DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

pkk ya federasyon sözü verildimi?

07.04.2013
54
A+
A-

NECDET SİVASLI

Barış süreci ile ilgili olarak, kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapılıyor, bunlar kamuoyuna açıklanmıyor. Ancak, olaylar, istekler ve ortaya konulanlar bu işin hangi boyutlara doğru gittiğini gösteriyor. Biz, PKK’nın 30 yıl sonra neden silah bırakıp, başka bir ülkeye gitmesi gerektiğini sorguladık.” Bu kanlı terör örgütü, bunun karşılığında isteklerinin yerine gelmemesi halinde adım atar mı? “ dedik. Nitekim Kandil’den gelen sesler de bu görüşümüzü doğruluyor.

Şu gerçeğin altını kalınca çizelim:

Eğer, gerçek anlamda barış sağlanacaksa, Türkiye de Kandil’deki teröristler silahlarını bırakmak durumundadırlar. Bu kolay sağlanamayacak. PKK’lıların elebaşlarından KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, “Gerilla yasal güvenceyi görmeden bir adım atmaz” diye yanıt veriyor. Dikkat ediniz “Silahları bırakırız” demiyor, sadece çekilip çekilmemekten söz ediyor.

PKK SİLAH BIRAKACAK MI?

İmralı canisi Abdullah Öcalan’ın son çağrısına da bakacak olursak, Kandil’e yönelik “Yol ve yöntemler size ait” cümlesi ile sorumluluğu silahlı güçlere atıyor. Öyle bir noktaya gelindi ki, artık gündemi Öcalan belirliyor, onun söyleyecekleri önemseniyor.

Burada iki noktada sıkıntının olabileceğini görüyoruz. Birincisi, PKK militanlarının çekilip çekilmeyeceği, ikincisi çekilirken silahlı mı silahsız mı çekileceği konusudur. Yasal güvence istekleri sürerse, bunun nasıl sağlanacağı da ayrı bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Kaldı ki, PKK’lıların silahlı ya da silahsız ülkeyi ellerini kollarını sallayarak terk etmeleri de yasalarla uyuşmuyor. Bunun da ayrı bir sorun yaratacağını görmeliyiz.

Sorunun sadece bu kadarla sınırlı olmadığını da görüyoruz. Yeni anayasa için siyasi partiler görüşlerini içeren hazırladıkları anayasa taslaklarını Meclis Başkanlığına teslim etti. BDP’nin anayasa taslağında egemenliğin bölüşülmesi önerisi yer alıyor. Bunu, daha önceden de çeşitli yollardan açıklamışlardı. Bunun anlamı “Biz Federasyon istiyoruz” demektir.

BDP, FEDERASYON İSTİYOR

Öneriyi biraz daha açalım:

“ Yasama yetkisi Büyük Millet Meclis’ine ve Bölge Meclislerine aittir. Yürütme görevi anayasa ve kanunlar çerçevesinde ademi merkezi yönetim esaslarına uygun olarak Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve Bölge Başkanlıkları tarafından yerine getirilir.”

Dikkatinizi şu noktaya çekelim:

BDP’liler burada bir adım daha öne çıkıyorlar. Yasama ve yürütme yetkisini Meclis ve Hükümetle bölüşmek istiyorlar. Daha önce DTK özerklik etmişti, şimdi adı konulmamış üstü örtülü federasyon isteniliyor. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, daha önceki açıklamalarında da federasyondan sıkça söz etmişti. Zaten, PKK’nın siyasi uzantılarının ne istediklerini artık bilmeyen mi kaldı?

Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır. Konu ile ilgili olarak daha önce yazdığımız bir yazıda, “Ver federasyonu, al Başkanlığı” pazarlığının yapılmış olabileceğine değinmiştik. Bu konu, şimdi ortaya çıkıyor. Çünkü AKP’nin hazırladığı anayasa taslağında Başkanlık sistemi vurgusu yapılıyor, bu konuda ısrar ediliyor. Daha önce Başkanlık sistemine sıcak bakmayan PKK’nın siyasi uzantısı BDP’liler şimdi bu konuda Hükümet kanadı ile ittifak halindeler.

MİLLETE DOĞRULARI SÖYLEYİN

Başbakan Erdoğan’ın “Tek bayrak, tek vatan, tek millet” sözü bu tablo karşısında inandırıcı olabilir mi? Terör örgütünün ne istediği artık açık biçimde görülüyor. Kaldı ki bu istekleri de yeni sayılmaz. Demek ki, bugün barış ortamının sağlanmasında bir takım pazarlıklar var. Bu pazarlıklar sonunda da Türkiye’nin bölünmesi gerçeği ile karşı karşıya gelmiş olacağız.

Demek ki, bu konuda millet yanıltılıyor, kandırılmaya çalışılıyor. Doğrular milletle paylaşılmıyor. Kamuoyunun tepkisinin giderek artması da boşuna değildir. Son yapılan kamuoyu araştırmalarında AKP’nin oylarının erimeye başlamış olması, yüzde 38’lere kadar düşmesi de ortada doğruların olmadığını gösteriyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.