DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Gök Gürültülü

secim sonucu imralıya nasil yansıyacak

166
A+
A-

15 – 20 gündür ne gelen vardı ne giden. Günde üç öğün sağlık muayenesi yapan uzman doktorlar da, miting havasında ziyarete gelen avukat ordusu ve akrabaları da gelmez olmuştu. İmralı yolu hiç bu kadar tenha olmamıştı. Artık gazeteler de getirilmiyordu. Suit odanın 105 ekran televizyonu da hiç bir kanalı çekmiyordu gayrı.

Cep telefonunun alınması neyse de, İnternetten canlı görüşme yaptığı bilgisayarın da odadan götürülmesi kötü olmuştu. E-postalarına da bakamıyordu. 15-20 gündür gazetelerdeki köşeleri de “başyazısız” kalmıştı.

Çift kişilik ortopedik döşek, kuştüyü yastık, yün yorgan, el dokuması duvardan duvara halı, tablolar, envai çeşit parfüm, koşu aletleri, çalışma masası, masaj ve dinlendirme koltukları, viskiler, rakılar, şaraplar, örgüt dokümanları, kitaplar… Hiç biri yoktu artık

Odası yeniden düzenlenmişti. Bir iskemle, tahtadan ranza, samandan döşek, çaputtan yorgan ve yastık… Pencereden ışık da gelmiyordu artık. Kuşsütü dâhil binbir çeşit lezzet dolu kral sofraları da yoktu.

Bir kaç haftadır İtin yalı, çanak içinde kapı altından veriliyordu.

Jakuzili küvet kaldırılmıştı.

Nöbetçi askerlerin bakışları bile değişmişti.

İmralı’da lüks hayat bitmişti. Korku dağları üzerine üzerine geliyordu. Uykuyu durağı yitirmiş, yalını bile yiyemiyordu. Ayazda kalmış it kırması gibi titriyordu.

Yağlı urganın soğukluğunu hiç bu kadar hissetmemişti boynunda. Uykuya daldığında, katlettiği bebekler tarafından parça parça edildiğini görüyor, çığlıklarla uyanıyordu. Hele o Başbağlar’da tandıra atıp yakılan, karınları deşilerek katledilen yaşlı nineler, aksakallı dedeler, beşikteki bebekler yok muydu? Kâbus gibi üzerine çöküyor dehşete düşürüyorlardı bebek katilini. Yola döşediği mayınlar sanki bir bir içinde patlıyordu. Gözünü kırpmadan katlettiği silahsız 33 Türk askeri aklına geldikçe korkusu bin kat daha artıyordu.

Keşke bu kadar Türk öldürmeseydim diye düşündü kendi kendine. Aklına batılı dostları geldi birden. Kendi suçu olmadığını düşündü bir an. Öyle ya batılı dostları “Ermeni ve Rumların 1900’lü yıllarda katlettiğinden fazla Türk katletmezse, Kürdistan kurmasının mümkün olmadığını” söylememişler miydi?

Yaptığı tüm vahşet ve katliamlar gözünün önünden gitmiyordu. Ah o katlettiği bebekler yok muydu? Hepsi birer Mehmetçik olmuş, süngüleri ile etinden parça parça koparmaları yok muydu, buna dayanamıyordu.

Kâbuslardan gözleri faltaşı gibi büyümüş, adeta AIDS’li bir hastanın son anlarındaki hale gelmişti.

Yakalanıp Türkiye’ye getirilirken bile bu kadar korkmamıştı. Öyle ya o dönemin iktidarı insan haklarına saygılı idi ve idam’a karşıydılar.

Ya şimdikiler? İdam yasasının kaldırılmasına ta o zaman sadece Türk Milliyetçilerinin hayır oyu verdiğini düşünmesi bile boynundaki urganın soğukluğu artırmaya yetiyordu.

Hâlbuki İmralı malikânesinden terör örgütünü yönetmek, Kandil dağından yönetmekten rahattı.

Malikânedeki rahatının bittiğini anlaması, ürpertisini bir kat daha artırdı. Sonunun geldiğini hissediyordu. Koku alma duyusu en gelişmiş canlı türü köpek değil miydi?

İmralı iti kokuyu en iyi alabilen cinstendi. Ölüm kokusunu bütün hücreleri ile hissediyordu.

***

Yukarıda yazılanlar 2011 seçimlerinde MHP’nin iktidara gelmesi durumunda İmralı’daki bebek katilinin kaçınılmaz akıbetini göstermektedir.

Şimdi de AKP’nin yeniden iktidar olması durumunda İmralı’daki bebek katilinin kaçınılmaz kurtuluşunu yazalım.

***

AKP seçimi kazanırsa; Bebek katiline söz verdikleri gibi, önce kısa bir “ev hapsi”, ardından da milletvekili yapılacak. AKP’nin hazırladığı yeni anayasa gereği Doğu Eyaleti başbakanı “Sayın Öcalan” olacak.

***

Ya AKP’ye oy verip Türkiye’nin parçalanmasına ve iç savaş çıkmasına katkı sağlayacaksınız veya MHP’ye oy verip Türk Milleti’nin düşmanlarını bir kez daha denize dökeceksiniz.

Tercih sizin.

“Yok canım, abartmışsın” diye ampullük yapma ihtimali olanlara da, “8 yıl önce konuşulmasının bile mümkün olmadığı konuların şimdi AKP sayesinde rahatlıkla dillendirildiğini” hatırlatmakla yetiniyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.