DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Sisli

Soma’dan Yansıyan Türkiye Fotoğrafı

19.05.2014
66
A+
A-

Orhan Karataş

Soma’da yaşanan maden ocağı felaketi, Türkiye’nin içinde bulunduğu hazin durumu çok net biçimde bir defa daha ve bütün dünyanın göreceği şekilde fotoğrafladı. 301 şehidin acısına, zaten var olan, ancak kör gözlerin, karamış vicdanların bir türlü fark edemediği ülkenin içinde bulunduğu şartların ağırlığı eklendi.

Millet olma duygusu

Türkiye 91 yıllık bir Cumhuriyet. Daha eskilere hiç gitmeye bile gerek yok. AKP öncesinde de farklılıklarımız vardı. Siyasi gerginlikler yaşanırdı. 80 öncesi kamplaşmalar hafızalardadır. Darbe dönemlerinin acılarına bu millet şahitlik etti. Ancak bir milli mesele söz konusu olduğu zaman her şey bir kenara bırakılır tek yürek, tek yumruk olurduk. Felaketlerde, sevinçlerde yürekler aynı çarpar, birlik bütünlük zirve yapardı. Bunun sayısız örnekleri vardır. Kıbrıs savaşı sırasındaki topyekün seferberliği hatırlıyorum. Düzce depremi sonrasındaki silkinişimizi aklıma getiriyorum. Milli maçların, takımlarımızın başarılarının atmosferini düşünüyorum. Sonra dönüp Soma faciasına ve yaşananlara bakıyorum. Yüreğim bir defa kanıyor, ciğerim bir defa daha yanıyor.

Ortak değerlerimizi kaybettik

Ortak değerlerimizi kaybettik. Bundan daha büyük bir felaket olamaz. Soma’nın acısını hiç utanmadan, hiç sıkılmadan siyaset malzemesi yaptı, baskı ve zulüm düzenlerini bu felaketi bizzat yaşayanlardan bile esirgemediler. İnsanlar can derdindeyken, kendi itibarlarını her şeyin üzerine çıkardı, en küçük itiraz edeni ağır hakaretlerle tokatladılar. Yaşadığı acının etkisiyle ne yaptığını, ne dediğini dahi bilemeyen bir genci polis tuttu, danışman büyük bir hınç ve öfkeyle tekmeledi. Sonrada özür dilemek, hiç olmazsa susmak yerine, utanmadan, sıkılmadan kendilerini haklı çıkarmaya çabaladılar. Dünyanın her yerinde Soma’nın acısından çok, bu vahametlerin görüntüleri öne çıktı. Bir defa daha rezil olduk, utandık, başımızı yere eğdik.

Köle düzeni

Felaketin üzerinden daha bir hafta geçmeden, başka rezillikler ortalığa saçıldı. Bizi fazla şaşırtmasa da, ocağın kimlere nasıl peşkeş çekildiği, daha fazla kar etmek, daha fazla para kazanmak için nasıl bir köle düzeni kurulduğu ayrıntılarıyla ortaya çıktı. Hiç şüpheniz olmasın, yakında bu düzenden kimlerin nemalandığı, yüzde kaç pay aldığı da belgelenir. Zaten onun için bu kadar telaşlı, bu kadar gergin, bu kadar acımasızlar. Havuz medyasının semirmiş balıklarının nasıl bir panik içinde olduklarını görünce, anlıyoruz ki saklanacak, üzeri kapatılacak, bir an önce unutturulacak bir şeyler var. Madenin patronunu hemen hedefe koydular. Bunlara bazı bürokratların da ekleneceği anlaşılıyor. Ancak patronun işin iç yüzünü ifşa etmesi gibi bir ihtimalin ortaya çıkması durumunda hemen hedef değiştirdiklerini görürsek hiç şaşırmayacağız. Nasıl olsa bir sanal düşman bulur, kafa karıştırıp bunu da hazmettirirler.

Neredeyse hayat hakkı tanımayacaklar

Daha önce de yazdık, bu hazmettirme konusunda gerçekten çok ustalar. Şehitler toprağa verilmeden işi paraya döktüler. Soma’dan bir kahramanlık çıkarmaları an meselesidir. Ancak asıl sorun da tam burada ortaya çıkıyor. Herkesin hazmetme kapasitesi aynı olmadığı gibi, aklıyla alay edilen, baskı, tehdit, tekme, tokat ve zulümle sindirilmek istenen insanlar “artık yeter” diyor. Bir tarafta menfaat hesabı yapan, bu uğurda milli, manevi her değeri hiç tereddüt etmeden feda edebilen bir yanaşma ve besleme takımı ve onların etkilediği, kimi korsundan, kimi “bana da bir pay düşer” hesabı yapan bir kesim. Sadece Türk tarihinin değil, dünyanın gördüğü en büyük hırsızlıklar, yolsuzluklar, ihanetler, yalanlar bunları hiç ilgilendirmediği gibi, bu düzenin devamı için canla başla çabalıyorlar. Haliyle onlar için Soma’yı unutturmak ve özellikle de hükümeti bu işin dışında tutmak en birinci ve en ivedi vazife haline geliyor. İktidarın kurduğu düzen, başbakanın attığı tokat, danışmanların attığı tekme, TOMA, cop, gaz, su hücumları cesaret ve cüretlerini daha da arttırıyor. Ve o kadar ileri gidiyorlar ki, kendilerinden başkasına neredeyse hayat hakkı bile tanımıyorlar.

Ülke yanaşmalardan ibaret değil

Meselenin zirve yaptığı yer tam da burası oluyor. Ülke bu yanaşma, besleme takımından ibaret değil. Aklıyla alay edilmesi kabul etmeyen, yaşanan ihanetlere, talanlara, yalanlara rıza göstermeyen ve bu karanlık düzenin artık son bulmasını isteyenler de diğer tarafı oluşturuyor. Şiddet şiddeti, nefret nefreti körüklüyor. Hatlar o kadar keskin, taraflar o kadar tahammülsüz ki, ne acılar, ne felaketler, ne de sevinçler bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmadığı gibi karşılıklı saldırılara vesile teşkil ediyor. Ülke ve millet düşmanları da fırsatı ganimet sayıp, bu kargaşadan, bu karanlıktan, bu cepheleşme ve gerginlikten kendi paylarına düşeni almak için seferber oluyor.

Dünya mesafe koyuyor

Soma felaketi bu fotoğrafın net biçimde ve bütün dünya tarafından görülmesini sağladı. Böyle bir düzenden, böyle bir zihniyetten, böyle bir iktidardan iyi ve faydalı bir şey beklemek beyhudedir. Yetersizlikleri, yanlışları, yalanları, talanları ortaya çıktıkça baskıyı arttırıyor, yanaşma ve beslemeleriyle birlikte hücumlarını yoğunlaştırıyorlar. Sonuç ortadadır. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar gergin ve tedirgindir. Millet diken üstünde ve ümitsizdir. Bu durum sadece içerde değil, dışarıda da ağır sonuçlar doğruyor. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere medeni dünya gün geçtikçe AKP hükümetiyle arasındaki mesafeyi açıyor. Almanya’dan başbakanın ay sonuna doğru yapacağı ziyaret için, “gelme” mesajlarının verildiğini ibretle ve yüreğimiz burkularak izliyoruz.

Sorun ağırlaşıyor

Bugün Türkiye’de haklıyı, doğruyu gören ve yazan bir medya olsaydı, emin olun ki, bundan en büyük faydayı bu hükümet sağlardı. Bu böyle gitmez, gidemez. AKP bu düzeni daha fazla sürdüremez. Bütün mesele kendisiyle birlikte Türkiye’yi de bitirmesi ve geri dönülmeyecek kayıplara meydan verilmesidir. Soma’daki felaket vesilesiyle bu milletin ne hallere düşürüldüğünü, acılarımızı bile ortak yaşayamadığımızı ibretle gördük. Yanaşma ve beslemelerin kraldan çok kralcı olmaları bu gerçeği değiştirmediği gibi, sorunu daha da ağırlaştırıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.