Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

SAMSUN’DA İLKADIM

SAMSUN’DA İLKADIM
13.07.2020
A+
A-

9 Ağustos 2020 tarihinde Samsun’un İLKADIM ilçesinde yapılacak olan kongre ile başlayacak olan olağan kurultay öncesi Milliyetçi-Ülkücü Hareket yeniden bir heyecanlanma işaretleri veriyor.

Tarih boyunca Türk Milleti için divan, meşveret, istişare ve kongreler gelecek hakkında ipuçları vermiştir.

Söz konusu toplu düşünme, tartışma ve karar verme faaliyetlerinin yerinde ve isabetli olması aydınlık geleceğin alameti, kısır çekişme, çatışma ve sen-ben kavgalarının mevcudiyeti ise felaket ve çöküşün habercisi olmuştur.

Danışma, meşveret, divan ve kongrelerin gerçek fonksiyonlarının dışında tutulması ise dava adamlarının ve serdengeçtilerin dağılıp savrulmalarıyla neticelendiği su götürmez bir hakikattir.

Şurası kesin ki 14 Mart 2021 tarihinde yapılacak olan MHP Büyük Kongresi de Türk Milliyetçisi-Ülkücüler arasında heyecan ve memnuniyet yaratmıştır.

Günümüzdeki gelişmeler siyasetin giderek merkezileşip neredeyse sadece Ankara’da yapılır hale gelmesi, taşradaki teşkilatların ve parti mensuplarının siyasete katılımının çok düşük seviyelere inmesiyle sonuçlanmıştır.

Tüm partiler için geçerli olan bu durum avantaj ve dezavantajları aynı oranda bünyesinde barındırmaktadır.

Merkezileşmeyle partilerin görüşlerini tek elden ifade edilerek farklı düşüncelerin aynı parti içinde olmasının yaratacağı kafa karışıklılığının önüne geçilmektedir.

Dezavantajlardan birine örnek vermek gerekirse, kimi zaman parti mensuplarının söz konusu düşüncelere inanması ve sahip çıkması sağlanamaması belli başlı olanlardandır.

Bu konu, üzerinde daha fazla tartışmaya değer bir husus olmakla birlikte kongreler, fikir ve söylem birliğini sağlamak suretiyle siyasi partilerin varlığı için vazgeçilmez olan üye ve taraftarların aynı çatı altında ortak hedefe enerjiyle yönlendirilmesini mümkün kıldığını tespit etmekle yetinelim.

 

Her Büyük kongre öncesinde görmeye alıştığımız gibi Milliyetçi Hareket Partisini karıştırıp, zaafa düşürecek arayışların da hız kazandığına şahit olmaktayız.

Milliyetçi Hareket Partisi kurulduğu 1969 yılından itibaren devlet-millet hayatımızda sayılarla oluşan maddi ağırlığının çok üzerinde belirleyici etki yaratan bir siyasi hareket olmuştur.

Hatta rahmetli Başbuğ 1966 senesinde Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in hastalık sebebiyle görevden alınması sonrası TBMM’de zamanın Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay’a rakip olarak Cumhurbaşkanı adayı olmuş ve ancak 11 oy almasına rağmen Türk Milliyetçilerinin siyasette yeni bir dönem başlattığının işaretini vermiştir.

9 Işık Doktrini duyurulması ve yeni yapılanma sonrası Başbuğ Türkeş, 12 Ekim 1969 tarihinde yalnız ve 14 Ekim 1973 tarihinde yapılan genel seçimlerde 2 arkadaşıyla birlikte devlet yönetimine ağırlığını koymuştur.

Yakın tarihin bundan sonrası bakımdan herkesin malumudur.

1997 yılında seçilmiş ikinci genel başkan olarak MHP’nin başına geçmiş olan Dr. Devlet Bahçeli 1999 seçimlerinde ortaya koyduğu büyük başarı sonrası ve çalkantılı günlerde sükunet ve kararlılığıyla “Bilge Lider” olarak Türk Milliyetçiler-Ülkücüler ve milletimiz nezdinde kabul görmüştür.

Bu başarı ve kabule rağmen tıpkı Başbuğ gibi Bilge Lider de fitne, komplo ve tezviratın hedefi olagelmiştir.

MHP’nin hikayesi Türk Devletinin tarihi yolculuğunun neredeyse bire bir aynıdır.

İhanet odakları ve işbirlikçileri tuzak ve komplolarına ara vermeden devam etmiş, kılık değiştirerek yenilerini eklemişlerdir.

MHP içine yönelik en gözde propaganda vasıtası hep kutsal değerlerimiz olmuştur.

Bunların başında kurucu liderimiz Başbuğ Türkeş en çok ilgi gören figür olmuştur.

Başbuğ’un fitne için nasıl kullanıldığına dair örnek verecek olursak onun resim ve sözlerinin arkasına gizlenmiş şer emellerden bahsetmek yeterli olacaktır.

2.Genel Başkanımız, 1999 yılından buyana başarıyla görev yapmasıyla Türk Milletinin gönlünde haklı olarak “devlet” gibi güvenilen bir siyaset ve devlet adamı olmuştur.

Bu kadar itibar görmesine rağmen, ihanet odakları tarafından Sayın Bahçeli göz ardı edilip dolaylı olarak bir anlamda itibarsızlaştırılmak suretiyle hedef haline getirilmek istenmektedir.

Sadece kurucu ve ebedi liderimizi ön plana çıkaranlar doğrudan hedef alamadıkları Hareketin Liderini görmezden gelip kin ve öfke kusmaya devam etmektedirler.

Ülkücülere tavsiyem iradesi başkalarının elinde olan bu şahsi menfaat peşinde olanlardan uzak durmaları ve aralarına almamalarıdır.

 

KONGRELER

Kongreler fikirlerin konuşulup paylaşıldığı platformlar olmakla birlikte yönetenlerin, delege ve temsilcilerin seçildiği organlardır.

Kısacası seçim ana fonksiyonlardan biridir.

Seçim varsa yarışma vardır.

Yarışma varsa da rekabet ve birden fazla aday olması da normal ve beklenendir.

Rekabetin, yarışmanın olmadığı yerde seçime ihtiyaç yoktur.

Orada sivil hareket değil devlete benzer sadece atamalı bir yapının olduğunu kabul etmek gerekir.

Kamuoyunda kabul görecek sayılarda ve centilmenlik içindeki yarışmalı ortamlar dava partileri için en sağlıklı olandır.

Bu nedenle özellikle halen makam işgal etmekte olanlar tarafından açıktan veya kulaktan kulağa yayılan birden fazla adaylı kongrelerin istenmediği dedikoduları MHP’ye güç kazandırmaz bilakis dava adamlarının şevk ve heyecanlarını azaltır.

Bu türden söylemler sadece birilerinin tatmin olmasını sağlarken harekette kalıcı tahribatlar, en azından kırgınlıklar yaratır.

Eleştiri olmadan çoğunlukla doğru bulunamaz.

Doğru bulunamaz ve doğru yol tutulmazsa da menzile varmak mümkün olamayacak demektir.

Temel prensiplerde olabildiğince geniş bir zeminde buluşmak suretiyle samimiyetle ortaya konacak eleştirilerin kıymeti bilinmeli ve mutlaka hayata geçirilerek istifade edilmelidir.

Doğru ve güzelde samimiyetle buluşanlar Milliyetçi-Ülkücü Hareketin ve aziz Türk Milletinin önün açacak Türkiye’yi aydınlık istikbale taşıyacaktır.

Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin!

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!

 

Ahmet Orhan

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.