Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİl

Bu bir hastalık olmalı. Ya da bilerek MHP tabanında güven bunalımı çıkarma gayesi güdülüyor. Hangisi bilmiyorum. Böylesine vahim olayların yaşandığı dönemde, Yeniçağ yazarı bir muhterem Devlet Bey hakkında, kurguladığı düşüncesini gerçekmiş gibi yazmış.

Erdoğan’ın grup toplantısında söylediği ve gayesinin tam da muhteremin işaret ettiği kaos çıkarmak olan cümleleri ile onun borazanı olmuş. Kurultay döneminde demiştim ki ey kendilerine ‘değişimci, muhalefet’ diyen kesim, öyle şeyler bulun söyleyin ki, ‘bak burada haklılar’ densin.

Yok, hâlâ böyle bir çaba olmadığı gibi, uydurduklarına cevap yazmak zorunda hissediyorum kendimi. Minare eğri değil amma velakin Mimar Sinan gibi, ‘minare eğri’ diyen çocuğun eline urganı verip ‘çek bakalım düzelene kadar’ diyorum.

Şimdi efendim, Erdoğan 19 Mart Salı günü grup toplantısında “Sayın Bahçeli, böyle ağır hakaretlerle de hiç bir zaman buradan kendine haklılık çıkarmaya kalkışma. Bu millet seni de bilir bizi de bilir. 3,5 yıllık iktidarınızda bu ülkeye ne kattığınızı gayet iyi biliyoruz. (…) Terörden beslenen, terörden ekmek yiyen, gençlerin kanıyla semirenlere karşı biz mücadele veriyoruz. Kalkıp da burada ikili görüşmelerde, ‘şu yaptığınızı takdir ediyoruz’ derken, kapalı kapılar ardında farklı konuşmak da size bir şey kazandırmaz” demiş.

Muhterem yukarıdaki sözleri duyunca döşemiş de döşemiş. Lâkin tesisat delik deşik. Bunlar bir araya gelip gizli gündem mi oluşturdular? Diyor özetle. Yani Bahçeli Erdoğan’la anlaşmış, koftiden muhalefet mi yapıyor demeye getiriyor. Böylesine denir ki ‘senin anlamanda kıtlık mı var?’ Sonra ‘Erdoğan’a ne kadar çok güveniyorsun?’

Bir kere Erdoğan orada Bahçeli’den muzdarip. ‘Kürt açılımı’ senin yüzünden aksıyor, diyor. Muhteremin takıldığı  “Kalkıp da burada ikili görüşmelerde, ‘şu yaptığınızı takdir ediyoruz’ derken, kapalı kapılar ardında farklı konuşmak da size bir şey kazandırmaz” cümlesinin neresinde Erdoğan-Bahçeli gizli görüşmesinin olabilirliği var?

Kaldı ki böyle bir durum olsa açıklanır mı? Bahçeli herhangi bir konu hakkında”‘şu yaptığınızı takdir ediyoruz’ diyebilir.Bunun nesinden şüphe duyacağız?’Şu yaptığınız’ kelimesinin anlamı içinde Bahçeli’yi zor durumda bırakacak bir durum olsa Erdoğan çoktan açıklardı. Çünkü fena halde sıkışmış durumda ve yaptığı garabet açılım dolayısı ile yanında birilerini görmek istiyor.

Bahçeli niye susuyor, Erdoğan’ı cevaplamıyor demiş. Bir kere, Erdoğan’ın u dönüşleri, bugün A dediğine yarın B dediği ortada iken köşe yazısının ilk verdiği hata, MHP tabanında şüphe duyurmaya dönük oluşu olmuş. Tabii, boşa atış. Devlet Beyin İlker Başbuğ ziyaretini, cani ile eşitleme benzerliği gibi sakat bir yaklaşım. O cümlenin nesine cevap verilecek anlayamadım?

Sonra Bahçeli’nin ağır hakaretlerine mi dayanamadı Erdoğan, diyor. Tekrar bir u dönüşü, eğer kapalı kapılar ardında bir görüşme olduysa MHP seçmeni bilmeli diyor. Ülkücü her şeyi biliyor, liderine de güveniyor.

Kapalı kapılara gerek yok. Size daha önce birkaç soru sormuştum. Birisi de ‘niçin cemaat hakkında artık yazmıyorsunuz?’ sorusu idi. Ateşkes antlaşmasını değişimin lideri mi imzaladı? Bakın bu sizinkiler gibi afaki değil. Bizzat bana içinde Arslan Beyinde olduğu iki kişiden birisi, ‘Günboyu gazetesinde’ yazmaya başlamadan önce  ‘cemaat hakkında yazmadıklarını’ söyledi. Dolayısı ile bana da ‘yazma’ dediler. Ben deli miyim, sebepsiz niye yazayım ki birileri hakkında. Gerek duyulursa orası ayrı. Demek ki gerek duysam sansürlenecekmiş. Niye ki?

Yeniçağ’da yazmamın önündeki engel ise kafalarında oluşturdukları ‘Devlet Bahçelici’ şablonu idi. Bunu açıkça sordular. Onun sebebi de 2007 genel seçiminde, ‘MHP hakkında lütfen yazmayın, meclise girsin’ dememdi. O cümle beni ‘Bahçelici’ yaptı efendim.

Bu durumda, kim kiminle, kapalı kapılar ardında anlaşmaya varmış ve niçin sürekli MHP lideri Bahçeli’yi eleştiriyor anlayın artık.

Bölgede ‘özerk Kürt devletinden’ söz edildiği bir dönemde, ‘vatanı böldürmemek için mücadele eden’ MHP lideri hakkında şüphe duyurucu yazılar kaleme alıyorlar. Öcalan açılımına sundukları destek için reklâmdan pay mı alırlar, Erdoğan’dan madalya mı bilinmez.

***

 Umay

Samsun ülkü Ocaklarına bağlı gençlerin hazırladığı ‘Umay’ adlı elektronik derginin üçüncü sayısını inceledim. Büyük iş yapmışlar, kendilerini kutladım.

Konuları anlaşılır şekilde ve Türk Milliyetçisinin gözünden tahlil etmişler. Meselâ ana dilde eğitim denilen kavramın neden olmayacağını gayet güzel örneklemişler. (1)

Umay’ı okuyun derim. (2)

Kaynak: (1) http://www.umaydergisi.com/ana-dilde-egitim.

                   (2) http://umaydergisi.com/sayi3

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.