DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

Suriye’de Ortada Kaldığımızın Fotoğrafı

11.10.2013
49
A+
A-

Necdet B. Sivaslı

BİZİ takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. Suriye krizi ile ilgili yazdığımız yazılarda, Suriye’nin geleceğini Amerika ile Rusya’nın tayin edeceğine değinmiş ve “Bizim Başbakan ve Dışişleri Bakanı, Suriye’de yanlış ata oynuyorlar” demiştik. Sürece baktığımızda, baştan bu yana yanlışlarla dolu Suriye politikalarımızda iyice yalnızlaştığımızı görüyoruz. Kaldı ki, iç çatışmalardan kaçarak gelen Suriyeli sığınmacılarla da sıkıntılar yaşıyoruz.

Bunu niye yazıyoruz, konuya gelelim:
ABD Dışişleri Bakanı Kerry, son açıklamasında Suriye Devlet Başkanı Esad’ın kimyasal silahların imhası konusunda yapılan anlaşmaya uyduğunu, söz konusu silahların imhasında hızlı hareket ettiğini belirtip “Esad’ın hakkını teslim etmek gerekir, sözünde durmuştur, açık konuşmak istiyorum, Suriye rejimi bu övgüyü hak etmiştir, kendilerine teşekkür ediyorum” demiştir.

SURİYE’DE İŞLER TERSİNE DÖNÜYOR

Şimdi bu açıklama, Amerika-Rusya yakınlaşmasının daha da güçlendiğini gösteriyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in buluştukları Endonezya’nın Bali Adası’nda yapılan Asya Pasifik İşbirliği Zirvesi’nde ortak basın toplantısında yapılan bu açıklama Suriye’nin geleceğini bu iki ülkenin belirleyeceği bir kez daha görülmüştür.

“Suriye krizinde biz neredeyiz?” Sorusuna yanıt bulmaya çalışıyoruz. Ancak, Suriye’nin geleceğinde masada olmadığımızı da görmekteyiz. Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu, sadece konuşuyor ve gelişmeleri izlemekle yetiniyorlar. Kerry’nin son açıklaması üzerine Başbakan Erdoğan’ın bu açıklamaya çok sinirlendiğini görüyoruz. Peki, sinirlenme bir çözüm getirir mi? ABD Dışişleri Bakanı’nın övgü dolu sözlerine inanamadığını söyleyen Erdoğan’ın, dış politikadaki esnekliği hala fark edememesinden kaynaklanıyor. Söylediklerini birlikte paylaşalım:
” 110 bin kişiyi öldüren insanın davranışını nasıl övgüyle karşılayacağız? Neticesi ölüm olan silah ne olursa olsun netice ölüm mü? Bun nasıl övebiliriz? Kerry’nin böyle bir açıklama yapacağını sanmıyorum. Çelişkiye düşer.”

DIŞ POLİTİKA KAYGAN ZEMİNDİR

Dış politikada, ülkeler her zaman çıkarlarını ve geleceklerini ön planda tutarak hareket ediyorlar. Suriye’de Amerika’nın çıkarı vardır o da İsrail’in güvenliğini tehdit edecek unsurların ortadan kaldırılmasıdır. Suriye’de kimyasalların ortadan kaldırılması ile Amerika bir noktada hedefine ulaşmış olacak, İsrail büyük bir sıkıntıdan kurtulmuş olacak. Suriye’de binlerce kişi ölmüş, iç çatışmalar büyümüş, mezhep çatışmaları kızışmış Amerika’nın umurunda bile değil. Üstelik bundan da memnunlar. Tek asker yitirmeden, tek kurşun atmadan istediklerini elde edebiliyorlar mı, onlar için önemli olan budur. Halen bu noktaları anlayamamakta ısrar ettiğimiz için, Suriye batağına battıkça batıyoruz, yalnızlaşıyoruz ve düşman ediniyoruz. Bir noktada en büyük müttefikimiz ile bile ters düşebiliyoruz.

Dikkat edilecek olursa, bugün bölgede en sıkıntılı, en yalnız ve geleceği göremeyen tek ülke Türkiye’dir. Suriye krizinde masada olmadığımız gibi, bir de sığınmacılarla uğraşmak durumunda kalıyoruz. Ekonomik açıdan da açığımız giderek büyüyor.

SIKINTIYI ÇEKEN BİZİZ

Geçenlerde yazdık, bugün yineleyelim. Suriye’deki PKK’nın kolu PYD ile de düşman haline geldik. Yine El Nusra cephesi ile dayanışma içinde olan ve Türkiye’ye tehditler yağdıran El Kaide ile de sıkıntılarımız sürüyor. Bütün bunlar, Suriye’de uygulanan yanlış politikaların meyveleri olarak görülmelidir. Bize göre bunlar sıkıntıların belirtileridir ve gelecekte daha ne gibi sıkıntılarla karşılaşacağız bunları şimdiden kestiremiyoruz.

Daha düne kadar Suriye’yi vurmaya hazırlanan ve en büyük düşman olarak gören Amerika, bugün çıkarları nedeni ile Esad yönetimini övüp, teşekkür edebiliyorsa buraya bir nokta koymak gerekiyor. Demek ki dış politikada daha öğrenmemiz gereken çok şeylerin olduğu görünüyor.
Suriye Devlet Başkanı Esad’a birkaç ay ömür biçenler bu kadar nasıl yanılabiliyor? Bu yanılgı bir yanlışlık değil midir, geleceği iyi okuyamama değil midir? Bu yanlışı bugün bile göremeden, halen yanlışta doğruyu bulmaya çalışmak dış politikada acemilik demektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.