DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

Türk Milleti Küresel Oyunları Bozacak Güçtedir

Türk Milleti Küresel Oyunları Bozacak Güçtedir
28.11.2019
3.050
A+
A-

Muhalefetin, özellikle de HDP’nin son iki haftadır sürekli olarak dile getirdiği erken seçim çağrıları aslında kendi içerisinde farklı bir hedefi de içermektedir. Ülkemizin bölgesel menfaatlerini, meşru haklarını çeşitli oldu-bittiler ile gasp etmeye çalışan uluslararası bir koalisyonun emellerine hizmet etmek adına ülkemizde süregiden mevcut siyasi iktidarı bozmak istemektedirler. Cumhur İttifakının iradesi olduğu sürece ülkemiz üzerinden hedeflerini yerine getiremeyeceğini çok iyi bilen uluslararası odaklar içerideki maşaları eliyle istikrarımızı bozmak adına planlamalarını sürekli olarak güncelleyerek hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Bugün; son olarak Barış Pınarı harekâtı ile Suriye’de emperyalizmin planladığı kukla terör ülke projesini sınırımızdan süpüren ülkemizin önünde, Suriye’de devam eden süreç, ABD ve AB ile çeşitli başlıklarda sıkıntı yaşanan başlıklar ve Doğu Akdeniz rezervleri gibi çok önemli başlıklar bulunmaktadır. Önümüzde devletimizin bekası ve ali menfaatleri noktasında her biri ayrı ayrı hayati önem taşıyan ve yönetilmesi gereken böyle süreçler varken ısmarlama ve söylemleri birbirinin aynısı sözde siyasi oluşumlar eliyle ülkemizin siyasi istikrarını baltalama çabaları asla kabul edilemez.

Suriye’de, arkasında emperyal güçlerin olduğu terör örgütleri ile mücadelemiz süregiderken diğer taraftan Doğu Akdeniz’de ülkemizin meşru hakkı olan rezervler gasp edilmek istenmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, uzun süredir sahada KKTC Yönetimimizin ve Kuzey Kıbrıslı Türklerin haklarını yok sayacak adımlar atmaktadır. Özellikle ABD ve AB ülkeleri ile Ada’nın tek sahibi gibi davranarak yaptığı anlaşmalar kabul edilemez. Bu noktada Akdeniz’de Suriye bahaneli olarak güç bulunduran ülkelerin gerçek hedeflerinin bu rezervler üzerinden yapılan hesaplar olduğunu da tahmin etmek hiç zor değildir. Enerji noktasında araştırma yapan çeşitli kaynakların raporlarına göre bölgede, İran ve Rusya’da bulunan toplam rezervlere yakın hatta bazı kaynaklarda daha yüksek oranda rezerv olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar konunun ehemmiyetinin de özeti niteliğinde…

Cari açığının ortalama yüzde 70 ila yüzde 80’lik dilimi enerji ithalatından yani doğalgaz, petrol ve belirli oranda elektrik ithalatından kaynaklanan bir ülke olduğumuz düşünülürse, Akdeniz’de ki meşru haklarımızın önemi daha da net olarak anlaşılacaktır. Akdeniz’de en büyük paya sahip ülkelerden birisi hatta ilki olmamıza rağmen, müdahil ülkelerin Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni kullanarak haklarımızı gasp etme çabası kabul edilebilir bir durum değildir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve diğer taraf ülkelerin yaptığı anlaşmalara baktığımızda İtalyan Eni, Fransız Total, Rus Rosneff ve Novatek, İngiliz BP ve Shell, ABD Noble Energy ve Exxon M gibi birçok farklı ülkenin enerji devlerinin sahada olduğunu görebiliyoruz. Yani net ifade ile Akdeniz şu anda çok uluslu bir ticaret alanına dönüşmüş durumda ve bu çok uluslu saha gerçekliği, ülkemizin haklarını gasp etme noktasında bir koalisyona dönüşmüş durumda…

Bu noktada gerek Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin gerekse Cumhurbaşkanımızın ve diplomatik unsurlarımızın net söylemleri ve tutumu ülkemiz adına çok değerli. Sahada faaliyet gösteren gemilerimiz de zaten kararlılığımızın fiili olarak yansıması…

Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgeden kaynaklı haklarımız yok sayılmak, egemenlik haklarımıza kast edilmek istenmektedir. Kıbrıs Türklerini yok saymak, meşru ve tarihsel haklarımızı gasp etmeye çalışmak üstelik bunu uluslararası hukuku çiğneyerek yapmaya çalışmak hiçbir ülkenin ya da koalisyonun haddi olamaz. Bu noktada geri adım atmamız söz konusu olmamalıdır ve olmayacaktır.

Mevcut irade olduğu müddetçe asla taviz alamayacağını bilen ilgili odaklar ve hesap sahipleri iç dinamikleri eliyle kukla bir siyasi yapı inşa ederek “peyder pey” hedeflerini hayata geçirmek istemektedirler. Ancak Büyük Türk Milletinin iradesi tarihte olduğu gibi tüm oyunları bozmaya muktedirdir. Hiçbir ülke veya koalisyonun ülkemizin haklarını gasp etmesine izin vermeyeceğiz.

Bu bağlamda Sayın Genel Başkanımızın erken seçim taleplerine karşı gösterdiği tavır ve dolayısı ile MHP’nin duruşu ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını korumanın teminatı olarak anlaşılmalıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.