DOLAR 5,7510
EURO 6,3892
ALTIN 272,6
BIST 108.917
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

Sona yaklaşırken

17.12.2012
108
A+
A-

Orhan Karataş

Adı bile sorunlu bir davanın, sorunsuz bir şekilde sonuçlanmasını beklemek fazla iyimserlik olur. “Ergenekon” ve “terör örgütü” deyimlerinin yan yana getirilmiş olması rahatsız ediciliğinin dışında, daha en başında soru işaretleri oluşturmuştur. Türk milletinin varoluş destanının adı, niçin böyle bir davaya verilmiştir? Dava yandaşlarının son zamanlarda Ergenekon destanına saldırıp, değersizleştirmeye gayret etmeleri bir tesadüf müdür? Yoksa bu Türk tarihiyle, Türk varlığıyla sorunu olanların meydan okuması mıdır? Bu sorular orta yerde durmaktadır ve cevap aramaktadır.

Sona yaklaşıyor

Geçtiğimiz haftanın son günlerinde savcı mütalaalarının okunması bekleniyordu. Ancak, ek iddianamelerle dava başka bir seyir kazandı ve uzadı. Bugünden itibaren kaldığı yerden devam edilecek. Esasından önce usulünün tartışıldığı ve taraflı tarafsız herkeste ciddi rahatsızlıklar doğuran davanın daha fazla uzaması kafalardaki soru işaretlerini keskinleştirmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır. Davanın ne zaman sonuçlanacağını henüz kestiremesek de, artık sona yaklaşıldığını biliyoruz. Mahkeme bir karar verecek ve bunu kamuoyuna açıklayacak. Bu karar nihai değildir. Mutlaka temyiz aşaması olacaktır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçlerinin de işletileceği anlaşılıyor. Ancak, ilk mahkeme kararların açıklanmasıyla birlikte çok daha yoğun bir tartışmanın başlayacağı kesindir. Bu tartışmaların büyük bölümü yine usul yönünden yürüyecektir.

Usul tartışmaları

Başta davanın süresi olmak üzere, birçok usul yanlışının yapıldığı, bütün hukukçuların üzerinde ittifak ettiği bir durumdur. O kadar ki, davanın sonucunun açıklanması beklenirken, yeni iddianame okunması bile başlı başına bir tartışma konusu olmuş ve yeni itirazlara gerekçe oluşturmuştur. Usulün esastan önce geldiği, hukukun temel ve değişmez kurallarındandır. En yaman beslemeler, en arsız yanaşmalar bile usul hatalarının öne çıktığını, bu durumun davanın esasını gölgelediğini, hatta eğer varsa gerçek suçluları ikinci plana ittiğini sıklıkla ve yüksek sesle söylemek ve yazmak zorunda kalmışlardır.

Geciken adalet

Davanın başlamasının üzerinden 4 yıl 2 ay gibi bir zaman geçti. Diğer aşamalarının sonuçlanması da dikkate alınırsa, bu zamanın daha da uzayacağı kendiliğinden ortaya çıkar. Geciken adalet adalet değildir. Daha şimdiden büyük mağduriyetler ortaya çıkmıştır. Ayrıca çok daha ivedi meseleleri bulunan Türkiye’de gündem, uzun sayılacak bir süre daha bu konuyla meşgul edilecektir. Verilecek hükümler ayrı bir ve çok daha derin bir konudur. Yargılamanın adil olup olmadığı, delillerin gerçekçiliği tartışmaları kamuoyunda sürerken, verilecek hükümlere itiraz edilmemesini veya haklı ve doğru karşılanmasını beklemek de yine fazla iyimserlik olacaktır. Tutukluluk sürelerinin çok uzun olması, Genelkurmay Başkanlığı yapmış birinin terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanması ve buna karşılık bu görevi sürdürürken mesaide bulunduğu siyasi kurumların kapsam dışında tutulması hukuk ve vicdan ölçüleri içinde ortaya çıkan diğer soru işaretleridir. Temennimiz mahkemenin kamuoyunu tatmin edici bir karar vermesidir. Türk milletinin ortak beklentisi adaletin yerini bulması ve adil bir kararın çıkmasıdır.

Tartışma bitmez

Davanın ilk gününden itibaren taraf olmamaya ve yargıyı etkileyecek bir değerlendirme yapmaya gazete olarak da, şahıs olarak da çok dikkat ettik. Ancak bu davaya bağlı olarak yürüyen siyasi tartışmalar bunun dışındadır. Kaldı ki, o tartışmaların ana kaynağı bizzat AKP hükümetidir. Daha en başta sayın başbakanın davanın savcısı olduğunu açıklaması süreci gölgelemiştir. AKP sözcülerinin zaman zaman sorumsuz açıklamaları, sanıklar hakkında sanki kesin hüküm verilmiş gibi yapılan değerlendirmeler, bu gölgeyi daha da ağırlaştırmıştır. Sırf bu yüzden sonuç ne kadar hukuka ve vicdanlara uygun olursa olsun, tartışma bitmeyecektir.

Şüyuu vukuundan beter

Bu dava sonucuna bağlı olarak şüyuu vukuundan beter bir nokta daha var. İmralı canisi başta olmak üzere eli kanlı katillerin affı ile bu dava ilişkilendirilmektedir. Bölücü hainler için bir af çıkarılacağı; affın bu davanın hükümlülerini de kapsayacak biçimde genişletileceği ve böylece bir denge sağlanacağı konuşulmaktadır. Bunun üzerinden daha şimdiden değerlendirmeler yapılmaktadır. Özellikle son genel seçimlerden sonra bu konuda çok ciddi endişeler ortaya çıkmıştır. O kadar ki, tutuklu olarak yargılanan ve İmralı canisini Kenya’dan getiren komutan olarak tanınan MHP İstanbul milletvekili Engin Alan, bir açıklama yaparak bu ihtimalin gerçekleşmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş ve İmralı canisinin affına gerekçe olacak bir düzenlemenin içinde olmaktansa, tutuklu kalmaya razı olduğunu kamuoyuna duyurmuştur.

Neresinden bakılırsa bakılsın, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bu dava uzun süre daha hukuk, siyaset ve ülke gündemini meşgul etmeye devam edecektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.