DOLAR 5,7037
EURO 6,3738
ALTIN 277,2
BIST 99.239
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Soma’daki Gerçekleri Gözler Önüne Serdi

21.05.2014
169
A+
A-

Babadan madenci olan sektörün önemli isimlerinden Cemil Ökten, Soma faciasında Enerji Bakanlığı, TKİ ve işletmeciye uzanan zincirde herkesin sorumlu olduğunu belirtti.

Yaşam odalarının yer altı madenciliğinin ‘olmazsa olmazı’ olduğunu dile getiren Cemil Ökten, “Bunun yönetmeliğe neden koyulmadığını doğrusu bilmiyorum” yorumunu yaptı.

Soma’daki maden faciasını bir daha yaşamamak için, yarım asırdır bu işle uğraşan bir madencinin gözüyle konuya bakmanın doğru olacağını düşündük. Babadan madenci olan Genç Maden İşletmecileri Derneği Cemil Ökten, aynı zamanda Milten Grubu Başkanı. İstanbul’da 3’üncü havalimanının yapılacağı bölgede uzun yıllardır kömür çıkarıyor.

Soma en büyük kaza

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı yönetiminde de olan Ökten, ayrıca Türkiye Madencilik Sektörü Başkanlar Konseyi ve TOBB Madencilik Sektörü Meclis üyeliği de yapıyor.

*Soma’da aslında ne oldu?

Sayısal duruma bakarsanız 301 kişi öldü. Bu madencilik sektöründeki en büyük kazadır. Daha önce 1992’de Zonguldak Kozlu’da 263 insan ölmüştü.

*22 yılda iki büyük kaza. Sektörde ileriye gitmeyi bırakın, önemli ölçüde geriye gidiş var değil mi?

Genelde biz belli konularda dar alanda belli kişilere yönelik tartışmalar yapıyoruz. Oysa, projeksiyonu yukarıdan tutup bakmak lazım. Madencilik, “fıtratı gereği” demeyeyim de işi gereği risk içeren bir sektördür. Sonuçta yerin altında çalışıyorsunuz. Almanız gereken bütün önlemleri alacaksınız. Kazalar önlenemez anlamında söylemiyorum.

Eski ocaklar tehlikeli

*Siz 15 yıl da yeraltı madencilik yaptınız. Kömür yanması ne demektir?

Kömür yanması, özellikle üretimi tamamlanmış ocaklarda olur. Oralarda yüzde 100 verim alamazsınız. Kömürün bir kısmını içeride bırakırsınız. Soma’daki yer de böyleydi. Böyle ocaklarda havayı da tamamen kesemezseniz, kömür belli bir oranda oksijenle reaksiyona girer, ısınmaya başlar. Düşük ısıda olmasına rağmen yanmaya başlar. Linyit, uçuculuğu yüksek bir kömürdür.

Gazı sensörler okur

*İşletmeci bunu bilmiyor muydu?

Biliyorlardı ama ona göre davranıp davranmadıklarını bilmiyorum. Yanma sonucu ortaya çıkan gaz ise iki türlü davranır. Ya çalışılan bacalara doğru ya da kömürün çatlaklarından başka bir tarafa intikal eder. Dolayısıyla gaz oranını sensörlerden okuyabilirsiniz.

*Böyle bir yeri çalıştırmak çok tehlikeli değil mi?

Evet, çok tehlikeli. Söylediğim büyük risk her zaman vardır.

TKİ bir proje yapmalıydı

*O zaman eski ocaklarda yeniden üretim yapılmamalıdır mı demek istiyorsunuz?

Belki yapılmamalıdır demek de tam doğru olmaz ama çok risklidir diyorum. Çok ciddi anlamda onun gerektirdiği üst teknolojiyi kullanarak, gerekli cihazları yerleştirerek yaparsanız riski bir ölçüde bertaraf etmiş olursunuz. Olay, Türkiye Kömür İşletmeleri’nden (TKİ) başlıyor. Çünkü ihaleyi TKİ vermiş.

*TKİ, ihaleye vermeden önce ne yapmalıydı?

Doğru bir proje yapmalıydı. Kendisine gelen projeyi hemen onaylıyor. Soma’daki olay tavan çökmesiyle başlıyor. Siz bir tünelden geçtiğinizi düşünün, geçerken bir ‘alev topu’ aniden üzerinize düşüyor.

Fiyatta çok fark oluşmuş

*Alp Gürkan’ı tanıyor musunuz?

Tanıyorum. Olaydan sonra konuşulanların hepsini doğru kabul edersek, eline makineli bir tüfek almış, herkesi kasıtla öldüren bir cani gibi düşünmemiz lazım kendisini. Oysa, zincirde herkesin suçu olduğunu da görüyoruz.

*Tamam da yaptığı kontratta TKİ’nin daha önce tonunu 140 dolardan çıkardığı kömür için 28 dolar fiyat vermiş.

Evet. Çok fark var.

Yanan bacanın altında çalışıldı

*Bu kadar düşük teklif vermek o iş için baştan tehlike arz etmiyor mu?

Bakın bir yol işinde yapılabilir ölçüde teklif vereni elerler. Çok ucuz teklif vermeniz o ihaleyi kazanmanız anlamına gelmez. Dosyayı görmedim ama TKİ bir muhammen bedel verdi sanıyorum.

*Bazı madenciler, 28 dolarlık teklifi çok düşük bulmuyor, hatta bu fiyattan da kâr edilebileceğini söylüyor. Nasıl kâr edilir?

Bu sözlerin doğru olduğunu düşünmüyorum. Kâr edebilirsiniz belki ama doğanın size sunmuş olduğu rezervin yer altındaki durumu nedir? Yatay mıdır, kırıklı mıdır? Burada kullanacağınız teknolojiyi belirleyen rezervin oluşumudur. Siz Güney Afrika’daki veya Avustralya’daki madenler gibi düşünerek, “Bu fiyatla kâr edilir” derseniz ‘olabilir’ ama buradaki rezervler buna uygun değil. Ne TKİ’nin de Soma’nın kömür şartları, 28 dolara bu işin ticari anlamda işletilebilir olması için uygundur. Zaten çok geniş imkanlar olsaydı, “yanan bacanın altında” çalışmazlardı.

Yaşam odaları işin olmazsa olmazıdır

*Soma’da ‘yaşam odaları’nın eksikliği ortaya çıktı. Mesela, sizin madenlerde yaşam odaları var mı?

Biz yeraltında çalışmadığımız için işletmemizde yok. Ama yaşam odaları belki yasalarda yok ama günün getirdiği teknolojiyle yeraltı işletmelerde olmazsa olmazıdır.

*Madem ‘işin olmazsa olmazıdır’, öyleyse neden yasal zorunluluk getirilmedi?

Onu ilgililere sormak lazım. Neden konulmadığını bilemiyorum.

Madencilik sanayi yatırımı gibi olmaz

*Madencilik yatırımının özel koşulları var mı?

Evet. Onun hazırlık aşaması, yatırım aşaması vardır. Sanayi yatırımı gibi değildir. Bugün karar verip, bir fabrika kurayım denilemez. Madencilikte çok uzun süre hazırlık yapmak gerekir. Sürekli ve kalıcı olmak için sürekli eğitim yanında herkesin iş yapılan bölgeyi iyi tanıyor olması lazımdır. Kısa zamanda kâr anlayışıyla olmaz.

TKİ ve devlet sorumlu

*Soma’da asıl sorumlu kimdir? Devlet mi, TKİ mi yoksa o madeni işleten Alp Gürkan ile oğlu mu?

Bunların hepsi ‘müteselsil’ sorumludur. Yani hepsi birden sorumludur. Özeleştiri yaparsak; biz birilerini suçlar, asıl sorumluları görmek istemeyiz. Işığı da o suçladığımız kimselere tutarız. Onunla hem kendimizi aklar hem kamuoyuna ‘Alın suçlu budur’ deriz. Tabii ki Enerji Bakanlığı sorumlu. TKi ona bağlı AŞ olduğu için sorumlu.Özel sektör de gerekli önlemleri almadığı için sorumlu. Hatta, orada çalışıp da bugün eksiklikleri söyleyenler de suistimallere göz yumdukları için sorumlu.

Avrupa’nın 100-200 yıllık projeksiyonları var

*Neden, Batılı ülkelerde olduğu gibi ‘sıfır kaza’ ile çalışamıyoruz?

Gelişmiş ülkelerde madencilik faaliyetleri veya projeksiyonları 100’lü yıllarla yapılır. Bizdeki gibi bugünden yarına planlanan, öbür gün değiştirilen bir alan olamaz. Devletin enerji ve maden politikaları, artı sektörün bunun içinde yer alma süreleri var tabii ki. Yani devlet politikaları değişmez. Çünkü değiştirilirse ‘sürdürülebilir’ olmaz. Özellikle yer altı madenciliğinin sadece hazırlık aşaması en az 4-5 yıl olmalıdır.

Almanya’da devlet maliyeti de üstlenir

*ILO’nun madenlerle ilgili 76 numaralı sözleşmesi var. 26 ülke imzalamış, biz neden hâlâ imzalamadık?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.