SİYASETİN ÇIĞIRTKAN KEKLİKLER

50+1 başkanlık sistemlerinin vazgeçilmez özelliğidir ve dünyada daha düşük bir oran asla söz konusu değildir.

SİYASETİN ÇIĞIRTKAN KEKLİKLER
19.11.2021
A+
A-

Öncelikle bir gerçeği ortaya koyalım ki ister zamanında isterse erken yapılacak seçimler ufukta görünmüştür.

Seçim ufukta göründüğünde siyasetçilerin her adım ve her sözünün seçim kazanmaya yönelik olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir.

MHP lideri Bahçeli’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Külliyede kabul edildiği gün, millet ittifakının iki büyük ortağı da bir araya gelmiştir.

Her iki buluşmanın da kendi içinde önemli kararları barındırmakta olduğu muhakkaktır.

MHP liderinin grup toplantısı sonrası Erdoğan ile görüşmesinin nedenleri ve muhtevasının Bahçeli’nin konuşmasından anlaşılması hiç de zor olmayacaktır.

Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasının önemli bir bölümü, fikir babası olduğu “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” üzerineydi.

Konuşmasının bu bölümü ayrıca yüksek istişare kurulu üyesi Cemil Çiçek’in 50+1konusunda menfi açıklamasına cevap mahiyetindeydi.

—Kısaca alıntılarsak Sayın Bahçeli o konuşmasında;

“Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli 50 +1’dir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği ve hükümet TBMM’den güvenoyu almadığı için “yönetimde istikrar” ilkesi kendiliğinden gerçekleşmiştir.”

Diyerek yeni hükümet sistemine kimlik kazandıran hususun 50+1 olduğunu en net şekliyle ortaya koymuştur.

—Söz konusu husus bu kadar belirleyici olduğu halde Erdoğan’ın siyasi hayatının en kritik zamanlarında görev verdiği, muhtemelen fikirlerine başvurduğu Cemil Çiçek’in açıklamalarını nasıl yorumlamalıyız?

Eski meclis başkanı, eski başbakan yardımcısı Çiçek “50 + 1 ciddi problem çıkarıyor. Gelecekte de çıkaracak” açıklamasıyla neyi amaçlıyor, kimlere mesaj veriyordu?

—Gelin bunun ve sözde aykırı açıklamaların adamı gerçekte Erdoğan’ın “çığırtkan kekliği” Şamil Tayyar’ın 50+1 rahatsızlığının nedenlerini değerlendirelim.

Başkanlık sistemi, Atatürk sonrası tarihimiz boyunca tartışma, sıkıntı ve hatta demokrasi dışı müdahalelere neden olan parlamenter sistemin arızaları dolaysıyla uzun yıllardır tartışılmaktaydı.

Yasalara göre yürütmenin başı olarak gösterilmesine rağmen tarafsız ve sembolik olması dayatılan Cumhurbaşkanlığı makamına kimi zaman milletle irtibatı olmayan kişiler gelmiştir.

Aynı makama İnönü dışında özellikle merhum Bayar, Demirel, Özal, Gül ve en nihayetinde Erdoğan gibi halkın arasından, siyasetin içinden kişilerin göreve gelmesi, devletimizde Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında iki başlı bir yönetimin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Siyasettin içinden gelen Cumhurbaşkanları parlamenter sistemin kendilerinden beklediklerini yaparak, kenarda hiçbir şeye karışmadan oturmayı ret etmişlerdir.

Sadece bununla kalmamışlar çoklukla yürütmeye, yani hükümetlere şu veya bu oranda müdahale etmişlerdir.

Elbette bu durumda pratikte yürütmenin tüm sorumluluğunu taşıyan başbakanlar rahatsız olmuşlar, fiili müdahalelere itiraz etmişlerdir.

—Bu itirazlardan en ünlüsü, Türkiye’de değişimlere sebep olan Ecevit ve devrin Cumhurbaşkanı arasındaki anayasa fırlatma hadisesidir.

15 Temmuz ihanet kalkışması öncesi Erdoğan’ın sembolik Cumhurbaşkanı olmayı açıkça ret etmesi de bu noktada yaşanan tartışmaların başında yer olan en son örnek olmuştur.

—Yaşananların ışığında, devletin işleyişindeki iki başlılığı ortadan kaldırma arzusunun yanına yürütmede, karar almada zaman kaybının önüne geçerek daha başarılı bir yönetim anlayışını kökleştirmek için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini hayata geçirmek için Erdoğan ve Bahçeli arasında mutabakata varılmıştır.

Bu mutabakat gereğince ilgili anayasa değişiklikleri halkımızın çoğunluk oylarıyla hayata geçirilmiştir.

—Yeni sistemde Erdoğan’ın ısrarlı talebiyle partili Cumhurbaşkanlığı yer alırken karşılığında Bahçeli’nin destek verişinin kanaatimce en büyük nedeni olan 50+1 şartı hayata geçirilmiştir.

Tek başına bir partinin yüzde ellinin üzerinde oy almasının geçmiş seçim sonuçlarına bakıldığında nadiren elde edilmiş bir başarı olduğu görülmektedir.

Demokrasi tarihimizde bir partinin yüzde ellinin üzerinde oy alması sadece birkaç kez görülmüştür.

50+1 ile Cumhurbaşkanının belirlenmesi için seçimin iki parti arasında geçmesi veya birden fazla partinin uzlaşarak ittifakla seçimlere katılması zarureti vardır.

Ülkemizde maalesef siyasi partiler, aralarında demokratik bir temas kültürünü hayata geçirmek yerine derin uçurumları olan keskin bir rekabet zemininde siyaset yapmayı tercih etmişlerdir.

50+1 bu yıkıcı rekabeti ortadan kaldırmak için muazzam bir imkan sağlamakta siyasette yumuşamayı temin etmektedir.

Yeni sistemin en önemli mahsurunun “Partili Cumhurbaşkanlığı”nın, görevi yasama ve denetimle sınırlanan TBMM için nasıl bir vesayet odağı haline geldiği herkesin kabul ettiği bir husus olmuştur.

—Elbette yeni sistemin düzeltilmeye ihtiyaç duyulan denetim mekanizmasının yetersiz ve fonksiyonsuz olması gibi daha başka kusurları mevcutken “siyasi çığırtkanların” seçimi kazanma uğruna sistemin taşıyıcı kolonunu yıkmak istemelerinin gerçeğe dönüşmesi büyük kargaşaya neden olacaktır.

—Tekraren ifade eldim ki 50+1 Cumhurbaşkanlığı sisteminin vazgeçilmesi mümkün olmayan şartıdır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tüm kusur ve eksiklerine rağmen ülkemizin tarihin en zor ekonomik ve sosyal sonuçlar doğuran pandemi sürecini, dünyada emsali görülmemiş bir başarıyla atlatmasını sağlamıştır.

Ayrıca hain paralel devlet yapılanmalarıyla da mücadelede başarılı olunmasına imkan veren yeni yönetim sistemimiz olmuştur.

—Bu gerçekler ortada dururken yeni sistemin işleyişte görülen eksik ve yanlışları söz konusuyken meşruiyetinin ve etkinliğinin yegane dayanağı olan 50+1 şartını daha düşük bir oranla değiştirmek istemek şahsi ikballer uğrunu sistemi dejenere ederek ortadan kaldırmadan başka anlam taşımayacaktır.

Ayrıca şunu da belirtelim ki 50+1 başkanlık sistemlerinin vazgeçilmez özelliğidir ve dünyada daha düşük bir oran asla söz konusu değildir.

Kendileri ne derlerse desinler Çiçek ve Tayyar esas olarak muhalefetin sistem tezlerine destek vermektedirler, yani Cumhur İttifakı içindeki “Truva Atı”dırlar.

Sonuç olarak 50+1 şartının daha düşük bir oranla değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ortadan kaldırılmasına Sayın Bahçeli kesinlikle rıza göstermeyecektir.

Ahmet Orhan

ETİKETLER: , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.