiye içindir…

Varlığım Türk varlığına armağan olsun diyen bir nesilden geliyorum…

100.yazım “SEBEP COVİD-19 SONUÇ ROBOTİK YENİ NESİL” olmuştu. Zaten bu yazım da salgının sebebi değil yine sonucunda bu nesile nasıl bir katkı sunacağı ile ilgili…

Virüs bir laboratuvarda mı üretildi, yoksa doğanın insanlığa bir oyunu mu?

Bu konu daha çok su kaldırır, stratejik analizciler buradan daha çok senaryo üreterek ekmek yer…

Hiçbir gerçek gizlenemez ve birgün mutlaka tarihte doğru olan yerini alır…

Ben olan oldu deyip bugünü kaybetmeyelim diyenlerdenim…

Sebep sonuç ilişkisi de diyebiliriz…

Uzun süredir Kovid-19 ile mücadele eden ailemin 4 ferdi nihayet iyileşme sürecine girdiler….

Hem manevi, hem de fiziki olarak bende birşeyler yazabilecek vakti böylece bulabildim…

Bu dönemin içinde yaşayınca, çektiğimiz zor günlerden dolayı durumu olduğunca objektif değerlendirmeye çalışacağım…

Ajitasyon sevmediğim için, kardeşlerim ile kenetlenerek bir süre sizlerden uzak durmayı ve tüm enerjimi aileme vermeyi uygun buldum…

Dostlarımız ve sevenlerimizin dualarıyla nihayet  tünelin ucunda ışığı görebildik…

Bunu hem şahsi hem de ülkem üzerinde yıllardır dönen kara bulutların dağılacağını hissettiğim için söylüyorum…

Güzel günler yakın, her gecenin bir sabahı mutlaka var…

Ama İngiltere’de yaşarken, Türkiye ve Dünya’yı okumanın daha kolay olduğunu gördüm…

Çok yönlü karşılaştırmalar yapabildim…

Bir zamanların Türkiye’si Dünya’nın gelişmiş ülkelerinden 50 sene geriyken, farkettirmeden nasıl da onlara çalım atmış…

Hastane süreçleri ve İngiliz üst makam sahiplerinin aldığı veya alamadığı doğru kararlarla bizzat yaşayarak, birçok şeyi tekrar anladım ve emin oldum…

Meğer çökmüş bir İngiliz devleti ve onun cahil yöneticilerinin elinde yaşayıp gidiyormuşuz…

Sadece İngiltere değil, Amerika, Fransa, İtalya, Almanya, İspanya sadece göstermelik bir güçmüş…

Hepsi kumdan kaleler gibi bir bir Kovid-19 rüzgarından yıkıldılar…

İngiliz Devleti, vatandaşını derdi ile başbaşa bıraktı…

Kraliçe Londra’dan kaçtı, Başbakan Boris Johnson ise utançtan bende Kovid oldum diye kendini izole etti, eleştiriler çoğalınca birde hastaneye yattı…

Hepsi bir tiyatro…

Sebebi, ilk salgın çıktığında “Bu grip gibi bir şey. Hastanede KOVİD-19 hastalarını ziyaret ettim tek tek ellerini sıktım. Salgından korkmayın, normal hayatınızı yaşayın” diye cahilce açıklama yapmasıdır…

Onların hesabına göre yaşlılar ölecek ve hükümete yük olmalarından kurtulacaklardı…

Ama sonucun bugün buraya varacağını öngöremediler…

Hazırlıksız yakalanmalarının ve geç tedbir almanın faturasını çok ağır ödeyecekler, bunca yıl masum insanlara çektirdiklerinin karşılığını ödesinler de zaten…

Hele hele bitirmek istedikleri Türkiye Cumhuriyeti’ne birgün muhtaç olacaklarını hayal bile edemezlerdi…

Şimdi Türkiye’den gelecek tıbbi malzeme kolilerinin yolunu gözlüyorlar…

Zaman zaman sosyal medya sayfalarımdan kısa paylaşımlar yaparak durum değerlendirmesi yaptım…

Dünya’nın sağlık konusunda ne kadar geri olduğunu artık az çok herkes gördü ve anladı…

Türkiye salgında erken karar alarak yayılma hızını kesti ve devlet olarak aldığı sorumluluğu başarılı bir şekilde tamamlayacak gibi görünüyor…

Dünya’da en erken toparlanabilen, ülke ekonomisini diğerlerinden daha üst seviyeye çıkarmak için öncelik kazanacaktır…

2020 biz Türkler için ayrı bir öneme sahipti…

23 Nisan 2020’de Ulusal egemenliğimizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100.yılını kutlayacaktık…

100.yıla yakışır kutlamaların, görkemli olması için devletçe hazırlıklar yapılmıştı…

Olmadı, kısmet değilmiş…

Fakat ailemizle kutlamaya engel yok…

Türk Milleti olarak, resmi açıklanan saatte bizde İstiklâl Marşı’mızı en heyecanlı halimizle gururla bağıra bağıra okuruz…

Bu yıl belki Resmi olarak kutlayamadık ama Türkiye 100. yıla yakışan çok güzel işlere imza attı…

Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni onlarca yıl sadece 23 Nisan’larda marşlar ve şiirler söyleyerek anlamdıracağımızı zannettik…

Peki Atamızın gösterdiği hedefe ulaşmak için bir çabamız oldu mu?

Gayet tabi oldu ama buna her teşebbüs eden siyasetçimiz, mühendisimiz ve bilim adamımız malesef ya susturuldu ya da öldürüldü…

Türk’ün uyanmasını hiçbir zaman istemediler…

Churchill’in dediği gibi, “Çanakkale’de yenildik ama Türkler bir toplu iğneye bile bize muhtaç durumda yaşamalılar”…

Yaşattılarda…

Siyasette yöneticiler, Mason ve Türk Oligarkların Amerikan eksenli istekleri ile dış güçlerin egemenlikleri altına kolayca alınmıştı…

Ülkemde üretimin değil dışa bağımlılığın aktif şekilde kullanılması, Türkiye Cumhuriyeti’ni tam bağımsızlık hedefinden koparmıştı…

Parlementer sistem tam da onlara hizmet ediyordu…

Bir hükümet biraz başını kaldırsa, başına vuruluyor, içeride satın alınan vekiller istifa edip ya küçük küçük partiler kurulup hükümet koalisyonlara mahkum ediliyor veya satın alınan askeri güçle darbe yapılıyor ve istedikleri yönetime devir teslim ediliyordu…

En son 15 Temmuz 2016 Darbe Teşebbüsü felaketi herkesin yüzüne tokat gibi patlamıştı…

FETÖ ifşa olmuş, Amerikan (İngiliz) derin devletinin oyunlarına Türk çocukları bu kez izin vermemişti…

Aksaçlı Türkler’in temsilcisi Devlet Bahçeli, varolan iktidar ile ittifak yaparak Türkiye Cumhuriyeti’ni uçurumdan almış ve yeni Türk devletini 100. yılına hazır etmek için planını devreye sokmuştu…

MHP Lideri Devlet Bahçeli böyle bir Anayasayı ve  Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni uzun zamandır hayal ediyordu ama halk tam yetkiyi hiçbir zaman milliyetçi camiaya vermemişti…

Yüzde 10 ile muhalefet yapmaya çalışan MHP, ne zaman yıldızı parlasa ve hükümete gelme umudu doğsa, dış güçlerin oyunuyla bölünüyordu…

Birinci vaka Muhsin Yazıcıoğlu’nun, ikincisi de Meral Akşener’in partiyi tam yükselişteyken bölmesi hadisesidir…

Kurulan Cumhur İttifakı ile millet aklı devreye sokulmuş ve gücün tek elde toplandığı yeni sistem referandumla halkın onayından geçmişti…

Nihayet hayal edilen sistem ufak tefek eksiklikleri olsada ete kemiğe bürünmüştü…

Üzerinden birkaç yıl geçti ve bu Covid-19 salgını Devlet Bahçeli’nin bizzat yazdığı, ısrarla oturtmaya çalıştığı bu sistemin ne kadar gerekli olduğunu ve işlevinde yaratılan sinerjiyi bizlere gösterdi…

Kararlar tek merkezden yönetiliyor ve geçmişte bürokratların bananecilikle çekmecede oyaladıkları benzer kararlar, bugün aynı saatlerin içinde onaylanıp yürürlüğe konuluyordu…

Salgın Dünya’ya yayılalı henüz birkaç ay olmuşken, Türkiye bunu kısa zamanda yenip Dünya devi olma yolunda ilerliyor…

100’ün üzerinde ülke Cumhuriyetin 100. yılına yakışır bir şekilde bizden tıbbi malzeme alma kuyruğunda…

Cumhur İttifakı ile güçlenen sistem, Dünya’da bir elin parmakları kadar ülkenin üretebildiği tıbbi solunum cihazlarını yerli yazılım ve mühendislik gücüyle kısa zamanda seri üretime geçirmeyi başardı…

Türkiye teknoloji devi olmalı ve inanıyorum olacak…

Ülkem bu salgında Dünya’ya ne satacağını bir musibet yolu ile olsada bulmuş oldu…

Zaten uzun yıllardır diğer ülkelere sağlık satıyorduk. Sağlık konusunda muazzam bir alt yapımız vardı…

Şimdi buna destek olarak ‘Dünya’nın Tıbbi Malzeme Üretim Merkezi’ olmalıyız…

Yüzde yüz yerli sağlıkta kullanılan önemli ve para getirisi olan tıbbi cihazlar bizim ülkemizde üretilmeli…

Şarkıda geçen helva gibi. Un var, şeker var, yağ var öyleyse ne duruyorsun helva yapsana….

Milli düşünebilen genç girişimciler, enerjik ve dijital kodlama bilen genç bir nesil var…

Haziran’a doğru salgından büyük oranda kurtulmayı başarırsak, çok hızlı toparlanırız…

Talimatlara, kurallara topyekün uyup, salgını en az ve hızlıca atlatırsak bunun gerçekleşmemesi için bir sebep yok…

Üretimimiz çok çeşitli, mal satacağımız pazarlarımız da öyle, tek veya üç beş çeşit ürüne vede bir iki ülkeye bağımlı değiliz…

Petrol bedava fiyattan da aşağıya düştü. Neredeyse ABD’nin petrolcüleri üste para veriyor…

Hızlı karar verebilen, proaktif davranan hükümet modeli kuruldu…

Vatandaşlar da eski hımbıl, mıymıntı huy ve alışkanlıklarından vazgeçip hükümetin hızına ayak uydurmalı, ülkenin işini kolaylaştırmalıdır…

Ekonomimiz salgın bitince şahlanacak ve tam bağımsız hale gelecektir…

Bence Türkiye Cumhuriyeti 100. yıl hedefine varmıştır…

En güzel kutlama içtenlikle bu yıl olmalıdır…

Dünya Lideri olmaya adım adım ilerliyoruz…

Ey Türk gençliği atamızı dinle:

“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır…

Türkiye ne Amerikan’laşacak, ne de Batılı’laşacaktır; o sadece özleşecektir.

Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

Atatürk ve silah arkadaşlarına ve dahi gelmiş geçmiş tüm Atalarımıza, Türklük için can veren şehitlerimize rahmet ve şükranlarımı sunuyorum. Rabbim önümüzdeki tüm engelleri kaldırsın Türk nesli artık koşsun…

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramımız tüm Dünya Türkleri‘ne kutlu olsun…

Sürçü lisan ettiysem affola…

 

Leyla Düzel

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.