DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Sisli

Soma Türk Milleti’nin Aynası Oldu

19.05.2014
86
A+
A-

İsmail Özdemir

Soma’da toprağın altına gömülen sadece 301 kişi değildi.

Yada maden ocağının giriş kapsının ağzında sessizce yakınlarının çıkmasını bekleyen yalnızca Soma’lılar değillerdi.

Tüm Türkiye, kaza haberi gelir gelmez Soma’daydı.

Dualarıyla, temennileriyle, iyi dilekleri ve umutlarıyla Türk Milleti Soma’da buluşmuştu.

Bu kez bizi bir araya getiren, yerin yüzlerce metre altında hapsolmuş ümitlerimiz ve bunun yaşattığı acı idi.

Siyasi görüşü, memleketi, hayata bakış açısı, eğitim seviyesi ne olursa olsun Türk Milleti bir oldu, aynı temennilere varan dualara hep bir ağızdan “amin” dedi.

Kim kimdir, nedir, ne değildir bakmadan,

Yan yana ve omuz omuza saf tuttuklarımızla,

Arş-ı alaya kaldırdığımız ellerimizle,

Yerin altında mahsur kalan canların sağ salim kurtarılmaları için niyaz ettik ve yalvardık…

Yitirdiğimiz her can da, kurtarılan her can da bizimdi.

* * *

Soma’da kurtarma esnasında yaşanılan her olay, ekranlara taşınan her bir kare farklı anlamlar taşısa da, özü ve özetinde Türk Milleti’nin gerçekteki halini yansıtıyordu.

Mesela canından olmak üzereyken kurtarılan birinin, ambulanstaki sedyeye konulduğunda söylediği “çizmelerimi çıkarayım mı sedye kirlenmesin” sözü hepimizin yüreğini sızlatmadı mı?

Hepimize “işte Türk Milleti budur!” dedirtmedi mi?

Ölümün kıyısından dönmüş olsa da, yine de kendisini değil, kendinden sonrakileri düşünmenin belki de “unutturulan” anlamını hepimize bir kez daha hatırlatmadı mı?

Hepimiz bir an olsun bu kıssa ile “evet, biz işte buyuz” demedik mi?

Millet olduğumuzu Soma’daki acı ile bir kez daha hatırladıysak, bunun ne demek olduğunu da bence başlı başına üç beş saniye süren işte bu görüntüde yeniden anladık.

Bizi bu hadise adeta titreyip kendimize getirdi.

* * *

Başka kıssalarda vardı,

Yaşadığına ve kurtarıldığına sevindiklerimizin, ne hale düşürüldüğünü görünce içimizi sızlatan…

Mesela kurtarılan bir başka madencinin “abi baretim kaybolmasın, maaşımdan keserler” sözü burktu hepimizin yüreğini.

Yaşama tutunmuş olsa da,

Umutsuzluğu yenip, yerin yüzlerce metre altından, çaresizliklerden sıyrılarak kurtulsa da,

“Geçim sıkıntısına her koşulda mağlup olduğunu” anladık…

* * *

Türk Milleti işte bunların hepsinde kendisini gördü.

Yaşanılan hadiselerden dikkat çeken bu ikisi, adeta karşımıza ayna oldu ve bizi bize gösterdi.

Ancak gördüğümüz başka şeylerde oldu.

Türk Milleti’nin hepsi Soma’ya sığmışken, Soma’nın kimlere dar geldiğini de anladık.

Başbakan Erdoğan’ın Soma’ya yaptığı ziyaret bu anlamı ortaya koydu.

Acıları paylaşmak ve yaraları sarmak yerine, 150 yıl öncesinin örneklerini vererek kanayan yarayı daha da kanatan Erdoğan’ın tavrı, aslında milletin kimlere rağmen ayakta kaldığını gösterdi.

Bu açıklamalara tepki gösterenlerse bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından hakaretlere muhatap edildi, “İsrail dölü” olmakla suçlandı, tokatlandı, tartaklandı…

Bizzat Erdoğan’ın kendi korumalarınca araya alınıp, meramını anlatamadan dövüldü…

Bizzat Erdoğan’ın özel kalem müdür yardımcılığını yapanlar tarafından, polis desteği ile korkakça yerlere yatırıldı ve tekmelendi…

Ve Erdoğan tarafından bu hakaretlere, dayağa ve küfürlere maruz bırakılanlarda Soma’lıların bizzat kendisi, yani madencilerdi…

Küfürler edilen, yumruk atılan, dayak yiyen, korumalarca ortaya alınarak insanlığa ve mertliğe sığmayacak şekilde tekme tokat girişilen aslına sadece Soma’lılar değil, Türk Milleti’nin kendisiydi…

* * *

Şimdi bakıyorum, AKP kadroları ve kendine yakın medyası Başbakan Erdoğan’ın vatandaşa nasıl küfür ettiğini ve aşağıladığını, nasıl yumruk ve tokat atıp tartakladığını, çakalların önüne bırakılan yaralı aslan misali korumalarınca kahpece nasıl tekme tokat dövüldüğünü gizleyebileceğini şaşırmış durumdalar.

Dertleri ve niyetleri yaklaşan Cumhurbaşkanı Seçimi öncesinde bu hadiseleri unutturabilmek ve üzerine sünger çekmeye çalışmak.

Muvaffak olamayacaklarını bildikleri halde, bir umutla Güneş’i balçıkla sıvamaya çalışıyorlar.

Tüm bu yaşanılanları düşündüğümüzde MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ısrarla ve neden “Recep Tayyip Erdoğan’dan cumhurbaşkanı olmaz, olamaz” dediğini sanırım anlamışsınızdır…

Kendi vatandaşına tahammülü olmayan, cumhura küfredip saldıran, yanındaki adamlarınca cumhuru yere yatırtıp tekmelettiren birinden hiç cumhurbaşkanı olabilir mi?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.