DOLAR 5,8582
EURO 6,5265
ALTIN 281,0
BIST 93.237
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Recep Tayyip Erdoğan Pkk’ya Hangi Garantiyi Verdi?

31.07.2013
59
A+
A-

İsmail ÖZDEMİR

AKP ülke idaresinin kontrolünü kaybetmiş durumda. Ve hatta kendi kontrollerini dahi sağlayamıyorlar. Terörist başı ve PKK’ya karşı kendilerini öyle mecbur hissediyorlar ki… Düşünmemek elde olmuyor, acaba terörist başı ve PKK’ya beraber yürüdükleri yolda garanti olarak ne verdiler ve neden cayamıyorlar diye.! Kim bilir belkide “Başbakan Erdoğan imzalı bir belge” bugün terörist başı ve PKK’nın elinde bulunuyordur. Ne belgesi diye zahmet edip yorulmayın. Türkiye’nin PKK’ya teslimiyeti belgesi!

Buraya kadar ki bölümü okuyup “olmaz öyle şey” diye itiraz edenler olabilir. Cevap vereyim, yaklaşık 9 ayı bulan AKP-PKK ortaklığında yaşanan gelişmeler başka bir sonucu işaret etmiyor ne yazık ki. AKP tarafından adına “süreç” denilerek çıkılan yolda terör bitmeyip, PKK tükenmeyip daha da güçlenmişse, terörün çözülmesi gerekirken PKK’ya olan katılım rekor seviyeye ulaşmışsa, dağlardaki PKK varlığı bir çırpıda şehir merkezlerinde de kendisini göstermişse, PKK şehir merkezlerinde kendi asayiş birimlerini kurmaya başlamışsa, “barış” gelecek söylemi başlangıçta herkesin hoşuna gitmişken bugünlerde “özerklik” gibi “bölünme” yöntemleri konuşuluyorsa ama en önemlisi her lafa, her söze cevap yetiştirme gibi bir rahatsızlığı bulunan “Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarı bu gelişmelere gıkını dahi çıkaramıyorsa” demek ki ortada AKP’nin elini kolunu bağlayan ve kendisini mecbur eden birşeyler bulunmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan gibi “siyasi menfaat” kaygılarını egosu sebebiyle sürekli herşeyin üzerinde tutan bir isim PKK ile yürütülen ortaklıkta “siyasi hayatıma mal olsa dahi” türünden cümlelerle geri “dönemeyeceğini” açıklıyorsa zaten durup düşünmek gerekir. Buna bir de Bülent Arınç’ın geride bıraktığımız hafta söylemiş olduğu “başka çaremiz olmadığı için bu yoldayız” türünden açıklamasını eklediğinizde “ne mecburiyetiniz var?” diye eminim hepinizin sorası geliyor…

Ve en önemli son günlerde giderek artan bir sesle, bir yandan PKK’nın Kandil kadrosundan, diğer yandan BDP’den “terörist başının yeniden yargılanarak serbest bırakılması gerektiği” çağrılarının dillendirilmeye başlanmış olması da AKP’nin kontrolü artık sağlayamadığının göstergesi oluyor.

PKK’nın Kandil kadrosunun önde gelen elebaşlarından olan Sabri Ok’un “bebek katilinin 15 Ekim’e kadar AKP’nin adım atmaması halinde ateşkesin bozulacağı mesajını ilettiğini” söylemesi ve bu adımdan kastında “bebek katilinin İmralı’dan salıverilmesi” olduğunu da ısrarla hatırlatması PKK’nın ne derecede rahat bir şekilde hareket ederek, “neyi istersem onu tamda istediğim gibi yaptırırım” mantığının birer ürünü olarak karşımızda duruyor.

Öyle anlaşılıyor ki İmralı’daki terörist başı da bu işin kodlarını çoktan çözmüş durumda ki, ulaşabildiği herkes aracılığı ile aynı çağrıyı yaptırıyor. Bu tavrını son olarak geride bıraktığımız gün kendisini İmralı’da ziyaret eden kız kardeşi aracılığı ile sürdürdü. İmralı’dan çıktıktan sonra kız kardeşinin yaptığı açıklamasında “Barış süreci böyle olmaz. Böyle olursa ben elimi çekerim oturur seyrederim’ dedi. Canı sıkılmış. ‘Ben bundan sonra bu barış sürecinden geri çekilirim’ dedi” şeklindeki ifadelerle kamuoyuna verdiği mesajda, terörist başının AKP’ye “artık beni buradan çıkarmak zorundasınız” dediği anlaşılıyor.

İşin özü yukarıda da örnekleriyle açıklamaya çalıştığımız gibi PKK’nın AKP’yi her yönüyle avucunun içerisine almış olduğunu görmesi. PKK, AKP’nin kendisine mecbur olduğunu, AKP’nin varlığının sadece kendileri neyi isterse o şekilde yön alacağını düşünmekle birlikte, birçok gelişmeyle beraber tecrübe de etmiş durumda. Ve şimdi bu dönemi tümüyle fırsata dönüştürmenin planını yürütüyor.

Diğer yandan Türkiye’yi özerk bölgelere ayırma çabaları bundan sonra hız kazanacağa benziyor. BDP’li Selahattin Demirtaş’ın özerklik talebinde bulunduğu ve “Türkiye 20-25 bölgeye ayrılabilir” ifadesine yer verdiği açıklamasında AKP’nin özerklik modelini seçmesi ve ülkenin artık bu şekilde idare edilmesi gerektiğini söylüyor.

Terörist başının AKP’nin hazırlayıp uygulamaya koyduğu “4. Yargı Paketi çerçevesinde yeniden yargılanıp” akabinde serbest kalması, idari olarak özerkliğe geçilmesi, PKK’nın kendi kendini yönetmesinin sağlanması, sınırlarımızın yanı başında cereyan edecek Irak’ın kuzeyi benzeri oluşumlara ses çıkarılmaması hatta Türkiye tarafından desteklenerek teşvik edilmesi başımızdaki tezgahın ana başlıklarını gözler önüne seriyor. Son adımda ise “dört parçalı ve birbirinden ayrı olan bu ‘özerk yapıların’ birleştirilerek sözde Kürt devletinin ilan edilmesi” geriye kalıyor.

Bu gelişmelere bakarak AKP’nin Türkiye’yi götürdüğü yerin felaketin merkezi olduğunu söylemek gerekir. Türk Milleti’nin bu gidişata acilen dur demesinin vakti geldi de çoktan geçiyor bile…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.