DOLAR 5,6963
EURO 6,3118
ALTIN 275,0
BIST 101.447
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

Teröriste Ağladıkları Kadar Kimseye Ağlamadılar

20.11.2013
57
A+
A-

İsmail Özdemir

Neler öğreniyoruz neler. Yada bir başka deyişle Türk Milleti’nden neler gizlemişler neler… Diyarbakır’daki rezaletin yeni yansımalarının esasında ne olduğunu ayrıntılarıyla beraber, daha derinden, daha yakından kavrıyoruz.

Ayaklar altına alınırken her bir değer ve kutsal kabul edilen ne varsa hepsi çiğnenirken, Türk Milleti barış masalı ile uyuşturulup, paramparça edilmek üzere ameliyat masasına çoktan yatırılmış. Milletin hassasiyeti, düşüncesi, fikri, beklentisi nedir diye sormayanlar teröristlerin, çapulcuların, soytarıların peşine düşmüş, onları memnun edecek herşeyi yapmak için adeta didiniyorlar. Herkes “Büyük Türkiye, Yeni Türkiye” kavramlarıyla hem uyutulup, hem de oyalanırken AKP’nin PKK’dan daha istekli bir şekilde sözde Kürt devletinin kurulması için çabaladığı meselesi karşımızda duruyor.

Diyarbakır’daki Erdoğan, çapulcu başı Barzani ve soytarı kılıklı (şarkıcı-türkücü demeye bin tarif gerek) inilticinin buluşmasında yaşananlara bakmak, hakikati her haliyle gözümüzün önüne sererken, hala “barış” safsatasıyla milletle adeta alay ediliyor.

Diyarbakır’daki buluşmanın merkezinde bulunan hissiyat binlerce masumun kanına giren PKK’lı teröristlerin duygularından başka bir şeyi yansıtmadı. Mesela Urfalı türkücü ile soytarı kılıklı adamın “düet” adı altında Diyarbakır’da söylediği ve Emine Erdoğan ile beraber Bülent Arınç’ın ağladığı türkünün, Türk Askeri ile girdiği çatışmada öldürülen bir PKK’lı terörist için yazıldığı anlaşıldı. Şu işe bakın ki masum kadına, bebeğe, askere, polise kurşun sıkan bir caninin leşinin ardından söylenen sözler Emine Erdoğan ve Bülent Arınç’ın duygularını kabartmış.

Bir gün olsun hiçbir şehidin arkasından böylesine üzüntü duyup ağlamayanlar, şimdi kalkmış PKK’lı bir terörist için yazılan iniltiyi işitir işitmez başlıyorlar ağlamaya… Bu rezalete bakarak ağlama kadrolu olanların hislerinin hangi şekilde temellendirdiklerini söylememize gerek kalıyor mu?

Bülent Arınç daha önce “bende işkence görseydim dağa çıkardım” temennisini sunduğu teröristte herhalde kendisini görmüş olacak ki, ardından söylenenleri işitince duygularına engel olamayıp, göz yaşı akıtmaya başlamış. Merak ediyorum acaba AKP’lileri Diyarbakır’da ağlatan iniltinin ilham kaynağı olan terörist kaç askeri, kaç polisi, kaç babayı, kaç oğlu yada kaç masum kadını, çocuğu ve bebeği öldürdü?

AKP kanadından kimse şehitlerin hakkı, yetim kalan yavrularının hisleri, eşlerinin ve analarının günden güne içlerine akıttığı göz yaşıyla ilgilenmiyor. Bakmayın “analar ağlamasın” masalına. Bu zillet dönemde şehitler ve gaziler umursanmıyor bile. Mutluluk ve ümit kaynağı olarak sadece “silahların susması” gösterilmeye çalışılıyor. İddia ediyorum AKP’nin mutluluğunun esası şehit haberlerinin gelmesinden çok, PKK’lı teröristlerin imha edilmemesinden kaynaklanıyordur. “Analar artık ağlamıyor” temennisinin esasında da sanmayın ki gerçekte şehit anları kast ediliyor. Aksini diyebilecek varsa, buyursun yaşanılan gelişmelerin her birine baksın ve ondan sonra konuşsun.

Ölen teröristin ardından akıtılan göz yaşı çok mana barındırıyor kendi halince. Dudaklardan dökülen “Irak Kürdistan’ı” tarifi çok sinsi hesapları işaret ediyor. Nasıl mı? Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in, Erdoğan tarafından dillendirilen “Irak Kürdistan’ı” lafından hemen sonra, bir televizyon programına çıkıp “Nasıl bu zamana kadar Kuzey Irak derken Kürdistan dediysek, Türkiye’nin güneydoğusuna da Türkiye Kürdistanı dememizde hiç bir mahsur yoktur” sözlerini sarf etmesini tesadüfle mi ilişkilendireceğiz? Nereye sığdırmak lazımdır şimdi bu sözleri? AKP’den bu sözler karşısında yorumda bulunabilecek bir kişi çıkar mı?

AKP varını yoğunu sözde Kürdistan’ı kurma, PKK’lı teröristleri amacına ulaştırma, Türkiye’yi parça parça etmeye adamıştır. Buna da birileri “barış” denilmesini umut ediyor. Geçmişin kimi utanmazları, bugünün yüzsüzlüğü ile ellerine aldıkları kalemlerini, gazete köşelerine taşıdıkları yazılarıyla işte bunun için kullanıyorlar.

“Barış” sözüne, “Büyük Türkiye” yalanına bunca olan bitenden sonra inanmazı bekliyor, Türkiye’nin büyüyeceğini iddia ediyorlar. Birisi de çıkıp da “adam” gibi bu işin sonu “özerkliğe ve federasyona varacak, terörist başı salıverilecek” diyebilme erdemini gösteremiyor. Sinsi sinsi, kalleşçe ve türlü yalanlarla toplumun algısını kontrol etmeye çabalıyorlar.

Makam ve paranın kimilerine çok şey yaptırdığına şahit olmuştuk da, adamlığı satın aldığına da bunlar sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz.

Bugün, bu zihniyette olanların AKP’nin (eninde sonunda) millet tarafından sandığa gömülüp, geldiği yere gönderildiğinde düşecekleri hali merak ve sabırla bekliyoruz.

Sanılmasın ki şimdilerde yapılanlar unutulur, yazılanlar görülmez, söylenenler hatırlanmaz…

Bakalım o vakit ne diyebileceksiniz millete?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.