DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Sağanak Yağışlı

SÖYLE BANA KİMİN “GÜL”ÜSÜN..!

SÖYLE BANA KİMİN “GÜL”ÜSÜN..!
19.02.2020
3.207
A+
A-

10.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül çok arzulayıp da katılamadığı 2014 yılında yapılan seçimden bu yana güya siyaset dışında olmasına rağmen Türk kamuoyunu kimi zaman meşgul etmeye devam etmektedir.

Siyasette demokratik temsil noktalarında görev yaptığı dönemlerde alışılmış Türk siyasetçi kimliği dışında bir portre ortaya koyan Abdullah Gül, ülkemizin karşı karşıya olduğu meselelerde farklı tutum ve yaklaşımlarıyla da dikkat çekmiştir.

Rahmetli eski başbakan ve Milli Görüş Hareketinin kurucu lideri Necmettin Erbakan eliyle siyasete sokulup TBMM’ne taşınan Abdullah Gül, eğitiminin bir bölümünü aldığı İngiltere’nin üslup ve çözüm önerilerine uygun bir yaklaşımı kendisinin hareket tarzının belirleyici unsuru haline getiren bir siyasetçi olmuştur.

Dışardan alabildiğine yumuşak başlı, geçim ehli bir görünüm ortaya koymasına rağmen en azından hep ikinci bir yüzü olagelmiştir.

Kader birliği yaptığı arkadaşlarıyla olan ilişkisinin de bu minval üzere olduğunu muhatapları hal ve sözleriyle ortaya koymuşlardır.

Siyasi hayatının başlangıcında rahmetli Erbakan’ın bir anlamda asistanlığını yapması ve ortaya koyduğu fikirleri, üslubu ve özellikle de özel hayatı nedeniyle seküler-laik kesimin antipatisine hedef olmuştur.

Şöyle ki Abdullah Gül eşi Hayrunnisa hanımla 15 yaşını dolduruşundan üç gün sonra evlenmiş olması nedeniyle bu kesimin ağır hakaretlerine, aşağılayıcı ima ve söylemlerine muhatap olmuştur.

Bu durum ta ki Erdoğan ile açık bir rekabet içine girişine kadar sürmüştür. Erdoğan tarafından siyaset dışı bırakılmasına gösterdiği reaksiyon sonraları aynı çevrelerin sempatisini kazanmasına neden olmuştur.

Abdullah Gül, kendisinin siyasi kimliğine damga vuran en önemli unsur olduğu düşünülen 2 yıl süreyle eğitim aldığı İngilizlerin Exeter Üniversitesinde tanıştığı arkadaşlarıyla sonraki yıllarda da yakın çalışma içinde olmuş, İngiliz siyaset üslubunu Türkiye’ye taşımıştır.

İngiliz değerler sistemine bağlılığı ona Lordlar Kamarasında, Kraliçenin huzurunda konuşma yapıp Şövalye ünvanı kazanmayı sağlamıştır.

Kraliyet ailesi tarafından çok sevilmiş, kraliçe bu sevgiyi Gül’ün cumhurbaşkanı olduğu dönemde boğazda yatına alarak baş başa görüşmek suretiyle ortaya koymuştur.

Bir süre İslam Kalkınma Bankasında bir kısım Exeter’li arkadaşıyla uzman olarak çalışan Gül, kimliği bilinmeyenlerin tavsiyesi ile siyasete Refah Partisinde tepeden başlamıştır.

Daha sonraki yıllarda köprülerin altından çok sular akmış başarısız FP genel başkalık girişiminden sonra AK Parti kuruluşuna kadar gelinmiştir.

Ak partinin kuruluşunda en önemli dayanak olan Recep Tayyip Erdoğan’a bir şiir bahanesiyle siyasi yasak getirilmesi üzerine yıldızı en yükseğe çıkmış, AKP genel başkanlığına getirilmiştir.

Önce Başbakanlık ve nihayetinde Cumhurbaşkanlığı merdivenliği süratle çıkılarak kısacık bir sürede en yüksek tüm siyasi makamlar işgal edilmiştir.

Bu yükseliş, manen İlahi bir lutüf olmakla birlikte bir takım beşeri düzenlemeleri de bünyesinde barındırdığı muhakkaktır.

Özellikle de kraliçe ve adamlarıyla onlara bilerek veya bilmeyerek hizmet edenlerin onun yükselişine katkısı da unutulmamalıdır.

Abdullah Gül’ün başbakanlıktan itibaren izlediği çizgiyi takip edecek olursak ilginç notlar çıkarmak mümkündür.

Tabiri caizse hep sağ gösterip sol vurmuş, Milli Görüşçü geçinip beynelmilelci-liberal bir çizginin adamı olmuştur.

Özde bir çok bakımdan çok farklı özelliklere sahip olan Erdoğan ile ters düşmesinin temelinde de tüm zorlamalara rağmen kimlik çatışması egoyla birleşince bir arada siyaset yapma imkanları ortadan kalkmıştır.

RTE’nin halktan aldığı güç, Gül’ün arkasındaki demokratik destekten açık ara fazla olması Erdoğan’a aralarındaki ilişkinin geleceğini belirleme imkanıı sağlamıştır.

Abdullah Gül Çankaya’daki günlerinin sonuna geldiğinde Erdoğan’ın onu siyasetin icra noktalarının dışına, eski Cumhurbaşkanı statüsüne atmasıyla neticelenmiştir.

Gül Erdoğan’dan 2018 erken seçimleriyle rövanşı almak istediyse de bu emeline özellikle Meral Akşener’in aday olmadaki ısrarı nedeniyle kavuşamamıştır.

Gel zaman, git zaman muhalefet bileşenleri Erdoğan ve Cumhur İttifakı karşısındaki arayışlarını sürdürmüş, 2019 yerel seçimlerinde kendilerine hedef olarak seçtikleri 3 Büyükşehir başta olmak üzere 30 büyük şehir belediyesi seçimlerinde genel sonuçların aksine başkanlık sayısı olarak zafer kazanmışlardır.

Bir kısmı örgütlü, bir kısmı ise parti şemsiyesi altında olmayan çeşitli grupların desteğiyle İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Mersin Büyükşehir Belediyeleri, CHP markalı ama değişik görüşleri temsil eden kişiler vasıtasıyla Erdoğan karşısındaki bloğun eline geçmiştir.

Bu sonucun elde edilmesinde CHP, HDP, İP, SP, DP ile birlikte şeklen AKP’de olan Gül, Babacan, Davutoğlu taraftarlarının desteği belirleyici olmuştur.

Erdoğan’a öldürücü darbeyi vurmak için arayışlarına devam eden muhalefet, önce adı Gelecek olmasına rağmen yakın geçmişe özlemi dile getiren Davutoğlu partisini, şimdi de Gül destekli Menderes’ e öykünen Babacan partisini doğurmaktadır.

Yapılmak istenen ise, Türkiye’yi sürekli gerilim altında tutarak yüzde 52lik Erdoğan ve Cumhur İttifakını gerileterek yeni bir Cumhurbaşkanı seçtirip bu gün uygulanmakta olan başkanlık sistemi başta tüm siyaseti değiştirmek, eskiye götürmektir.

Eskiden kasıt; Cumhurbaşkanlığı sistemi yerine enerjimizi soğuran parlamenter sisteme dönüş, çöpe atılan Çözüm Süreci rezaletinin ihyası, Milli ve Üniter devlet yerine çok dilli, çok milletli bir toplum yapısıdır.

Vakit doğum vaktidir…

Babacanın doğuracağı partinin nikahsız babası Abdullah Gül’dür.

Ortaya çıkan partinin görevi; içinden çıktığı baba evi AK Partiyi ateşe verip küllerini savurmaktır.

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.