DOLAR 5,8892
EURO 6,5204
ALTIN 281,5
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Stratejik derinlikte boğuldular

31.07.2013
48
A+
A-

ORHAN KARATAŞ

Komşularımızla güzel ilişkiler kuracak, bölgemize ayar verecektik. Sıkıntıları, anlaşmazlıkları çözecek ve sıfır soruna ulaşacaktık. İtibarlı, sözü dinlenen, ağırlığı olan, dikkate alınan bir ülke konumuna gelecektik. Bizim olmadığımız hiçbir masa kurulamayacak, bize sorulmadan hiçbir karar alınamayacaktı. İslam dünyasının lideri, Türk aleminin ağabeyi olacaktık. Kısacası Türkiye’nin stratejik derinliği olacaktı. Ahmet Davutoğlu bunun kitabını yazmıştı ve bu dehası sebebiyle de geçtiğimiz dönem Milletvekili olmadığı halde icra makamına getirilip yetki ve imkan verildi.

Keşke söylendiği gibi olsaydı

Ülkesini ve milletini seven hiç kimsenin Türkiye’nin böyle bir güce, böyle bir imkana kavuşmasına itirazı olamaz. Bundan sadece ve sadece onur duyar, gururlanırız. Keşke böyle olsaydı ve biz bu onuru, bu gururu yaşasaydık. Ancak, yapılan söylenenin tam tersi olmuştur. Zaten yalpalayan, zaten bocalayan dış politikamız, Davutoğlu dönemiyle birlikte tam anlamıyla çökmüştür. Türkiye istisnasız her yerde, her alanda kaybetmiş, yalnızlaşmış ve ne acıdır ki, dışlanmıştır.

Özellikle İslam âleminde istenmeyen bir duruma gelmiş, Türk dünyasında uzak durulması gereken bir hal almıştır. AB’deki perişanlığı, ABD karşısındaki çaresizliği de buna ekleyince, ortaya çok vahim bir durum çıkıyor. Sık, gösterişli ve kalabalık geziler düzenlemek, dünyanın her tarafına hanedan uçuşları yapmak kişisel tatminin ötesine geçmiyor. İktidar borazanlarının başka türlü çalması, içi boş övünmelerle milletin zihnini bulandırması bir şeyi değiştirmediği gibi, söylenin aksine sonuçlar veriyor.

Ortada bir başarı yok

Burada Türkiye’nin artan ihracatı örnek verilerek, bu gezilerin ve geneli itibariyle Türk dış politikasının etkisi üzerinde ahkam kesenler oluyor. Özellikle AKP sözcülerinin milletin aklını bulandırmakta kullandıkları vazgeçilmez argüman budur. Ancak unutulmasın ki, ihracat mallarını üreten de, pazarlayan da aslında Türk müteşebbisidir ve AKP bir çok şey gibi, bunu da hazır bulmuştur. Kaldı ki, ortada bir başarı hikayesi de yoktur.

İhracatın artışı ithalata endekslidir. Dolayısı ile ithalat ihracatı katlamakta, bunu sonucu olarak dış borç ve cari açıkta rekor üzerine rekor kırılmaktadır. Getirisi ve götürüsü hesaplandığında, açık verenin, kaybedenin ve kandırılanın yine Türkiye ve doğal olarak Türk milleti olduğu çok net ve tartışmasız biçimde ortaya çıkıyor. Aklı başında, insaf, iman ve vicdan sahibi hiç kimse bunun tersini söyleyemez. Söylerse de komik duruma düşer.

İslam âlemiyle ilişkiler

Biz kaybın ekonomik olmasına çoktan razıyız. Ancak siyasi alanda kaybettiklerimiz çok daha ağır ve kalıcıdır. Son 200 yılda İslam dünyasıyla ilişkilerimiz hiçbir zaman çok sıkı olmadı. Bunun tarihsel sebepleri vardır ve haklı olan taraf Türkiye’dir. Ancak hiçbir zaman bu kadar soğuk ve kopuk da olmadı. AKP öncesinde mesafeli de olsa ilişkiler hep devam etti. Karşılıklı menfaat esas alındı ve bunun her zaman faydası görüldü. AKP geldi ve işler karıştı. Önceleri verilen sıcak mesajlar ve yakınlaşmalar, yanlış ve güdümlü politikalar sebebiyle, kısa zamanda bozuldu. İktidarın BOP saplantısı, Arap âleminin kabusuna dönüştü.

“Bahar” denilerek verilen zehrin, ne sonuçlar doğurduğunu bugün bütün dünya ibretle izliyor. İslam ülkelerinin bir kısmı bu yıkıma doğrudan muhatap kalmış, diğer kısmı da derinden etkilenmiştir. Her şey bir kenara Türkiye’nin kendi içinde yaşadığı ihanet ve ülkenin bölünme aşamasına getirilmesi zaten her şeyi anlatıyor. Bu şartlarda bu projenin Eşbaşkanı olanların ciddiye alınması ve desteklenmesi her şeyden önce eşyanın tabiatına aykırıdır. Ve öyle de olmuştur. Bugün İslam âleminde bazı muhalif, bölücü veya mezhep grupları dışında, Türkiye ile yakın ve sıcak teması olan hiçbir ülke neredeyse kalmamıştır. Bunların ayrıntıları ayrı bir yazı konusudur.

Türk dünyası da farklı değil

Benzer durum Türk dünyası için de söz konusudur. Ermenistan sevdası yüzünden kardeş Azerbaycan küstürülmüş, bu durum diğer Türk Cumhuriyetlerinin Türkiye’ye güvenini sarsmıştır. Telafi çabaları olsa da, AKP öncesindeki yakınlık bir daha sağlanamamıştır. İlişkiler son derece resmi ve yavan bir seviyede kalmış ve çok büyük ve tarihi bir fırsat, özel hesaplar, saplantılar ve yanlışlar sebebiyle heba edilmiştir.

Sopanın insafı

Diğer komşularımız ve yakın bölge ülkeleriyle ilişkilerimiz de farklı değildir. AB sevdamız hezimetle sonuçlanmış, ABD bağlantımız Obama’nın elindeki sopanın insafına kalmıştır. Bugün Türkiye’den memnun olan, AKP’ye kucak açanlar ne yazık ki bu ülke ve milletle hesabı olanlardan ibarettir. PKK memnundur. İmralı canisi memnundur. Barzani memnundur. Ermeni memnundur. Rum memnundur. Suriye, Mısır, Tunus ve Libya’da örneklerini gördüğümüz gibi yönetimlerine baş kaldıran ve ne acıdır ki, BOP’a saplanarak ülkelerinin kan gölüne dönmesine sebep olmak dışında hiçbir hedefe ulaşamayanlar memnundur.

AKP diğer alanlarda olduğu gibi dış politikada da çıkmaza girmiş ve iflas etmiştir. Stratejik derinlikte nefessiz kalmış ve vurgun yemiştir. Türkiye bu iflasın, bu vurgunun ağır ve acı sonuçlarını yaşamak ve bedel ödemek zorunda kalmıştır. Yapılan açıklamalar, bu basiretsizliğin, bu yanlışın devam edeceğini ve bu bedelin daha da ağırlaşacağını gösteriyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.