DOLAR 5,6671
EURO 6,1890
ALTIN 274,2
BIST 101.940
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Hafif Sağanak

PKK’ya Boyun Eğen Akp Özerkliğe Kapı Araladı

03.10.2014
63
A+
A-

İsmail Özdemir

AKP iktidarının PKK karşısındaki yeni bir teslimiyetine daha şahit olduk.

Artık şüphe yok ki “süreç” denilen meselenin özü, sözde terörü sona erdirme adına PKK’nın talep ettiği ne varsa hayata geçirmektir.

Nitekim 30 Eylül 2014 tarihinde yapılan bakanlar kurulu toplantısında alınan kararlar bunun son belirgin ispatıdır.

Binlerce yıllık mazisi ve geleneği olan Türk devleti ne yazık ki teröristlerin elinde adeta kuklaya çevrilmiş durumda.

Başbakan ve bakan görünümlü kabinenin ipleri de zannedersiniz İmralı ve Kandil’in ellerinde.

Zira bu iki yer nereye çekerse AKP iktidarı oraya gidiyor, adımlarını da ona göre atıyor.

Takip etmişsinizdir, günlerdir güya AKP ile PKK arasında bir “ağız dalaşı” yürüyordu.

İktidar kanadından Yalçın Akdoğan Kandile sözüm ona “sert” mesajlar veriyor, Kandil ise “taleplerimiz yerine gelmezse ne yapacağımızı görürsünüz” diyordu.

Nitekim AKP karşısında bir kez daha PKK’nın dediği oldu.

Eylül ayının başından itibaren bölgedeki okulları yakıp yıkan, Türk bayraklarını indirip tahrip eden, Atatürk büstlerine saldıran, buna “paralel” olarak Kürtçe okullar açan PKK, bu eylemlerinin yanında AKP’ye 30 Eylül’e kadar süre tanıyıp taleplerinin hayata geçmemesi halinde çatışmaya başlayacaklarını ilan etmişti.

Bunu son olarak dillendiren de örgütün tepe isimlerinden olan Cemil Bayık’tı.

25 Eylül 2014’te Al Monitor’e konuşan Cemil Bayık “Biz onlara (AKP) süre verdik. Dedik ki Eylül sonuna kadar adım atmazlarsa savaş yeniden başlar” sözleriyle açıkça AKP’yi tehdit etmişti.

Bakın siz şu tesadüfe ki PKK’nın AKP’ye taleplerinin hayata geçirilmesi için tanıdığı sürenin son günü olan 30 Eylül’de toplanan bakanlar kurulu, sözde çözüm sürecine yönelik bazı yeni kararların alındığını, toplantı sonrası bilgi veren Bülent Arınç aracılığı ile duyurdu.

Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlar gereğince sözde çözüm süreci için iki ayaklı bir şemanın öngörüldüğü, bu amaçla da Çözüm Süreci Kurulu ile kurumlar arası izleme ve koordinasyon komisyonunun kurulacağı bilgisi verildi.

Bu açılamanın akabinde kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından da ilave olarak; “Mahmur’dan gelecek teröristlerin tıpkı Habur hadisesinde olduğu gibi soruşturulmaması, silah bırakan PKK’lıların siyasete girişleri ve hasta olduğu iddia edilen tutuklu haldeki PKK’lıların bırakılması” kararlarının alındığı da öğrenilmiş oldu.

Bu konuların hepsi özünde PKK’nın “müzakereye” aşamasına geçmek için sunduğu şartlardı.

İmralı’daki bebek katili de bunu daha önce çoğu kez ifade etmişti.

Hem Kandil, hem de İmralı “hasta haldeki tutukluların bırakılmasını, hakikatleri araştırma komisyonu kurulmasını, süreç denilen dönemin yasal güvenceye alınmasını ve İmralı’daki koşulların düzeltilerek buraya bir sekreterya ve danışmanlar verilmesini” müzakerelere geçmek için öncelikli şartlarından olduğunu söylemişlerdi.

Dolayısıyla PKK’nın tehditleri, AKP’yi bir kez daha “kolay yollardan” alt etmesini sağladı, dediğini de yaptırdı.

Dikkatinizi üzerine basarak bir kez daha çekmek istiyorum, bu girişimle Türk devleti PKK önünde diz çökmeye zorlanmıştır!

Bir diğer mesele ise Bakanlar Kurulu kararlarının yürürlülüğe girmesi ile birlikte, PKK’nin yine şart olarak koştuğu, terörist başının “baş müzakereci” olarak kabul edilmesi koşulunun da AKP tarafından “resmi” olarak önü açılmış bulunmaktadır.

Artık AKP iktidarı hangi kararı alacaksa, bu yolda görevli olan siyasi ve bürokratlar İmralı’daki terörist başını “resmi” olarak muhatap almadan ilgili adımları atmayacaktır!

Bu son derece sıkıntılı, hem hukuki hem de vicdani olarak asla kabul edilemeyecek bir girişimdir.

Kaldı ki AKP’nin ayrıca yerel yönetimlerle işbirliği adı altında, HDP’li belediyelerin içerisinde bulunduğu ve yine bizzat terörist başı tarafından kurdurulan Demokratik Bölgeler Partisi ile “ortak projeler” geliştirmesini de kararlaştırdığı görülmektedir.

Böylesi bir girişim devletin üniter yapısına doğrudan tehdit anlamına gelmektedir.

Türkiye merkezi yönetimle idare edilen bir devlettir.

Bu çabalar ise son dönemde adından söz ettirmeye başlanılan, PKK tarafından açıktan, AKP kanadından ise “üzeri kapalı” bir şekilde ifade edilen “özerkliğin” hayata geçirilmesine yönelik, hazırlık aşamaları olarak şüpheye mahal vermeyecek şekilde dikkatlere takılmaktadır.

Geride bıraktığımız Çarşamba günkü yazımda, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da PKK gibi bir terör örgütüne karşı neden ayaklanmıyorsun, niye sesin çıkmıyor, niye ortak mücadele etmiyorsun?” sözlerinin aslında PKK’ya verilecek yeni tavizlere açılan kapıyı tariflediğini söylemiştim.

Heyhat, ne yazık ki yine yanılmadık.

AKP’de şahsi menfaat yolunda başkanlık sistemi sevdası, PKK’da da Türkiye’yi bölüp kendi kontrolü altında olan özerk bölge kurma hevesi varken ezilen ve geleceği köreltilen daima Türk Milleti olacaktır.

Ne zamanki AKP iktidarından Türk Milleti yetkiyi alır ve PKK’nın tehditleri karşısında terörün başını ezmeye kararlı bir iktidarı göreve getirir, işte o vakit bunca zillet son bulur ve Türkiye ayağa kalkar.

Aksi halde Türkiye kaybetmeye devam eder…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.