Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

RAKAMLARIN DİLİ

RAKAMLARIN DİLİ
12.01.2020
A+
A-

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan yeni yılın ilk mesai gününde 2019 yılına ait dış ticaret verilerini açıkladı.

Yaptığı açıklamaya göre ihracat bir önceki yıla göre

% 2.04 oranında artışla 180 Milyar 468 Milyon dolar,

İthalat ise % 9 oranında azalışla 210 Milyar 394 Milyon dolar oldu.

Dış ticaret açığı ise yaklaşık % 45 azalışla yine yaklaşık 30 Milyar dolar olurken toplam Dış Ticaret Hacmi de % 4,21 azalışla yaklaşık 391 Milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

 

Yukarıda paylaştığım Dış Ticaret rakamları üzerine konunun uzmanlarının ve akademisyenlerin söyleyecek sözleri elbette vardır.

Ülkemizin gündemindeki önceliklerden fırsat bulunursa kamuoyu ile paylaşılacaktır.

 

Uzmanların geniş değerlendirmelerini beklerken bizimde rakamlardan anladıklarımızı ortaya koyalım.

Türkiye, 2002–2013 yılları arasında giderek artan ve 2013 yılında 251 Milyar 663 Milyon dolar ile zirve yapan ithalatla büyüme modelini şartlar gereği bu tarihten sonra terk ederek tedricen dış ticaret açığını azaltma yoluna gitmiştir.

2015 yılında rekor azalışla ithalat 207 Milyar dolar seviyesine gerilemiştir.

Ülkemizin 15 Temmuz ihanet kalkışmasının süregelen etkileri ve bölgesel sorunların da artmasının yarattığı olumsuz gelişmeler sonrası toplam dış ticaret hacminde azalmanın oluşmasına sebep olmuştur.

Önce kötüyü ortaya koymuş olduk ama o kadar da enseyi karartmayalım.

İyi gelişmeler de var.

2019 yılı ihracat açısından rekor yılı olmuştur.

Tüm olumsuz gelişmelere ve göstergelere inat ihracatımız bir önceki yıla göre artmaya devam etmiş 180,5 Milyar dolarla rekor kırmıştır.

Bu surette 2011 yılıyla mukayese ettiğimizde 135 Milyar dolar olan ihracatımızda 45 Milyar dolar artış olurken ithalatımızın ise 241 Milyar dolardan 30,5 Milyar dolar azalmayla 210,5 Milyar dolara gerilediği görülmektedir.

Netice olarak ülke ekonomisi ithal yükü azalırken ihracatla büyüme yaşamaktadır.

 

Gerek ihracat artışı gerekse ithalattaki azalış memnuniyet verici bir durumdur.

Dış ticaret rakamları açısından durum böyleyken ne yazık ki kişi başına milli gelir 10500 dolardan 9000 doların altına gerilemiş durumdadır.

Gelir dağılımındaki adaletsizlikleri bir tarafa bırakacak olursak vatandaşlarımız açısından hayat şartlarındaki olumsuzlukların göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştığı görülecektir.

Hükümet ekonomideki kötü gidişi önlemek için ciddi çalışmalar yapmış ve daha kötüye gidişin önüne geçmiştir.

Çok şükür temel ihtiyaç maddelerinden refah ürünlerine kadar Türkiye’de hiçbir şeyin yokluğu söz konusu değildir.

Faizler aşağıya doğru gidişini sürdürmekte bazı kredi ürünleri itibariyle % 10’un altına, hatta % 5’in altına iniş yaşanmaktadır.

Her ne kadar özel bankalar başlarda ayak sürümüş olsalar da onlarında direnci büyük oranda kırılmış durumdadır.

 

Yaşanan tüm güzel şeylere rağmen sayıları 12 Milyona yaklaşan emekliler 4 Milyonu bulan memurlar ve işçiler, köylüler, çiftçiler zor durumda yaşamaya devam etmektedir.

Onlar zorda olunca tüm desteklere rağmen küçük esnaf ve sanatkarlarımızın da dara düşmesi kaçınılmazdır.

 

Dış ticaretteki yaşanan güzelliklere rağmen geniş toplum kesimlerinin mutsuzluğunun nedeni malumdur, gelirlerinin yetersizliğidir.

 

Netice olarak tüketim mallarına talep azalmış, tüketim malları üretimi de gerilemiştir.

Bu durumda en süratli sonuç getirici tedbir bellidir.

Emekliler dahil tüm ücretlilerin ücretleri gerçek enflasyon rakamları üzerinde arttırılmalı, çiftçilerimiz ürünleri üzerinden reel olarak desteklenmelidir.

Bunlar gerçekleştirildiğinde görülecektir ki iç talep artacak esnaf ve sanatkarımızın da yüzü gülecektir.

İç talebin artması aynı zamanda işsizlik rakamlarını da olumlu olarak etkileyecektir.

Eğer iç piyasaya yönelik düzenli bir talep yaratılamazsa işsizlik rakamlarında büyük düşüşlerin kısa vadede yaşanması mümkün gözükmemektedir.

 

Bahsettiğimiz toplum kesimlerinin bu surette desteklenmesi ayrıca gelir dağılımında yaşanan dengesizlikleri de kısmen ortadan kaldıracak daha adil bölüşen bir toplum yaratmamızın da zemini hazırlanmış olacaktır.

Sonuç olarak demem o ki, Türk milleti Sayın Cumhurbaşkanından hakkı olan bir ”jest” beklemektedir.

 

Ahmet Orhan

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.