DOLAR 5,7284
EURO 6,3025
ALTIN 276,0
BIST 102.590
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Türk Milleti’nin Sabrını Ölçmekten Vazgeçin Artık

22.02.2013
56
A+
A-

İsmail Özdemir

PKK ve İmralı canisi ile görüşmelerde yaklaşık iki ay geride kaldı. Ama ortada hala net bir bilgi yok. AKP, PKK’dan neyi talep etti, PKK ise AKP’den neyi istedi, terörist başının AKP’ye sunduğu ve AKP’nin de rehber edindiği yol haritasında ne var belli değil.

Bilinen tek konu Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarına bakarsak AKP’nin yeni anayasada BDP ile beraber hareket edecek olması ve dolayısı ile PKK ile ortaklık yapacağıdır. Yani AKP, milletin egemenliğini ve beklentilerini bir tarafa bırakıp kendi taleplerini hayata geçirebilmek uğruna PKK’nın istekleri, terörist başının talepleri ve yapmak istediklerini harmanlayacağı bir anayasayı hazırlamak istemektedir.

Başbakan Erdoğan’ın 1991 yılında henüz belediye başkanı iken hazırlattığı “Kürt Raporu” dahilinde arayışı körükleyen ve bu arayışta olan fikirleri hayata geçirme niyetinde olduğu belliydi. Şimdi bu fikirlerini hayata geçirebilmek için fırsat edindiğini düşünen Başbakan Erdoğan, özerklik karşılığında PKK’dan kendi makamına ve çıkarına yani başkanlık sistemine destek vermesini beklemekte ve açıkça talep etmektedir.

ÇÖZÜLEN PKK DEĞİL, TÜRKİYE OLACAK

AKP ve Başbakan Erdoğan milletin ve ülkenin çıkarını düşünüyor olsa idi görüşmelerin içeriğini açıklayarak, bu konularla ilgili çoktan kamuoyuna karşı sergilemesi gereken sorumluluk duruşunu sergiler ve milletten gizleyecek hiç birşeyi olmadığını kanıtlardı. Ama bunu yapmayışı açık ve net olarak AKP’nin, PKK ve terörist başı ile Türk Milleti’nin tasvip etmeyeceği konuların masa başında değerlendiriliyor olmasıdır.

AKP’nin milletin kendisine verdiği yetkiyi, gizli gündem ve ajandalar ölçüsünde değerlendirmeye çalışması açık ve net bir şekilde yaptıkları işlerin bu ülkeye hayırlı olmadığını aslında kendilerinin de bilmesidir.

AKP ve çevresinde topaç olan medya tarafından sadece kuru kuruya “PKK silah bıraksın” söylemi, “terör çözülsün” çağrıları toplum tarafından elbet ki beklenti niteliğinde olan konulardır. Ancak AKP bu temennilerin arkasına sığınarak sonu Türk Milleti’nin kabul etmeyeceği gelişmelerin peşinden gitmekte ve oldu bitti anlayışıyla PKK’nın taleplerini hayata geçirebilme arayışı içerisine girmektedir. Bugün özerkliği, federasyonu, terörist başının İmralı’dan salıverilmesini, anadilde eğitimin hayata geçirilmesini kim kabul eder? Bunları gizleyerek, duyguları istismar edip Türk Milleti’nin kabul etmediği ve etmeyeceği gelişmelerin peşinden koşmak en hafif tanımla ihanet demektir.

TÜRK MİLLETİ’NİN BEKLENTİSİ PKK’NIN TALEPLERİNİN HAYATA GEÇİRMESİ Mİ?

Türk Milleti’nin AKP’den beklediği çözüm terörist başının taleplerini hayata geçirmek değildir. PKK’yı muhatap almak da değildir. Bunu yaptıktan sonra AKP, PKK’yı Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımızın temsilcisi olarak kabul etmiş olur ki buda PKK’nın istediği kulvara girmek, devletin PKK’ya karşı kaybetmesi demektir.

Bugünlerde yaşadığımız gelişmelerde zaten bunun habercisi değilmi? AKP’nin bakış açısıyla, yeni anayasaya toplumumuzun her kesiminin talepleri bir kenara bırakarak sözde terörün çözümü adına PKK’nın talepleri değerlendirmeye alınmış durumdadır.

AKP terörist başı ile neyi konuşuyor, neleri pazarlık ediyor, hangi konu ve koşullar altında PKK silah bırakacak bu bile açıklanmış olmaması ve bu söylediklerimiz karşısında hiçbir beyanatta bulunmamaları haklılığımızı ortaya koymaktadır.

İçi boş laflar ve aslı astarı belli olmayan anketleri bahane gösterip toplumun AKP’yi bu dönemde desteklediğini söylemek ise yalandan öte bir anlam taşımamaktadır. Nedeni bugünlerde gösterilmeye başlanan reflekslerden anlaşılabilir bir hal almıştır.

SİNOP VE SAMSUN’DA KİM NEYİ ÖLÇTÜ?

Neden ve hangi amaca dayandığı belli olmayan bir şekilde Karadeniz’de bulunan illere ziyaret yapmak için giden BDP’lilere karşı gösterilen toplumsal tepkiyi işte bu ölçüde ele almak gerekir. Bu durumu üzülerek ifade etmek gerekir, zira ekranlara yansıyan görüntülere bakıldığında Türkiye’nin AKP’nin yürüttüğü politikalar sonunda ayrışma yolunda geçmişe göre önemli bir yol kat ettiğinin göstergesi olmuştur. AKP yürüttüğü politikalar ile bir yandan teröre prim verirken diğer yandan kutuplaşmanın zemini hazırlamıştır.

Sinop ve Samsun’da yaşanan görüntüleri Türkiye’nin birliğinden ve bütünlüğünden yana taraf olan kimsenin tasvip etmesi mümkün değildir. Bu konuda hassasiyet sahibi olan herkes aynı görüşle, gerilen toplum karşısında sağduyudan yana taraf olmalıdır. Ancak dediğimiz gibi asıl üzücü olan ve bakılması gereken yer Türk Milleti arasına fitne ve fesat tohumlarını ekenlerinin hangi mahsulü alacaklarının görülmüş olmasıdır.

AKP bulunduğu yolun yol olmadığını artık anlamalıdır. Ne Başbakan Erdoğan’ın nede herhangi bir AKP’linin şahsi ikbal uğruna Türkiye ve Türk Milleti’nin geleceği ile oynamasına, insanımızı bütünleştirmek yerine ayrıştırmaya ve bölmeye hakkı yoktur. Bin yıldır süregelen kardeşlik duygularımızı ve bağımızı parçalamaya yol açacak olan ne varsa bunun karşısında bulunmak herşeyden önce Türk Milliyetçileri’nin sorumluluğundadır.

Bu konuda da gözü dönmüş bir şekilde davranıp milliyetçiliğe karşı savaş açan Başbakan Erdoğan’ın, hakikatten uzak bir biçimde etnisiteye vurgu yapan milliyetçilik algısını topluma enjekte etmeye yönelik beyhude çabaları karşısında da Türk Milliyetçileri uyanık olmak zorundadır.

MHP MİLLİ SORUMLULUĞUN MERKEZİDİR

AKP’nin ihanete varan bunca politikaları karşısında artık yeter diyen her irade içerisine sokulduğu şartlarla birlikte tercihinin de farkına varmalıdır. Fakirlik, hukuksuzluk, işsizlik gibi sosyal problemlerin hat safhaya ulaştığı ülkemizde bölünme tohumlarının meyve vermesinin beklenmesi bıçağın kemiğe dayandığı nokta olmalıdır.

Millet iradesi ile Türkiye’nin sorunlarını çözmek için iktidara gelen AKP’nin yine millet iradesi ile tepetaklak edilmesi için yorulma bilmeksizin çalışmak, kendisini ülkesine ve milletine karşı sorumlu hisseden herkesin ödevidir.

İç ve dış alanda bunca ciddi sıkıntılar ve çözülmeyle yüz yüze bırakılan ülkemizi düzlüğe çıkarabilmek, her yerden etrafımızı saran kuşatmayı yarmak, Türk Milleti’nin birlik ve bütünlüğünü korumak, son yurdumuz olan Anadolu’nun ne bir çakıl taşından ve nede bir tek insanımızdan vaz geçmemek için tek başına mücadele veren MHP çatısında altında buluşmak kesinlikle milli bir sorumluluk haline gelmiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.