DOLAR 5,8814
EURO 6,5193
ALTIN 281,3
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Sarı öküz

27.12.2013
52
A+
A-

Sayın başbakanın 11 yıldır ülkeyi tek başına yönettiğini ve bugün yaşanan her şeyin tek sorumlusunun bizzat kendileri olduğunu unutup, ortalığa saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarını çetelere, dış güçlere, faiz lobilerine yükleme gayreti karşısında söyleyecek söz bulamıyoruz. Özellikle cemaate karşı amansız bir mücadele başlattılar. Bir taraftan an ağır cümlelerle suçluyor, diğer taraftan bürokraside, hatta hükümette cemaate yakın isimleri devre dışı bırakıyorlar. Oysa, çok kısa süre önce bizzat sayın başbakan, “ne istedilerse verdik” diyerek, aralarında nasıl bir işbirliği olduğunu itiraf etmişti. Bugün güvenmeyip görevden aldıklarının, hatta hedefe koyup ağır ve sert şekilde suçladıklarının daha önceki icraatlarını büyük başarı saymış, ödüllendirmiş ve övmüştü.

Geçmiş peşinizi bırakmaz

Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yaşananları bu millet ibretle izledi. Yalçın Akdoğan’ın şimdi çıkıp, “milletin ordusuna komplo düzenlediler” demesi, bizzat sayın başbakanın “yargıda ve yürütmede çeteler var” itirafı, bugüne kadar yapılan bütün icraatlarla birlikte, yargı kararlarını da tartışmalı duruma getirmiştir. Bunun bir takım hukuki sonuçları da olacaktır. CHP’nin eski genel başkanı sayın Deniz Baykal’a düzenlenen kaset operasyonu, 2011 seçimleri öncesinde tamamen seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik olarak MHP’nin bel altı rezilliklerle hedefe konulmak istenmesi karşısında, sayın başbakanın yaptığı değerlendirmeleri de bu millet unutmadı. Başbakanın bugün söylediklerini boşa çıkaran şey, geçmişte bizzat kendi icraatları ve sözleridir. Duruma göre vaziyet alma bir ustalık olsa da, ne sicili, ne gerçeği değiştiriyor. Sayın başbakan bütün bu yaşananlar karşısında nerede yanlış yapıldığını merak ediyorsa, dönüp bugüne kadar yaptıklarına ve söylediklerine bakmalıdır. Bu noktada akla hemen sarı öküz hikayesi geliyor.

Hikaye malum

Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

Topal Aslan, öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilerle tatlı dille konuşmaya başlamış: “Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz’de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.”

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz’ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış. Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk’u istemişler:

“Gördünüz mü ne kadar barışseveriz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp barış içinde yaşamaya devam edelim.”

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk’u teslim etmiş, Benekli Öküz yine karşı çıkmış. Ama ne fayda! Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş. Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahaleye ederek “verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can veren öküzlerden geriye Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış. İçlerinden biri liderlerine, “Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa vaktiyle ne kadar güçlüydük” diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz’ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli “Biz” demiş, “Sarı Öküz’ü verdiğimiz gün kaybettik.”

İlahi adalet

Sayın başbakan siz, hukuki geçerliliği çok tartışmalı olan belgelerle insanların mağdur olmasını, “bırakın yargı görevini yapsın” diye değerlendirirken, yatak odalarına girilmesini, “ne özeli, genel bunlar genel” diyerek, ahlak dersi vermeye kalkışırken kaybettiniz. O gün söylediklerinizle bugün yapılanlara yol vermekle kalmadınız, cesaret ve geçerlilik kazandırdınız. Buna bir de Ofer olaylarını, Deniz Feneri vahametlerini ekleyin. Şimdi kime neyi şikayet ediyorsunuz?

İlahi adalet işte böyle bir şeydir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.