DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

TAŞDOĞAN’DAN 23 NİSAN ULUSAL EĞEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI MESAJI

TAŞDOĞAN’DAN 23 NİSAN ULUSAL EĞEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI MESAJI
1.074
A+
A-

MHP Gaziantep Milletvekili A.Muhittin Taşdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

 

Türk tarihine baktığımızda zor zamanlar hep büyük liderler çıkarmıştır. Balkan bozgunu, ardından  Çanakkale Savaşı ve onun hemen ardından yurdumuzun adice işgal edilmesi; tarihimizin zor anlarındandır. Savaşlarda yüz binlerce şehit verilmiş, milyonlarca çocuk babasız kalmıştır. İktisadi, askeri ve siyasi bakımdan “Yok!” denecek boyutlarda adı zikredilen Türk elleri, çaresizliğin kıskacında bırakılmıştır. Batı’ya göre hasta adam artık ölmek üzeredir. Fakat Batı’nın bilmediği bir mevzu vardır; onu burada tekrar hatırlatmak isterim: “Türk, canını verir de vatanını asla vermez; gök ve yer var olduğu müddetçe ilimizi-töremizi kim bozabilir?”

Kahraman milletimiz, kahraman bir liderin etrafında birleşmiş; Gazi Mustafa Kemal’in “Ya istiklâl ya ölüm!” emrine itaat etmiş; ölmüş-öldürmüş fakat kendini yok sayanı da yok etmiştir. Yeis’e düşmemeyi tarihinden öğrenen bu aziz millet; dünya tarihine binlerce yıldır olduğu gibi yine bir destan armağan etmiştir. Zira Türk’ün olmadığı bir dünyada tarihin yazılamayacağını bütün dünyadaki tarihçiler itiraf etmektedir.

Son destanımız olan Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yüksek feraset, özveri ve kahramanlıkları sayesinde kazanılmıştır. Bu topraklardaki mevcudiyetimiz, dünya durdukça duracak bir hâle büründürülmüştür.

Kazanılan bu zaferler zevahiri kurtarma bağlamında değildi. Çünkü savaş bitmiş, yan gelip yatılmamıştı. Ekonomik, askeri, siyasi, maarif, kısaca her kulvar da hamlelere girişilmiş, “Az zamanda çok işler yapılmıştır.”

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve yönetimin halka devredilmesi; kurucu gücün samimiyetini, vatan ve millet sevgilerinin ulviyetini aşikâr etmektedir. Savaşın en kızgın olduğu anlarda Yüce Meclis’in açılması, milli birlik ve beraberliği sağlayan en önemli hususlardan biri olmuştur. Herkes yurt savunmasında kendini mes’ul hissetmiş; dağınık halde bulunan Kuva-yı Milliye birlikleri tek bir yumruk oluvermişlerdi. Şaşırtacak derecede hızlı teşkilatlanabilen genetik yapımız kendini yine ortaya koymuştu.

Yukarda dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalıştıklarım, birazdan anlatmaya çalışacaklarıma dayanak olsun. Nereden gelindi, nereye gidilecek? Bütün mevzu bu! Bunu şüphesiz en iyi bilen Gazi Paşa, ilmek ilmek ördüğü yurdun emin ellerde olasını istiyordu. Kimdi bu emin eller? Tabi ki çocuklarımız!.. Yavrularımız!.. Ciğerparelerimiz!…

Neslimizin, milliyet ve mukaddesat şuuruna erişmesi; ruh, beden ve ilim-irfan hususlarında muktedir olması varlığımızın teminatıdır. Bu teminatın hudutları sadece Anadolu ile sınırlı değildir. Dünyanın her neresinde olursa olsun yüreği bizimle çarpan her birey, her toplum, her mazlum; Türk’ün mukadderatıyla paydaş bir ömür sürmektedir. Çocuklara bayram hediye ederek onların ehemmiyetine dikkat çeken Gazi Paşa, bizlere bu ulvi davranışıyla gereken dersi de vermiştir. O gün bu gündür, Türkiye Cumhuriyeti Devleti emin adımlarla; gelenekten aldığı güçle, geleceğe emin adımlarla yürümektedir.

Eğitim, sosyal yaşam, özgüven, tarih şuuru gibi alanlarda çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Töresine bağlı, dininin icaplarını yerine getiren çağdaş bir nesil her zaman hedeflediğimiz ve özlediğimiz bir nesildir. Çocuklarımız, doya doya yaşasınlar. Çocuklarımız, doya doya büyüsünler. Bizler onlar için varız. Onlar için var olmaya ve her türlü sorunlarını çözmeye devam edeceğiz.

Bütün bu anlatmaya çalıştıklarımın ışığında sözlerime Yüce Atatürk’ün sözüyle son veriyorum. “Bu günün küçükleri yarının büyükleridir.”

Gazi Meclis’imizin kuruluşunun doksan dokuzuncu yılını kutluyorum. Birlik ve beraberlik içinde nice doksan dokuz yıllar temenni ediyorum. Allah, varlığımız daim etsin.

Çocuklarımızın bayramını canı gönülden kutluyorum. Onlarla çocuk olmak, onlarla en masum oyunları oynamak isterim. Biliyorum ki her insanın içinde hâlâ büyümeyen bir çocuk vardır.

Ali Muhittin TAŞDOĞAN

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.