“Sanat Evrenseldir” Söylemi Arkasında Bölücülere Sahip Çıkmak

“Sanat Evrenseldir” Söylemi Arkasında Bölücülere Sahip Çıkmak
17.11.2018
A+
A-

Sanat; bir ulusun tarihsel, kültürel, siyasal birikiminin estetik bir biçimde dışa vurumudur. Sanat farklı bir ifadeyle TDK’da “Duyguların anlatımında kullanılan yöntemlerin tümüdür. ” şeklinde tanımlanmış.

Aynı zamanda sanat, insanın kendini ifade etme yollarından biridir.Yani müzik, resim, güzel sanatları kapsayan bütün alanlar bir konu, içerik, tema taşır. Konunun girişinde de ifade ettiğimiz gibi bu tanımların hepsi, bir ulusun tarihsel ve kültürel yapısına göre şekillenir ve o ulus içerisinde yer alan bireyin kendini özgün bir ifade ediş biçimi olur.

Sanat bu yönüyle milli kültürün bir yansıması; o milletin dilsel, tarihsel ve hatta dinsel ilişkileri bütününün ifade ediliş biçimi olarak karşımıza çıkar. Pek tabi bir ulusun kültürü, başka uluslar tarafında da beğenilebilir veya kimi durumlarda başka bir ulusal kültüre sahip de çıkılabilir. Ancak bu bile “sanat evrenseldir” uydurmacasına gerçekçi bir zemin sunamaz. Çünkü bir sanatın evrensel olabilmesi için ulusların kültürünün ortadan kalkması, ulusal sınırların silinmesi daha ileride ulusların, kendi milli özelliklerini yitirmesi lazım gelir. Çünkü “evrensel” kelimesi, ilgili düşüncenin “evrenin bütününü ilgilendirmesi, evrenle ilgili olan, hiçbir istisna kabul etmeyen anlam” ifade etmesi gerekir.

Evrensellik Türkçe Bilgi Sayfası’nda şu kelimelerle anlatılmış : “Buna göre, bir düşünce, ilgili tüm insanların, onun doğruluğunu teslim etmesi anlamında evrenseldir.”

Sanatın dallarından biri olan müzik, yukarıdaki tanımların toplamına en uygun olan alandır. Çünkü kullanılan dil, enstrüman, ezgi bir milletin kültürünü ifade edeceği gibi, o millete olan düşmanlığı da ifade eder. Çünkü sanat olarak tanımlanan “evrensel” kavram, aynı zamanda ideolojik, politik yapının da dışa vurumudur.

Şimdi durup dururken sanat konusuna neden girdim? Ve neden uzun uzun tanımlara başvurdum? Çünkü son dönemde “estetik” ve “evrensel” tanımlardan yola çıkarak, Türk ulusuna yönelik düşmanlığı sinsi bir biçimde sürdüren birey ve gruplar, örtülü propaganda yöntemine başvurarak, bu düşmanlığı “zararsız” bir şekilde ifade etme yöntemine başvuruyor. Bu durum genelde müzik – şiir alanında kendisini ortaya koyuyor. “Dünya görüşünü benimsemiyorum ama, adamın sesi güzel.” , “Kendisini sevmem ama aşk şiirleri çok güzel” söylemlerini çok sık duyar olduk.

Türkiye’de Türk ulusunun menfaatlerini savunan bir bireyle, milli varlığa düşman olan akımlarda yer alan bir bireyin dünyaya, Türk ulusuna, Türk diline bakış açısı aynı olabilir mi? Olamaz.
Başka bir ulusa ait estetik bir çalışmayı beğenmek belki “evrensel” bir bakış açısıyla mümkün olabilir. Örneğin bir bebek resmi, bir doğa fotoğrafı örtülü bir mesaj içeriği taşımıyorsa, elbette beğenilebilir. Ancak bir ulusa yönelik düşmanlık içeren propaganda müziği, belki hedef alınan ulusa ortak düşmanlık besleyen kimseler tarafından beğenilebilir ama hedef alınan ulus tarafından bu çalışmanın beğenilmesi mümkün değildir.

Özellikle kimilerince “önemli” olarak addedilen günlerde “içimizde” yer aldığını iddia eden ancak “dahili” düşmanların simgesi haline gelen bölücü sazcının sevenlerinin bir bir ortaya çıkması, dost görünümlü hainleri tanımamız açısından öğreticidir.

Söz konusu şahıs öyle estetik kaygılara dahi girmeden “APO’yu özledim”, “Apocuyuz sonuna kadar.” sözleriyle “beste” yapıyor, bölücü terör örgütünün açtığı kucakta kendisine “sıcak bir aile ortamı” sağlıyorsa aslında “Sanat Nedir?” veya “Sanat Evrensel midir?” sorularına burada yanıt aramaya gerek yok. Yukarıdaki tanımlara başvurmamın nedeni, bölücülerin sazcısı olan bu şahsı sahiplenenlerin bir kısmının konu hakkına bilgi sahibi olmadığını düşünmek oldu. Ancak konuya hakim olan kimi “içimizdeki şeytanların” , bile – isteye bu sazcıya sahip çıkmasını, sadece bilgi yoksunluğu olarak yorumlamamızı kimse beklemesin. Bu durum “estetik” kaygılarla bölücü propaganda yapan odaklara çanak tutmaktan başka hiçbir şey değildir.

Fakat yine yukarıda yaptığım tanımdan yola çıkarak konuyu sonlandıralım. “Çünkü kullanılan dil, enstrüman, ezgi bir milletin kültürünü ifade edeceği gibi, o millete olan düşmanlığı da ifade eder. Çünkü sanat olarak tanımlanan ‘evrensel’ kavram, aynı zamanda ideolojik, politik yapının da dışa vurumudur. ”

Ne diyelim “Apo’yu özleyen” leri hayırla yad edenler , Apo’yu özleyenleri, özlemeye devam etsin. Ancak bu şahıslar bir zahmet kendilerine Atatürk’ü ve milli değerlerimizi paravan yapmasınlar. Sizin omurgasız tutumunuzdan doğan sonuçları, Atatürk’e gerçekten sahip çıkan ve milli değerlerimiz gerçekten savunan kuvvetler temizlemek zorunda kalıyor.

Mithat AKAR

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.