DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Toplumsal bilinç…

3.117
A+
A-

Dünya ölçeğinde iletişim imkânlarının çığ gibi gelişmesi toplumsal yaşamda da değişimleri beraberinde getirdiği gözleniyor.

Bu değişim bilgi ve iletişim alanında birçok pozitif yansımalara neden olurken, bazı toplumlarda da negatif yansımalara sebep olduğunu söylemek mümkündür.

***

Dünya toplumlarında yaygınlaşan akımların başka toplumlara sirayet etmesi çok uzun sürmüyor. Sosyal medyanın dünya ölçeğinde bir haberleşme ağına dönüşmesi “negatif ve pozitif” algıların toplumsal katmanlar içine hızla sirayet etmesini kolaylaştırıyor.

***

Dünya’da böyle bir iklim yaşanırken, demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı, sosyal devlet ilkesini kabul eden ülkelerde, toplumsal nizamın devamı açısından yeni projeler geliştirmesini zorunlu hale getiriyor.

***

Dünya’da artan şiddet olayları, uyuşturucunun yaygınlaşması,  toplumsal cinnet vakaları ile genç nesil üzerinde denenen değiştirme operasyonları gerçekten duyarlılık gerektiren konular.

Terör ve anarşinin çıkış noktası olan toplumsal yozlaşma dünya milletlerinin meselesidir…

Gençliğin eğitimden uzaklaşması, toplumsal ve aile içi eğitimin yozlaştırıldığı toplumlarda terör, şiddet ve ruhsal bunalımın sık görülmesi sadece ülkemizde değil, dünya’da önlem ve proje gerektiren konulardır.

***

Amerika’da moda haline gelen sıkça görülen okul içi şiddet ve çarpık ilişki örneklerinin son yıllarda ülkemizde dâhil olmak üzere neredeyse tüm toplumlarda yaygınlaşması önemli bir konudur.

Son yıllarda kadına karşı ağır şiddet vakalarının artması, Türk toplumunun önem verdiği “ANALIK” kavramını yıpratacak boyuta gelmesi üzücüdür.

Türk aile geleneğini yaşatmak belki de toplumsal huzur için çıkış noktamızdır…

***

Emniyet genel müdürlüğü tarafından her yıl açıklanan istatistiklere bakınca artan silahlanmayla birlikte şiddet ve uyuşturucu kullanımındaki yükselen grafik toplumsal huzur için önlem alınmasına işaret ediyor.

***

Artan cinayetlerin ve cinnet olaylarının birçok sebebi olsa da ana sebebin birlikte yaşam, tahammül kültürünün yıprandığını göstermektedir.

Boşanmaların artması, okul çağındaki çocukların sosyal medya aracılığı ile farklı mecralara yönlendirilmesi, yurt ve okullarda öğretmen öğrenci istismar rezaletlerin artması yeni tedbirler gerektiriyor.

En öncelikli olarak da aileden başlayarak tüm toplumun bir sağduyu ortaya koyması önemli olacaktır.

***

Bu hafta meclis gündemine gelmesi beklenen yasa taslağı ile elbette önlemler alınacak, ancak bu toplumsal çürümenin önüne geçmek için yazılı metinden çok zihinlerde bir değişime ihtiyaç vardır…

***

Peki, ne yapmak lazım?

***

Milli ve yerli bir toplumsal düzenin, Türk aile yapısının sürdürülebilmesi için gerekli olan birikim toplumumuzun her kesiminde vardır. Yeter ki, artan şiddet, istismar, bireysel silahlanma, uyuşturucu ve ahlaki mesellerin çözümüne katkı sağlayacak bir bilinci oluşturabilelim…

***

Zaten, kadına şiddet, uyuşturucu kullanımı ve istismar vakaları bu toplumun gelenek ve görenekleri içinde kabul edilemez ve yoktur…

O halde, bu rezalet virüs bize nereden bulaşmıştır.

Türk toplumu saygılı ve saygınlık içinde yaşarken ne oldu da, toplumsal kriterlerimizi tahrip eden bu virüs nereden bulaştı?

***

Her toplumun çürüyen kısımları var.

Bu mesele sadece bizim değil, diğer toplumlarında kanayan yarasıdır.

***

Ancak, Dünya ile iletişim kurarken, bilgi ve modern gelişmeyi örnek almak yerine toplumsal çürümeyi ülkemize taşıma yanlışından dönmeliyiz…

Kadına şiddet, uyuşturucu ve istismar vakaları belki her toplumun meselesidir.

Ama biz bu virüsü toplum içinden silmek için ne yapıyoruz, ne yapmalıyız buna odaklanmalıyız.

***

Türkiye bu konuda sosyal risk haritasını çıkarıp, bir taraftan önlem alırken, diğer taraftan Kadın, çocuk tecavüzü ve öldürülmesi gibi suçlarda “taammüden öldürme ile eşdeğer olduğunu ve en ağır cezaların verileceğini” kanunla düzenlemelidir…

***

Eğitim yuvası olan bir üniversitemizde kovboy gibi silah taşıyan, 4 kişiyi vuran sözde eğitimcilerin, karısını herkesin gözü önünde 40 yerinden bıçaklayan sapkınların, 3 yaşında çocuğa istismara yeltenen hayvanların bir daha cesaret bulamaması için ciddi cezaların kanunlaştırılması elzemdir…

***

Asıl çözümün cezai önlemler olmadığını, çözümün toplumsal eğitimden ve bilinçten geçtiğini elbette biliyoruz.

Fakat bilinçli bir toplumun, huzurlu bir aile yapısının temini için cezai önlemlerin paralelinde toplum ve aile içi eğitim projelerinin ısrar ile devam ettirilmesi önemli olacaktır.

Mustafa ERTEKİN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.