DOLAR 5,7328
EURO 6,3606
ALTIN 277,6
BIST 96.032
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Gök Gürültülü

“PKK’DAN ÖZÜR DİLERİZ” DEYİN DE, TAM OLSUN BARİ

129
A+
A-

Madem malum yumruk sonrası mevzu açıldı. Hani sizin “demokrat, barışçı, humanist, teşrifatçı” havanızı ve “kankalarınızla” aranızdaki samimi muhabbetinizi bozmak gibi olmasın da, ben de “şahsi” görüşümü açıklayayım bari.
Burada yazacaklarımdan “Yumruk olayını tasvip ettiğim” sonucu çıkartacaklara şimdiden söyleyeyim, umurumda değil.

İstanbul’da otobüs içinde insanları diri diri yakan PKK’lılara “Demokrasi mücadelesi veriyorlar” diye sahip çıkan Ahmet Türk’e “çüş be” demeyenler, beni burada yazacaklarımdan dolayı ayıplayacaklarsa… Ayıplamayanın …

Her gün birkaç Mehmetçiğimizi kahpece pusuya düşürüp kanlarını oluk oluk akıtanların sözcülüğünü yapan Ahmet Türk’ün birkaç damla kanı aktı diye yeri göğü inletiyorsanız, benim de size “çüşün ulan çüşün be” deme hakkım vardır herhalde!

Gelin birlikte bakalım kim bu adam.

Adı Ahmet Türk.

Eski tabirle derebeyi, yeni tabirle Ağa. 60 köyü, 60 bin kölesi, 300 bin dönüm arazisi var.

1977’den beri milletvekili.

1977’den beri namusu üzerine ettiği yemine aykırı davranır.

Marksist kadrodan CHP milletvekili oldu.

PKK’nın sözcüsü, bebek katilinin bir numaralı çömezi. Bu durum mahkeme kararlarıyla da sabit.

Çoğunluğu kürt kardeşlerimizden oluşan 60 bin kölesi olan birinin çıkıp “Kürt haklarını savunuyorum” demesi ne kadar komik, değil mi?

Elbette bu adamın hiçbir lanet özelliği yumruk yemesini haklı göstermez, bu lanet özelliklerinin muhatabı yargıdır. Fakat hiçbir yumruk da lanet birini “demokrasi kahramanı” yapmaya yetmez.

Malum basın, yazarlar, siyasetçiler… Sıraya girdi. Teşrifat üstüne teşrifat. Bir tek “Peçete” tutmadıkları kaldı. “Tuz var” sesini duyan koşuyor.

Herkes sarıldı kaleme, mikrofona.

Sıraya girdiler. Aman efendim, bu adam neymiş de bizim haberimiz yokmuş.

Okudukça, dinledikçe kendimden utandım.

Ben onun silahlı bölücü örgütün, bebek katili teröristlerin siyasi temsilcisi, 60 bin kölesi olan bir ağa olduğunu sanıyordum.

Yanılmışım. Aman da aman, ne büyük bir demokratmış, ne büyük bir insanmış!

Yumruk olayını TV’lerden hepiniz izlediniz. Sırrı Sakık denen PKK militanının söylediklerini duydunuz. Yırtık dondan fırlar gibi bağırıyor, çağırıyordu. Tehdit ediyor, “intikam, intikam” diye bağırıyordu. Hele Diyarbakır Belediye Başkanı denen adamı da dinlediniz.

Herkesin paçasının arasında gezdirdiğini bu adam sürekli ağzında gezdiriyor, gördünüz.

İki damla kanı aktı diye neredeyse herkes özür sırasına, geçmiş olsun sırasına girdi. Acısını hafifletmek için doktorlar, sağlık bakanları ne yapacağını şaşırdı. Ankara’ya devlet töreniyle getirildi. Yollarına halılar serildi, güller serpildi.

Başbakan ABD’den arayıp üzüntülerini sundu. Cumhurbaşkanı Umman’da “Dönünce ilk işim arayıp geçmiş olsun demek” dedi.

Tedbir almayıp hayatının baharında bir kızımızın otobüste diri diri yakılmasını seyreden emniyet hakkında hiçbir şey yapmayan AKP hükümetinin, Samsun’daki tüm emniyet teşkilatını görevden alması, kimin hükümetidir, kime hizmet ediyor olduğunu göstermiyorsa, varın gerisine siz karar verin.

Devletin bir tek “PKK’dan özür dileriz” demediği kaldı.

O cephede manzara böyle.

***

Daha geçen hafta şehit edilen Mehmedimin evindeki manzara da şöyle.

Eşi ve 3 aylık bebeği evde yalnız başlarına. Odanın köşesine sinmiş, öylece oturuyorlar. Yalnızlıklarıyla ve kaderleriyle baş başa. Sahipsiz, kimsesiz, çaresiz.

Sordum Elif geline. Arayıp soran oldu mu? Ahmet Türk denen PKK sözcüsüne “Geçmiş olsun” sırasına girenlerden hiç biri şehidimizin ailesine “Başınız sağolsun” dememiş.

Söyleyemedim.

“Elif gelin, erini kahpece katledenler bugün manşetlerde, demokrat, kahraman ilan ediliyor…” diyemedim.

Sadece, kimsesizliğimize, devletsizliğimize, hükümetsizliğimize kahrettim.

Çaresizliğimize yandım.

Bir anarşiste vurulan yumruk olayında gösterilen hassasiyet, askerimize, polisimize, vatandaşımıza kurşun sıkıldığında gösterilmiyorsa, varın siz anlayın devletimizin içine düşürüldüğü aciz vaziyeti.

Bir tek “Hepimiz PKK’lıyız” demedikleri kaldı.

**

Yumruğu vurana da bi çift lafım var.
Ulan hergele, yumruğu vurup bu bölücü bebek katillerine “mazlum, demokrat” oynama fırsatı verdiğin için seni kınıyorum.

***

Unutmadan.

Hiçbir yerde, hiçbir şekilde hiçbir Türk Milliyetçisi bu tür “provakosyonlara” alet olmayacaktır. Devletin “askeri var, polisi var, milletin çoğunlukla seçtiği bir AKP hükümeti var.” Türk Milliyetçilerinin “askerin, polisin, AKP hükümetinin” asli vazifelerini misyon edinme gibi bir mecburiyeti yoktur. O sebeple, alçaklar bu tür olayları ülkücüler üzerine ihale etmeye çalışsalar da, Türk Milliyetçileri, ülkücüler meşru zeminden bir milim bile sapmayacaktır.

“Yumruk olayı” derinlemesine araştırılırsa, bu olayın aslında PKK tarafından tezgâhlandığı mutlaka anlaşılacaktır. Sonuçları itibariyle bu olayın kime yaradığına bakın, kimin tezgâhı olduğunu da anlarsınız.{jcomments on}

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.