Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Tok olan, ne bilir açın halinden!

09.03.2013
A+
A-

Muharrem Bayraktar

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, özel uçakla Ankara’dan Bursa’ya gidiyor. Bursa’nın meşhur İskender Kebabını yemek için bir lokantaya giren Davutoğlu, eline döner bıçağını alıp bir de poz verir dönerin karşısında. Oradan tesadüfen geçen Orhan Avcı isimli bir vatandaş şöyle seslenir bakana: “Ben 15 yıldır buradan geçiyorum. Bir kez bile o İskender’den yiyemedim. Sayın bakana afiyet olsun. Ama memur da yesin.”
Bakan şaşkınlık içinde dinler vatandaşı. Polisler de o bildik tavırlarını gösterir ve Orhan Avcı’yı apar topar olay yerinden uzaklaştırırlar.
Bu ülkede bırakın kebap yemeyi, günlük ekmek ihtiyacını karşılamaktan aciz olan on binlerce vatandaş var. Memur Sen’in araştırmasına göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 998 lira. Yoksulluk sınırı 2 bin 995 lira.
Yani bu ülkede asgari ücretle yaşayan yaklaşık 9 milyon kişi açlık sınırında. Yeni işe başlayan devlet memurunun ortalama maaşının 1700 lira olduğunu düşündüğünüzde devletin milyonlarca çalışanının yoksulluk sınırında olduğu ortaya çıkıyor. Yani hem asgari ücretle çalışanlar hem de memurların büyük çoğunluğu “zekâtlık” durumda.
Peki devletin kaynakları, gelirleri nereye gidiyor?
On yıldan beri ülkeye yönetenler işçiyi ve memuru böylesine perişan edip kimleri zengine ettiler?
Bunun cevabını verelim:
1979 yılından 2003 yılına kadar yani 12 Eylül darbesinin hemen sonrasından başlayarak AKP’nin iktidara geldiği yıla kadar Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden ödenen faiz 135 milyar. Ama 2003 ‘den 2013’e kadar yani AKP döneminde devletin bütçesinden ödenen faiz 500 milyar lira.
Yani hükümet habire tefecilere çalışmış.
Memura 50 lira zam verirken “param yok, veremem” dediler ama tefecilere faizden, beslenenlere kasının ağzını sonuna kadar açtılar.
Cumhuriyet dönemin en büyük tefecileri bunlar. Memurun işçinin cebine para koymakta cimrilik yapanlar on yıldır faizle beslenen kesimin yani rantiyecilerin daha da zenginleşmesi için çalışmışlar.
Faize karşı olarak gelmişler ama Cumhuriyet tarihinin en büyük faizci hükümeti olmuşlar.
Rakamlar yalan söylemez.
Her şey açık ve seçik ortada.
İktidarlarını devam ettirmek için sermaye sahiplerini ürkütmemeyi, para sahibi yerli ve yabancı baronları ihya etmeyi, onların faiz gelirlerinden vergi bile almamayı temel prensip halin getirmişler.
Ama gariban asgari ücretliye vergi bindirmeyi de ihmal etmemişler.
Durum bundan ibaret.
Bu ülke, hem İslamcı, hem mütedeyyin hem de faizci bir iktidarın türlü hileleriyle oyalanıp gidiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.