DOLAR 5,7002
EURO 6,3082
ALTIN 268,6
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Hafif Sağanak

Türkiye Ancak AKP ve Mümtaz’er Türköne Gibiler Yüzünden Bölünür

29.07.2013
47
A+
A-

İsmail Özdemir

Geride bıraktığımız günlerde Mümtaz’er Türköne Zaman Gazetesi’nde “Milliyetçilerin Kürt Sorunu” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Başından sonuna kadar yanlış ve bana göre kasıtlı algı saptırmalarıyla dolu bir takım değerlendirmelerde bulunmuş.

Kendisinin MHP ve Ülkücü Hareket’e olan bakış açısının zaten samimiyetten uzak olduğunu özellikle MHP’ye yönelik 2011 genel seçimler öncesinde yapılan tezgahların uygulandığı dönemde çok net bir şekilde müşahede etmiştik. Öyle anlaşılıyor ki o günlerde temelini attığı ve ne alaka ise MHP’ye yapılan komploları bambaşka bir yönde (ama aslında olayın tam da merkezi noktasında!) değerlendirerek MHP ve Ülkücü Hareket’in Lideri Devlet Bahçeli’ye “Kürt sorunu sizinle çözülmüyor, istifa edin” çağrısıyla ait olduğu sistemin gereğini yerine getiriyor bugünlerde de…

Mümtaz’er Türköne AKP’nin PKK ile beraber yol arkadaşlığı yaparak sözde terörün çözümü için çıktığı yolun artık kendince sağlıklı bir mesafe kat edemeyeceğini görmüş olmalı ki (son birkaç yazısında bu endişeleri görmek mümkün) çareyi bir şekilde Türk Milliyetçilerine sataşmakta arıyor. Çünkü sadece Aralık 2012 döneminden bu yana değil, bu tarihin çok öncesinden AKP’nin ihanete ulaşacak boyutta yaptığı ne varsa, bunun karşısında Türk Milliyetçileri’nin ve Liderleri Devlet Bahçeli’nin söylediği herşeyin doğru olduğunu, gerçekleştiğini aslında kendisi de anlamış bulunuyor. Ancak kavrayamadığı daha doğrusu bize göre işine gelmeyen mesele şu; Türk Milleti AKP’nin sözde terörün çözümü adına attığı ve atmaya çalıştığı adımların hiç birisine onay vermiyor.

Türk Milleti’ni, onun görüş, düşünce, yaşayış, inanış, hayal ve beklentilerini mücadelesinin merkezine koyan Türk Milliyetçileri’nin haklılığı da işte bu yüzden kaynaklanıyor. Keşke hiçte zorunuza gitmeden bunu kavrayabilseniz…

Gel gelelim Mümtaz’er Türköne’ye göre durum böyle değil. O’na göre Türk Milliyetçiliği salt bir şekilde “bir düşman algısından” besleniyor. Gerçekten yazık ve acınası bir değerlendirme kendisi adına. Keşke bununda hakikat olmadığını kavrayabilseydi…

İşte bu bakış açısını düşüncesinin merkezine alarak Kürt Milliyetçiliğini, Türk Milliyetçiliği ile eşdeğer görüp “Türkiye bölünürse Türk Milliyetçileri yüzünden bölünür” tezinin propagandasını kendi adına kurnazca ve vicdanlara sığmaz bir edayla yazısında yürütmüş.

Bu noktada bir şeyin altını en keskin çizgilerle çizelim. Binlerce yıldır bir ve bütün olarak yaşayan bir milleti ancak etnik temelli olarak değerlendirir ve düşüncelerinizi bu ölçüde hayata geçirmek için çalışırsanız işte o vakit bölersiniz. AKP’nin PKK ile beraber, terörist başının görüşlerinin esas alınarak yürütüldüğü dönemin temelinde yatan tam da bu düşünce değil mi zaten? Yani Türk Milleti’ni bölünmeye götürecek ne varsa hepsini yapan, uygulayan ve peşinde koşan işte bu zihniyetin sahipleridir.

Terör örgütü silah bırakacak, silahlarıyla beraber sınır dışına çıkacak, terör örgütü çözülecek ve terör bitecek vaatleri ile çıkılan yolda teröristlerin sadece küçük bir kısmı (onlarında hasta ve yaşlı teröristler olduğu anlaşıldı) sınır dışına geçmişse, terör örgütüne olan katılım, zaman esaslı bir değerlendirme yaptığınızda örgüt tarihinin rekor seviyesine ulaşmışsa, terör örgütü kırsalla birlikte kent merkezlerinde de yeni yapılanmalar kurmaya başlamışsa, “örgüte katılanları ve mevcut durumda bulunanları yeni şartlara göre, yeniden eğitiyoruz” türünden terör örgütünün üst düzey yönetim kadrosundan açıklamalar geliyorsa, “barış süreci” adı verilen dönemde PKK onlarca eylem yapmışsa, sınırlarımızın yanı başında da bölücü faaliyetlerine devam edip kuruluşunda belirttiği “dört parçalı devlet kurma” fikrinden asla sapmadığını göstermişse hala AKP’nin “barış süreci” adını verdiği dönemin terörü bitireceğine inanmak için ahmak olmak gerekir.

Ama gel gelelim, elde böylesine somut veriler olmasına karşın hala Mümtaz’er Türköne gibiler bölünme adına en büyük tehdidin PKK’nın yaptıkları ve kendi tarafgirliklerinden doğduğunu görmek yerine sorumlu olarak Türk Milliyetçilerini gösteriyor.

Bir tarafta bütün olanı ve koskoca bir memleketi olduğu gibi kucaklayan bir hoşgörü ve hakikat ehli Türk Milliyetçiliği, diğer tarafta ise etnik bölücülüğü kendisine esas eden, kendisine bu zeminde yer arayan, bölücü, ayrılıkçı, sadist bir akım ve kendisine hayat bulduğu terör yapılanması, yani Mümtaz’er Türköne’nin Kürt Milliyetçiliği dediği akım… Bu ikisini yan yana getirerek eş değer görmek ve bu temel üzerinden fikir yürütmek art niyetten başka bir anlam taşıyabilir mi?

Evet, mesele “Türkiye’yi nasıl daha da ileriye hür, bir ve bütün olarak taşırız?” sorusunun cevabını samimiyetle aramaksa, ki biz Türk Milliyetçilerince tarihin her döneminde olduğu gibi bu dönemde de meselenin özü budur, o vakit söylenmesi gerekenler söylenip, atılması gereken adımlar atılmalıdır. Samimi olan herkesin bunun aksi yönde bir düşüncesinin olması mümkün değildir. Ancak bu felsefenin doğrudan temelini yıpratacak ve yok edecek düşüncelerin hayat bulmasına da Türk Milliyetçileri asla müsade etmemiştir, bundan sonrada etmesi mümkün değildir. Dedim ya, Türk Milleti’nin müsade etmediği birşeye Türk Milliyetçileri’nin müsade etmesi söz konusu olamaz.

Mümtaz’er Türkne, siz ve sizler gibi düşünenler AKP’nin terörist başının görüşlerini alıp, bunu Türk Milleti’nin önüne “işte çözümden anladığımız budur” denilerek getirilmesine onay ve destek verebilirsiniz ancak bunun konuya yaklaşım ve memleketin sorunlarının çözümünde samimiyetle zerre kadar bir alakası olmadığını anlayın artık. Hoş, AKP’nin “çözümden neyi anladığını” aradan geçen bunca zamana kadar topluma hala tam manasıyla anlatamamış olması da doğrudan sizin gibi bu dönemi destekleyenlerin ayıbıdır.

Bu ayıbı açıklayamıyorsanız, bari çıkın, işlerin bu şekilde Türk Milleti için hayırla sonuçlanmayacağını açıklayın ve bir kez olsun MHP ve Türk Milliyetçileri’nin Lideri Devlet Bahçeli’ye görüşlerinde sürekli haklı çıkmasından ötürü hakkını teslim edin. Derdiniz bu memleketin bir ve bütün olarak daha güçlü bir şekilde geleceğe uzanması, hakikat ve samimiyetse eğer…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.