DOLAR 5,7029
EURO 6,3758
ALTIN 277,1
BIST 99.172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Planı Yıllar Önce Yaptılar

31.05.2014
70
A+
A-

Ülkenin belli bir bölgesinden devletin çekilip, kontrolün tamamen bölücü teröristlere bırakılması tesadüf değildir. Bilerek ve isteyerek bu durum oluşturulmuştur. İmralı canisi ile AKP, bir elmanın iki yarısı gibidir. Biraraya gelerek tam bir bütünü oluşturuyor ve anlam kazanıyorlar. Bu tespitin itiraz edilecek, değiştirilecek tek bir harfi yoktur. Fazlası vardır, ama eksiği bulunmamaktadır. AKP’nin bütün siyaseti ve hatta geleceği bunun üzerine kurulmuştur. Gündem de, gelişmeler de buna göre şekillenmektedir. İmralı canisi ile yakınlaşmanın altında yatan şey ileri sürüldüğü gibi terörü bitirmek, huzuru getirmeyi hedeflememektedir. Çok daha eski, çok daha köklü ve çok daha kapsamlı ve çok daha planlı bir işbirliği kurulmuştur.

Kararı çok önce vermişlerdi

Hiçbir zaman gözden kaçırılmaması gereken bir belgeyi, bir defa daha hatırlatmakta fayda var. Başbakan Erdoğan’ın terör ve bölücülük konusunda da, Türkiye’ye öngördüğü akıbette mihenk noktası, 1991 yılında Refah Partisi İl Başkanı iken hazırladığı ve yayınladığı rapordur. Daha önce de belirttiğimiz gibi, o rapor da ne varsa, bugün kelimesi kelimesine o yapılmaktadır.Erdoğan, 18 Aralık 1991 tarihinde hazırladığı raporda yer alan görüşleri, bugün başbakan olarak çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda tekrarlamakta ve yol haritası olarak masasının üzerinde tutmaktadır. O raporda da Türk Milliyetçiliğini karalama ve MHP’yi aslı astarı olmayan şeylerle itham etme var, bugün yaptığı konuşmaların tamamında da aynı şeyler tekrarlanıyor. O raporda Türkiye’nin resmi ideolojisinin ırkçı olduğu belirtilmiş, devletin meşru güçlerinin PKK terörüyle mücadelesi, “Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma” yöntemi olarak tanımlamıştır. Başbakan bugün de aynı şeyleri söylüyor, söylemekle de kalmıyor gereğini yapıyor.Devlet ile PKK’nın çatışmasında kendilerinin devletçi bir safta görünmemesinin isabetli olacağı, PKK terörü konusunda devletin kullandığı bölücü, terörist ve ayrılıkçı gibi söylemlere dayanan resmi üsluptan uzak durulması, PKK terörü kadar, devlet terörünün de kınanması gerektiği o raporun ayrıntılarını oluşturuyor. Bugün AKP yanaşma ve beslemeleriyle birlikte PKK sözcüleriyle tam bir anlayış birliği içinde, neredeyse aynı cümleleri tekrarlayarak, bu yıkımı anlatmaya ve haklı çıkarmaya uğraşıyorlar.

Hiçbir şey tesadüf değil

O raporda devlet ve bölücü terör örgütü PKK, terazinin iki kefesine konulmuş ve aralarında hiçbir farkın olmadığı anlatılmıştır. Erdoğan eline geçen ilk fırsatta bu raporun gereğini yerine getirmek için harekete geçmiş ve bugünlere öyle gelinmiştir. Ne şehide “kelle”denmesi tesadüftür, ne de İmralı canisine “sayın” diye hitap edilmesi bir dil sürçmesidir. Ne Türkiyelilik nutukları boşunadır, ne de 36 etnik kimlik ayrıştırması rast geledir. İktidar olduktan sonra sıfırlanmış terörü yeniden canlandırmanın, ülkeyi kan gölüne döndürmenin, siyasi uzantılarına hareket alanı açarak meclise sokmanın, o raporun gereklerinin yerine getirilmesi için bilinçli biçimde tezgahlandığı, şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Beseleme ve yanaşmalar da bütün bu sürecin işlemesinde ve millete hazmettirilmesinde üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardır.

B ve C planları

Önce anaları ağlatarak ortamı hazırladılar, şimdi de “analar ağlamasın” diyerek, İmralı canisi ile kurdukları koalisyonu resmi ve legal hale getiriyorlar. Dağdaki katilleri de, meclisteki uzantıları da, İmralı’daki bebek katilin de son derece memnun, son derece keyifli ve son derece aktif. Habur rezillikleri, Oslo pazarlıkları, şerefli müzakereler tarihin unutmayacağı ve bir gün mutlaka hesabının sorulacağı kara sayfaları oluşturmuştur. İmralı canisi bugün bir parti genel başkanı, yattığı ada bir parti genel merkezine dönüştürülmüş durumdadır. Bebek katilinin her türlü imkan ve konforu sağlanmış, tek ve değişmez muhatap haline getirilmiştir. Bu caninin adadan çıkarıldığı, yatlarda gezdirildiği, 5 yıldızlı otellerde misafir edildiği dahi gazete sayfalarında yer almıştır.Yıllardır dağlarda yaşayarak, kan dökerek, ağır bedel ödeyerek yapamadıklarını masa başında kolayca elde ettiklerini görmeleri, bölücü hainlerin heves ve iştahlarını daha da arttırmıştır. Üzerinde anlaştıkları anayasayı kimin yazacağına bile bu cani karar vermekte ve ayrıntılarını dikte ettirmektedir. Sayın Başbakanın sözünü ettiği B ve C planlarını bu vahametler oluşturuyor olmalı.

Saflar netleşti

Gelinen noktada üzerinde uzlaştıkları şey, Türkiye’yi önce federasyona dönüştürmek, hain güruhuna rahat hareket edecekleri bir alan açmak, Türkü ve Türklüğü yok etmek, etnik gruplara ayırarak içinden çökertmek ve böylece parçalanmayı tamamlamaktır. Buna, İmralı canisini zaman içinde dışarı salıp, siyaset yapmasına izin vermeyi de eklemek gerekiyor. Başka türlü bebek katilini ikna etmenin imkansız olduğunu zerre kadar beyni olan herkes görüyor ve biliyor. Silah zoruyla yıllardır yapamadıklarını ve asla yapamayacaklarını gören ve artık neredeyse vazgeçme noktasına gelen bölücü güruh, şimdi çok mutlu ve çok heyecanlıdır. Onun için “bu fırsat kaçmasın” nutukları atıyorlar. Onun için ihanet güruhu bir seferberlik yürütüyor. Onun için her ağzını açan BDP-HDP’li “artık sıra hükümette” diyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri AKP’yi tam ve eksiksiz biçimde teslim almalarını daha da kolaylaştırıyor. Bu kadarını rüyalarında görseler inanmazlardı. İstedikleri ve hedefledikleri ne varsa fazlasıyla elde ediyorlar.Artık saflar netleşmiş ve kimin ne olduğu, nerede durduğu ve ne istediği ortaya çıkmıştır. Şimdi bütün mesele milletin bu ihanete ne diyeceğindedir…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.