Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Az Bulutlu

TÜRK “Z” KUŞAĞI VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

TÜRK “Z” KUŞAĞI VE TÜRKİYE GERÇEĞİ
08.07.2020
A+
A-

Türkiye nüfusu gelişmiş batı ülkelerinden birçok bakımdan farklılık göstermektedir.

Bu farklılıkların başında 20 yaş altı nüfusumuzun genel nüfusa oranıdır.

Ülkemizden yaşayan nüfusun %30’nu 0–20 yaş aralığında olanlar oluşmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’nin nüfusu genç bir ülke olarak tanımlanması mümkündür.

Günümüzde söz konusu yaş grubu, yaygınlaşmaya başlayan “Z Kuşağı” ifadesiyle anılmaktadır.

Z kuşağı tanımı alfabenin son harfinden esinlenmekle birlikte en son doğanlardan daha çok yeni ergenleri tanımlamaktadır.

Başka bir ifadeyle 2000 yılından sonra dünyaya gelen kesime “Milenyum Çocukları” denilmesi de yerinde olur.

 

İnsanlık 2000 ile başlayan 21. yüzyıla büyük değişimlerle girmiştir.

Bu değişimler o kadar büyük olmuştur ki tam anlamıyla bir çağı kapatmış ve yeni bir çağ başlatmıştır.

İçinde bulunduğumuz yeniçağda uzay teknolojisi ve internetin keşfi sayesinde haberleşmenin önündeki engeller ortadan kalkmış, bilgiye ulaşmak gerek içerik gerekse imkanlar açısından kolaylaşmıştır.

Ülkeler arasındaki sınırların güvenlik dışında etkisi azalmış, insan ve mal hareketlerinin de kolaylaşıp yaygınlaşmasının önü açılmıştır.

Küresel boyutta önce sermayenin dolaşımı daha sonrada tedricen artan bir boyutta özellikle nitelikli iş gücünün serbestçe dolaşımı gündeme gelmiştir.

Yeni çağ tüm toplumlarda dünya ticaretinin de inanılmaz bir boyutta arttığı gerçeğiyle karşı karşıya kalmamıza neden olmuştur.

Genç müteşebbisler her türlü üretim alanında asırlık kuruluşların önüne geçen maddi büyükler yaratmışlardır.

Yeni ve genç müteşebbisler o kadar başarılı olmuşlardır ki şu anda dünyanın önde gelen şirketlerin büyük bir kısmını 15–20 yıllık geçmişi olan şirketler oluşturmaktadır.

TÜRK GENÇLİĞİ VEYA TÜRK “Z” NESLİ

Türk gençliğini siyaset ve demokrasi açısından değerlendirecek olursak üzerinde durulması gereken önemli hususlar vardır.

Ülkemizde zamanında, yani 2023–2024 yıllarında yapılması gereken genel seçimlerde en az 6,5 Milyon gencin ilk defa oy kullanacak olduğunu listenin başına yazarak not etmemiz gerekmektedir.

Her ne kadar “Z” kuşağı, aynı dönemi yaşamış olan büyükleri tarafından çoğu zaman değerleri olmayan, donanımsız, sorumluluk duygusu gelişmemiş bir nesil olarak görülse de gerçek bundan çok farklıdır.

Günümüzde eğitimin merkezi olan okulların gençlere verdikleriyle ve kazandırdıkları bakımından eski ağırlığını taşımadığını biliyoruz.

Artık bilginin verildiği en önemli kaynak okullar değildir.

Dijital ortamda neredeyse tüm bilgilere ulaşma imkanının yakalanmış olması okulların gençlerin hayatındaki ağırlığının azalmasına neden olmuştur.

Artık elinde not defterleriyle öğretmenler, okullar ve kütüphanelere koşan gençleri eskisi kadar görmek mümkün değildir, esasen buna da gerek yoktur.

Şimdilerde eğitim çağındaki “Z” kuşağı evlerinde ebeveynlerinin kendilerine sağladıkları olanakları kullanarak ihtiyaç duydukları bilgilere ışık hızında ulaşmaktadırlar.

Bilgiye verenin öğretmen olması zorunluluk olmaktan çıkmıştır.

Başka bir anlamda daha fazla bilgiye sahip olmaktadırlar.

Elbette söz konusu bilgilenme ilgi duyulan alanlarla sınırlı olmaktadır.

Z kuşağı daha hızlı düşünen daha farklı bakabilen bir nesildir de aynı zamanda.

Bizler, yani Z Neslinin büyükleri, 2-3 yaşındaki çocukların bile dijitale olan hakimiyetleri karşısında şaşkınlık içinde kalmaktayız.

Z nesli seleflerine göre farklı fikir ve yaklaşımlar konusunda daha açık ve her konuyu dinleme ve konuşmaya daha yatkındırlar.

İktidarı değiştirebilmek için toplumsal barışımızı tehdit riski oluşturan topluluklarla bile ortak hareket arayışında olan siyasi oluşumların oy verme çağındaki % 15 büyüklüğündeki bu kitleyi yeterince doğru bir şekilde tanıması çok önemlidir.

Türkiye’de “Z” kuşağı üzerinde yapılan araştırmalarda üzerinde düşünmemiz gereken önemli sonuçlar ortaya çıkmıştır.

TÜRK GENÇLİĞİNİN SORUNLARI

Son zamanlarda gençler üzerinde yapılan anket çalışmalarında en popüler konu başlığının “adalet” kavramı olduğu anlaşılmıştır.

Kanımca buradaki adaletten kast edilenin devlet-millet ilişkisindeki olması gereken standart yaklaşımın olmadığına dair kanaattir.

Konuyu açarak bir örnekle ele alacak olursak devlete memur alımından tutun da devletin sağladığı olanaklardan yararlanmaya kadar bu alandaki eşit ve adil bir yaklaşımın olmamasından bahsedebiliriz.

Rahmetli Bülent Ecevit’in ve MHP’li koalisyonun getirdiği en önemli değişiklik, devletin eleman ihtiyacının karşılanmasındaki ilkeleri belirleyen KPSS sistemidir. KPSS’ye uygulamada getirilen değişikliklerle sistemin öneminin ortadan kalkmış olması devletin personel alımını adaletsizliğin odağı haline getirmiştir.

 

“Z” Neslinin sorunlarının başında iş bulma gelmektedir.

Bu neslin istihdam problemleri toplumsal huzurumuza zarar verecek boyuta ulaşmış durumdadır.

Ayrıca devletin yanlış ve yetersiz eğitim anlayışı istikbal beklentisi içindeki gençlerin sorunlarını çözüm getirmekten uzaktır.

Ortada herkesi kucaklayan adil bir istihdam politikasının olmaması gençlerde var olan toplumcu anlayışı aşındırmakta, onları sadece kendini önceleyip önemseyen bir bireyselliğe yöneltmektedir.

Bunun sonucunda “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı içindeki rekabetçi arayışlar gündeme gelmektedir.

Güvenli bir limana yanaştırılarak kurtarılacak geminin kaptanı da tayfası sadece bir kişidir.

Yurt içinde iş bulma imkanı yakalayamayanların önünde çok fazla seçenek yoktur.

Uluslararası normlara uygun eğitim alanlar, donanımlı işgücü açığı olan yaşlı gelişmiş batı tarafından değerlendirilmekte, yani Türkiye büyük yatırımlar yaparak yetiştirdiği insanını bedelsiz batıya vermektedir.

Z kuşağının ve Milletimizin gençlerinin geleceği bakımından sorunları çok büyüktür ve bir makalede ele alınması mümkün değildir.

Bu sorunların çözüm yoluna girebilmesi için öncelikle sağlam bir başlangıç tayin edilmesine ihtiyaç vardır.

Gençlerimizde giderek daha fazla aşınan Türk Milletine aidiyet duygusunun kalıcı hale gelmesinin önüne geçilmesi için “adil ve eşit” bir düzenin tesisi hayati öneme sahiptir.

Ayrımcı ve öteleyici bir anlayışın devlete hakim olmasına izin verilmemelidir.

Türkiye’nin bu gününe ve geleceğine dair tasavvurları olması gereken siyaset, öncelikle gençleri doğru olarak anlamalı ve sorunlarına çözüm öneren bir dili kullanmalıdır.

Gençleri görmemezlikten gelen veya doğru anlayamayanlarının Türk siyasetinde sonu gelmiştir.

 

 

 AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.