DOLAR 5,7502
EURO 6,3883
ALTIN 272,9
BIST 108.659
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Suçüstü

03.12.2012
75
A+
A-

ORHAN KARATAS

Dağdan inen eli kanlı katillerle kucaklaşan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması gittikçe bir muammaya dönüşüyor. Fezlekeler meclise gelmiş olmasına rağmen AKP’nin tutarsız ve çelişkili açıklamaları bu açık ve ağır ihanetin de hazmettirilmek istendiğini gösteriyor.

AKP bünyesi kaldırmaz

Aslında hiç şaşırmıyoruz. Sicili ve varlığı BDP ile birebir örtüşenlerden ülkenin varlığına, vatanın bölünmezliğine, milletin bütünlüğüne uygun bir tavır beklemek fazla iyimserlik olurdu. Buna ne BOP izin verir, ne varlık sebeplerine uyar, ne de bünyeleri kaldırır. Şu işe bakın, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, dokunulmazlıklarla ilgili konuyu iyi değerlendirmek gerektiğini, PKK’lılarla kucaklaşan milletvekillerin fotoğraflarının, bir suçüstü hali yansıttığını söylüyor ve ekliyor:

“BDP’li milletvekillerinin ortada böyle bir suçüstü durumu varken böyle bir hal yokmuş gibi davranmamak gerekir.”

Hangi birini sayalım?

Bu sözlerin her harfine katılırım. Hiçbir itirazım yok. Ancak, bu sözleri söylerken belki şahıs olarak değil, ama parti olarak önce aynaya bakmak gerekmiyor mu? O fotoğraf ihanetin suçüstü halidir. Böyle bir hal yokmuş gibi davranılamaz. Bunlar doğru olmaya çok doğru da, ortada bir yığın sorun var. Sizin siciliniz, sizin fotoğrafınız çok mu farklı? Hangi birini sayalım, her biri en az BDP’lilerin katillerle kucaklaşması kadar vahim olan ve böyle bir hay yokmuş gibi davranılan hangi fotoğrafı önünüze koyalım?

1-Bu ülkeyi sıfır terörle devralıp, bu duruma getiren siz değil misiniz? Katillerle kucaklaşan Milletvekilleri bu cesareti açılım denilen yıkım projesinden aldıklarını, Habur’dan bulduklarını söylerlerse ne diyeceksiniz?

2-Oslo’da Kandil’den inen hainlerle masaya oturmakla, dağdan inen eşkıya ile kucaklaşmak arasında ne fark var? İmralı’nın bir parti genel merkezine dönüştürülmesini, oradan verilen talimatlarla ülkenin gündeminin belirlenmesini nereye koyacaksınız?

3-Bir taraftan PKK ile varılan mutabakatın gereklerini yerine getirmek için çırpınacaksınız. Eyalet sistemi kuracak, ikinci bir dili resmi hale getirmenin adımlarını atacak, dağdaki katillere “yurt dışına gidin” çağrısı yaparak fiili bir affı hayata geçirecek, İmralı canisini ev hapsine çıkarmanın hazırlıklarını yapacaksınız. Diğer taraftan idamı gündeme getireceksiniz. Bu idamda ip İmralı canisinin mi, Türkiye Cumhuriyeti’nin mi boynuna geçiyor?

4-Dokunulmazlıkların kaldırılması hukukun da, demokrasinin de, ülke ve millet bütünlüğünün de gereğidir. Eğer bu değerler bir anlam ve önem ifade ediyorsa, mutlaka ve acilen bunun yapılması gerekir. Ancak kucaklaşma ihanetinin üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen ciddi ve net hiçbir adım atmadınız. Şimdi meclis gündemine getirilmiş olması çok önemli görünüyor olsa da, siciliniz bunun da bir hazmettirme operasyonu olabileceğini gösteriyor. PKK’ya af ve dokunulmazlıkların kaldırılmasının aynı anda gündeme getirilmesi bu endişelerimizi daha da arttırıyor.

5-Bazı AKP milletvekilleri dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı olduklarını ve TBMM gündemine gelmesi durumunda red oyu vereceklerini açıkladılar. Bu durum BDP milletvekillerinin yaptıklarını onaylamak ve meşru görmek anlamına gelmez mi? Bu şartlarda asıl suçüstü yakalanan AKP değil midir?

Hazmettirme aracı mı?

Zaten suçüstü durumdan bahseden sayın Bozdağ’da sözlerinin devamında “dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla milletvekilliği ortadan kalkmaz” diyerek, bir açık kapı bırakıyor. Belli ki kendi içlerindeki menfaat dengeleri dikkate alınarak bir mesaj veriliyor. Ancak dokunulmazlıklar kalktıktan sonra, yargı kararı bu suçların tutuklamayı gerektirdiği yönünde olursa ne olacak? Tutuklama olmayacağının teminatını kim ve nasıl verebilir? Böyle bir teminat verilirse bu ülkede bağımsız yargıdan nasıl söz edilir? Bu sorular dokunulmazlık dosyalarının komisyonda ve genel kuruldaki görüşmeleri sırasında da gündeme getirilecektir. Ve eğer karşılıklı bir anlaşma yoksa bir bahane ile bu süreç büyük ihtimalle sekteye uğrayacaktır. Karşılıklı anlaşmadan kastımız AKP ile BDP ve İmralı arasında ki paslaşmalarda, hukukun gereği olarak bu ihanetin hesabının sorulması değil de, belli teminatlarla bir hazmettirme aracı olarak ve bu dokunulmazlıkların kaldırılmasıdır.

Bahçeli’nin uyarısı

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de, bu duruma dikkat çekmiş ve “bu konuda AKP, durumu ve günü kurtaran kurnazlıktan sakınarak samimiyet ve dürüstlük içinde hareket etmeli ve süreci sonuna kadar götürmelidir.

1990’lı yılları bahane ederek, adaletten taviz isteyen ve eskiye dönülmemesi gerektiğini vaaz eden mihraklara da kulak tıkayarak Türk milletinin ve Türk devletinin şeref ve itibarını savunmak Gazi Meclis’in en asli vazifesi olarak telakki edilmelidir.” Sözleriyle tarihi bir uyarıda bulunmuştur. AKP bu uyarıyı dikkate almak zorundadır. Aksi halde asıl suçüstü yakalanan ve bunun hesabını millete vermek durumunda kalan AKP olacaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.